Saygı da diğer her şey gibi hak edilerek alınır.
Yapılanlarla ve ortaya konulan duruşla…
Akılcı olmakla, ortaya konulan vizyon ve hedeflerle…
Çok çalışarak, üreterek, kendi kendine yetmek için uğraş vererek…
Bağırıp, çağırıp, slogan atarak değil.
Çok ama boş konuşarak değil.
Abuk sabuk işler yaparak hiç değil.
Partizanlık yaparak, gelecek nesilleri değil, seçimleri düşünerek saygı hak edilmez.
Kişisel çıkar peşinde koşarak, kamu kaynaklarını har vurup harman savurarak, başkasının sırtına dayanmak suretiyle hovardalık yaparak saygı elde edilemez.
Saygı görmek istiyorsak kendimize her konuda çeki düzen vermek zorundayız.
Bugüne kadar yapılanların tam tersini yapmaya hemen başlamalıyız.
Popülizmi terk edip, ortaya ülkenin geleceğini kurtaracak vizyon koymaya başlarsak birileri bize saygı duyar.
Ne istediğimizi bilirsek.
Kısaca değişmeye ve kendimizi yenilemeye başlarsak.
Değişim de doğru kişilerle doğru işleri yapmakla başlar.
Şekilsel şeylerle uğraşmakla değil.
Dünyadaki değişim ve dönüşümü algılayarak kendisini geliştirmiş, meselelere yerel değil, küresel bakabilen insan kaynaklarına sahip çıkılarak mesafe alınabilir.
Parti ve kişisel çıkarları ikinci plana iterek.
Gençlerin gerçek anlamda önünü açarak.
Bilgi ve birikime saygı duyarak.
Dedikodu üretip bunu bir yaşam biçimi haline getirenleri bir yana koyabilmeyi başararak.
Partili olmayı geçim aracı haline getirenlerden partileri kurtararak saygı duyulacak bir yola girilebilir.
Partileri gerçek anlamda misyon ve vizyon sahibi yaparak.
Onları bir dernek olmanın ötesine taşıyarak.
Toplumsal hedef ve çıkarların savunulduğu ve desteklendiği ortamlar yaratarak.
Hesap verebilirlik prensibini tam olarak uygulayarak.
Uluslararası alanda rekabet edebilecek bir dönüşümü her alanda gerçekleştirmek için seferberlik ilan edip bu konuda 7/24 azimle çalışarak saygı hak edilir.
Yoksa “bu benim partim, bu da benim adamım, ben ne dersem o olur. Birileri mecburdur bedelini ödeyecek, ben de burada bundan fayda elde edeceğim” yaklaşımları devam ettiği sürece size kimse saygı duymaz.
Parti bayrağı sallamanın her şeyin önüne geçtiği ve aranan neredeyse tek kriter haline dönüştüğü yapı çökmeye ve muhtaç hale gelmeye mahkumdur.
Çağı yakalayamayan, kendini yenileyip günün koşullarına ayak uyduramayan, eskide takılıp kalanları öne çıkarırsanız sonu başarısızlık olur.
Bu koşullarda dünya ile ayni dili konuşmanız mümkün olmaz.
Ve kimse de size beklediğiniz saygıyı göstermez.
Ezilir, büzülürsünüz…
Gerisi boş…

Önceki Haber
Sonraki Haber

























