Köşe Yazarları

Gültekin Erdoğan anısına saygıyla ve minnetle

Abdülselam Tanışman yazdı


Mücadele dolu bir yaşamın yorgunluk nedir bilmez bir savaşçısıydı Gültekin Erdoğan. Nam-ı değer TEKO. Kalabalık bir ailenin büyük oğullarından ortancası olan Tekin Abimiz, henüz daha evli bile değilken babasını kaybedince başlıyor mücadele dolu yaşamına. O günden beridir kardeşi Aydın Erdoğan ile birlikte ailenin tüm sorumluluklarını yüklenmiş kardeşleri için bir Baba figürü haline gelmişti. O’nunla ilk tanışmamız 90’lı yılların ortalarına denk gelir. Çocukluk arkadaşım ve kadim Dostum Uğur’un babası, mahallemizin Tekin Abisiydi o. 90’ların sonu milenyumun başlarında imkansızlıkların ortasında turistik tesis inşa eden mücadeleci bir girişimciydi. Herkese yardım eder, zorda kalmışın yardım çığlığına ilk o koşardı.

Siyasi ve ideolojik çizgisiyle birçoğumuza örnek olmuş, girdiği Belediye seçimini çok az bir farkla kaybetmişti. Ama o yine de verdiği sözleri tutmuş,imkansızlığın başkentinin vatandaşlarını elinden geldiğince mağdur etmemeye özen göstermişti. Tüm olanlara rağmen mücadeleden vazgeçmedi.

Geçmiş hükümetler tarafından izinle inşasına izin verilen el emeği göz nuru turistik tesisi “Teko’sPlace” Karpaz’ın bir bölümü  ÖÇKB (Özel Çevre Koruma Alanı) ilan edildikten sonra devlet tarafından kaçak ilan edilmişti. Mağduriyeti oluşturan devlet yıkımı gerçekleştiren yine devletti. Karpaz bölgesinde ki küçük girişimciye yıkımı reva gören yönetimler, şehirlerde ki büyük otel sahiplerinin çevre katliamına göz yumarken, Tekin Abi kendi gibi mağdur edilen herkesin hakkını arıyor tam bir mücadele örneği sergiliyordu. Girdiği arbedede stres sonucu rahatsızlanmış ve hastaneye kaldırılmıştı. Yine de tüm olanlara rağmen mücadeleden hiç vazgeçmedi.

Mücadeleci karakteri, mahkeme kararı ile “kaçak yapı” gerekçesiyle hapse mahkum edilmesine rağmen yine de direnmeye devam ediyordu. İçeride olduğu günler boyunca ziyaretine giden herkese umut aşılıyor, iyilerin mutlaka kazanacağına dair öğretilerde bulunuyordu. Dediği de oldu. Üç aylık mahkumiyetten sonra iyiler kazanmış ve tahliye edilmişti. Tahliye olduğu gün onu kapıda karşılamaya giden bizlerdik ama onun samimi gülüşü ve yılmayan direnişçi ruhu bizi daha iyi karşılamıştı. O hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmedi.

Hiç unutmam! 2013 yılında bir mitingde yaptığım konuşmadan sonra ben ve Uğur’un yanına gelmiş, iki eliyle omuzlarımızdan tutarak “Biz yapacağımızı yaptık, artık siz devam ettireceksiniz. Mücadeleye devam “ demişti. Bu sözleri sarf ederken gözlerinin içi tüm samimiyetiyle parlıyordu.

Tam her şey bitti derken yaşadığı stres sonucu hastalığa yakalanmış, yıllarca süren sancılı tedavi süreci boyunca yaşadığı fiziksel acılara rağmen yine de mücadelesinden hiç vazgeçmemişti. O zor süreçte bile gülümsemesi ve esprileriyle yüzümüzü güldürüyor kendisine umut vermeye gelenlere daha fazla umut oluyordu. O bu yönüyle hep bizden bir adım öndeydi. Seveni de vardı, belki sevmeyeni de ama onun o koca mücadeleci yüreğinde herkese yetecek kadar sevgi vardı.Haziran’ın bir  gecesi, örnek alınacak 55 yıllık mücadeleci bir yaşam öğretisini bizlere miras bırakarak sonsuzluğa doğru yola çıktı.

Bir gün mutlaka yeniden buluşacağız. Allahaısmarladık Tekin Abi. Seni hiç unutmayacağız.


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı