Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

GÜNEY KIBRIS’TA TARTIŞILANLAR

 

Rumca bilmek, Rum toplumunun psikolojik durumunu kavramada hayli faydalı oluyor.

Rum halkı, özellikle göçmenler, kendi yönetimlerinin DIŞ POLİTİKA uygulamalarından hayli şikayetçiler.

Aydın Rum göçmenleri , toplumlarını yöneten politikacıların iktidara geldiklerinde DERİN DEVLETLERİ ve KİLİSENİN  onları esir aldıklarını artık daha yalın bir şekilde ifade etmeye başladılar.

Kilisenin ekonomik ve siyasi etkisini korumak amacıyla milliyetçiliği ve bölünmeyi kışkırttığı artık bu aydınlar arasında daha net görülmektedir.

DERİN DEVLET ise, Türklerle  iktidarın paylaşılmaması, gerekirse adanın bölünmesi pahasına , bu politikada ısrar edilmesini savunmaktadır.

Bu politika , eğitimde Türk düşmanlığı ve Polis Kurumunda  ise Türklere zorluklar çıkartılması şeklinde  kendisini göstermektedir.

Rumların bu politikaları DUNTAS DOKTRİNİ’ne dayanmaktadır.

Duntas, 1974-79 arasında adada büyükelçi, 1969-71 arasında da konsolos olarak görev yaptı.

Duntas,1974’tte once Yunan darbesi ve ardından gelen Türkiye askeri çıkartmasıyla birlikte, Kıbrıs’ta üstünlüğün Rumlardan yana değil, Türklerden yana değiştiğini analiz ederek, Rum ve Yunan politikaları üzerinde etkili bir doktrin yarattı.

Kıbrıslı Rumların bu koşullar altında çözüme gitmelerinin felaket olacağını ileri sürüyor ve koşullar Kıbrıslı Rumların lehine değişmeden kesinlikle çözüm yapılmaması ve statükonun devam etmesini savunuyordu.

Duntas, Kıbrıslı Rumları uzun yıllar beklemeye, sabırlı olmaya çağırıyor, çözüm için acele etmemelerini istiyor ve federal devlet fikrine KESİN KARŞI ÇIKIYORDU.

Duntas, Kıbrıs’ta federal bir devlet kurulmasına karşı çıkarken, aslında ülkenin temelli olarak bölünmesini savunuyordu. Çünkü Yunanistan’ın nüfuz alanında yer alan ikinci bir Helen devletini, federal Kıbrıs devletine tercih ediyordu.

Spiros Kipriyanu ve Tasos Papadopullos’un BM nin hazırladığı tüm planlara son dakikalarda HAYIR demelerinin ardında bu politika yatar.

Rum aydınları  GÜNÜMÜZDE nihayet Duntas Doktrini’ni yeniden tartışmaya başladılar.

Rum yönetimlerinin izlediği Duntas Doktrini politikasının ada üzerinde Türkiye HAKİMİYETİNİ ARTTIRDIĞINI ve bu hakimiyet karşısında Rum toplumunun hiçbir kazancı olamayacağını sık sık tartışmaktadırlar.

Türkiye’nin Maraş ve İki devletli çözüm açılımı politikaları ,özellikle MARAŞ SAKİNLERİ arasında  büyük kaynamalara ve yönetime karşı eleştirileri sertleştirmeye yol açtı.

Hristodulidis de geçmişte DUNTAS  doktrini temelinde bir politikanın izlenmesinden yanaydı.

Hristodulidis, Anastasiadis ile birlikte, Montana  sürecini baltalarken, BM nin planlarına karşı çıkmanın günümüzde Rumlara hiçbir şey kazandırmadığını  GÜNÜMÜZDE daha iyi görmeye başladı.

Hristodulidis AB ve BM ile yaptığı görüşmelerde  İKİ TOPLUMLU İKİ BÖLGELİ FEDERAL KIBRIS tezine dönmek zorunda kaldı.

Kıbrıs konusundaki süreci AB -TÜRKİYE yakınlaşması, Türkiye-Yunanistan işbirliğinin gelişmesi ve DOĞU AKDENİZ GAZI’nın  Türkiye üzerinden nakledilmesinde oluşacak yeni politikalar belirleyecektir.

Kıbrıs Rumları ve özellikle göçmen aydınlar, Rumların şimdiye kadar izledikleri politikaların sadece felaket getirdiğini savunmakta ve bu konuda halkın sempatisini kazanmaktadırlar.

Rumların Kıbrıs’ta istediklerini yapabilme şansı olmadığı gibi, Türkiye’nin de burada Kıbrıs Türk Devletini savunma konusunda ileri adımlar atamaması, Kürt Sorunu dolayısıyla çok kesindir.

ZAMAN, imkansızın yerine mümkün olanı getirecektir.