CTP Güzelyurt Milletvekili Hüseyin Erçal, duyarlılık gösterdi.
“Güzelyurt… Acı vatan” başlıklı, Güzelyurt hassasiyeti taşıyan yazıma, cevap verdi.
Ne demiştik…
“Siyaset hamaset batağına gömdüğü Güzelyurt’u tepe tepe kullanıyor…”
Özeti buydu…
Güzelyurt için, yeni projelerin gündeme gelmesi gerektiği, yeni Güzelyurt için Kalkanlı bölgesinde, denize yakın bir alanın imara açılabileceğini, bu yönde projeler olduğunu yazmıştık.
Dr. Hüseyin Erçal, Güzelyurt konu oldu mu, oldukça hassas.
Meclis’in sessiz vekillerinden, ancak Güzelyurt ile ilgili tüm tartışma ve gelişmeleri yakından takip ediyor.
Köşe yazısının ardından, kendi tespitlerinin yer aldığı bir yazı paylaştı benle.
“Cevap hakkı” saydığım için, aynen paylaşırım.
Umarım, diğer Güzelyurt milletvekilleri ya da Güzelyurt sevdalıları da benzer bir hassasiyet gösterir…
“Sn. Hüseyin EKMEKÇİ
HAVADİS GAZETESİ Yazı İşleri Müdürü
21.3.2015 tarihli ‘Güzelyurt… Acı vatan’ başlıklı köşe yazınızı ilgi ile okudum.
Güzelyurt-Lefke bölgesinin bugünkü acınacak durumunu ve bunun nedenlerini, bu duruma neden olanları, ayrıca bölgeyi ayağa kaldırabilecek davranışın nasıl olması gerektiğini çok güzel vurguladınız.
Bölge ile ilgili bu tür düşünceleri daha sık gündeme getirmeniz bizlerin genel arzusudur.
Yıllardır Güzelyurt’u vermeyiz diyenlerin ülke yönetiminde yıllarca etkili oldukları halde, Güzelyurt-Lefke bölgesini geliştirecek programları yapmadıkları ve yapılmak istenenleri de ileriye götürmek için uğraş vermediklerini gösteren sadece iki önemli örneğini sizlere hatırlatmak istiyorum.
Güzelyurt-Lefke bölgesini turizm sektörü ile buluşturacak-yeni yerleşim alanları yaratacak 2004 referandumu sonrasında ortaya konan ‘İKTİSADİ KALKINMA PLANI’nın 2009 sonrasında Sn. Dr. Derviş Eroğlu’nun yönetimindeki Ulusal Birlik Partisi (UBP) iktidarı döneminde ileriye götürülmemesi bölgemiz için önemli bir kayıp olmuştur. Bu planla bölgenin bakir sahilleri turizm ve yerleşime açılmaya başlamış olacaktı. Böylece yıllar içerisinde gerileyen narenciye sektörünün yerini her geçen gün turizm sektörü doldurabilecekti.
30 yılı aşkın süredir Güzelyurt-Lefke bölgesinde geliştirilemeyen sağlık hizmetlerinin durumu halen tartışılmaktadır. Aynı dönemde bu bölgede yaşayan bir sağlıkçı ve halen CTP-BG milletvekili olarak bu süre içerisinde bölge sağlık hizmetlerinde yaşanan bir olayı hatırlatmayı uygun buldum.
Güzelyurt bölgesinde yeterli-sürekli sağlık hizmetleri verecek bir kuruma ihtiyaç olduğu ve bu tür yatırımların insanlarımızın bölgede kalmasına ve yerleşmesine önemli katkısı olacağı bilinmektedir.
Önemli bir ihtiyacı karşılayacağı düşünülerek tümünde de Sn. Dr. Derviş Eroğlu’nun başbakanlığını yaptığı UBP hükümetlerinin olduğu 1984-1991 dönemlerinde bugün halen kullanılan Güzelyurt Sağlık Merkezi’nin üst katında 16 yataklı ve ameliyathanesi olan bir hastane inşa edilmiş ve nöbetçi doktor başlatma noktasına idi.
O dönemlerdeki benzer tartışmalar sonrasında dönemin UBP iktidarları siyasi kaygılarla yeterli iradeyi ortaya koymayarak bölgemiz için önemli bir merkezi, önemli miktarlarda paralar harcandığı halde faaliyete sokmamıştır.
Bölgemizde halen yeterli hizmet veren, sürekli gelişen bir sağlık merkezinin olmamasının başlıca nedeni budur…
Güzelyurt bölgesine sahip çıkmanın böylesi yatırımlarla mümkün olacağını düşünenlerdenim. Sizin de yazınızda belirttiğiniz gibi bölgenin ve ülkemizin ciddi projeleri ortaya koyabilecek yöneticilere ihtiyacı vardır.
Gelişmiş, huzurlu, demokratik, adil ve kaliteli yaşamın olduğu bir ülke yaratmada zihniyet devrimine, değişime ihtiyacımız vardır.
Önümüzdeki 19 Nisan Cumhurbaşkanlığı seçiminde halkımızın bu değişimi gerçekleştireceğine inanıyorum.
Sağlıklı günler ve çalışmalarınızda başarılar dilerim. Saygılarımla
Dr. Hüseyin ERÇAL
CTP-BG Güzelyurt Milletvekili”
Karlıtaş: Tek çare gelişim planı
Bu satırlarda da değerli Güzelyurt-Lefke sevdalısı Hasan Karlıtaş’ın görüşlerini paylaşıyorum: “Güzelyurt’un makus talihi değişebilir mi? Güzelyurt, verimli toprakları, bol su kaynakları ve yeşil hakimiyetindeki renkleri ile anılsa da, Kıbrıs sorunu kaynaklı yaşadığı gelecek belirsizliği, Güzelyurt bölgesinde yaşayan insanları yormuş durumda. Çünkü GÜZELYURT’un, Kıbrıs müzakerelerinin her döneminde yaşadığı belirsizlik, onu hep iki arada, bir derede tuttu. Umut yerine, hep ne olacak bu Güzelyurt’un (Omorfo’nun) hali? Güzelyurt ne zaman verilecek? sorularını ve bakış açısını yarattı. Özellikle bir dönemlerin ‘sarı altını’ olarak, anılan narenciye de yaşanan düşüş de, şehir son yıllarda eski parlak yıllarını özlemle aramasına yol açtı. Güzelyurt’un, sürekli olarak pazarlık unsuru olarak anılması neticesinde, yaşanan gelgitler, ekonomik durgunluk ve yatırım eksikliği, batı bölgesinin yeşillikler içerisindeki bu şirin kasaba görüntüsünün önüne geçti İşte bu yüzdendir ki, Güzelyurt, bir adım ileri giderken, iki adım da geri gitti.
Adı gibi güzel bir yerleşim yeri olan Güzelyurt, tarihi, kültürel ve doğal açıdan son derece zengin bir potansiyele sahip olmasına rağmen, ne acıdır ki, turizm gelişiminden en az payı alan bölge durumundadır. Artık, verilecek verilmeyecek tartışmaları yapmak yerine, halktan kopuk gelişim olmaz anlayışı ile bölgenin değerlerine sahip çıkmalıyız. Güzelyurt’un güzellikleri etrafında birleşerek, çevre ve kültür dostu bir planlama ile turizm, iyi tarım uygulamaları ve eğitim alanlarında gelişimin önünü açmak hedeflenmelidir…
Çözüm, halka umut veren yatırımlar ve GÜZELYURT ÖZEL GELİŞİM PLANI’dır. Bu plan, üretim, eğitim ve turizm etrafında şekillenmelidir. Ancak, geçmiştekiler gibi kağıt üzerinde kalmamalı ve ulaşılabilir halkta umut yaratacak hedefleri içermelidir… Aksi halde Ne olacak bu Güzelyurt’un – Omorfo’nun hali diye söylenip, Gönyeli’de yeni Güzelyurt yaratılmanın önüne kimse geçemeyecektir… Her geçen gün kiralık dükkan ve boş evlerin sayısı artacaktır. Bu değişebilir… Değişmek zorunda…”
































