Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Güçlü bir soyunma odası yaratın

O sporcu “yedek” mi? Asla! E “kurtarıcı” mı? Evet! Yıllarca “yedek” dediler ve bu yedeklerin(!) bedenlerini teknik alanda tuttular ama ruhlarını hep soyunma odalarından itelediler. Sporcu arkadaşlar bilir; Birileri kendilerine “yedek” dedi mi sanki de; “Sen o takımın dışındasın çocuğum. Çok da gevezelik yapma. Otur oturduğun yerde!” modunda bi’kompleks çakar. İşte, burda da liderlik teorileri ön plana çıkmalıdır. Neymiş? İyimser rüzgârın dinmesini bekler, kötümser rüzgârdan yakınır amma velâkin “lider rüzgâra yelken basar”mış diyor ünlü liderlik kuramcısı Maxwell. Ustayla hemfikiriz. İşte sporda da rüzgâra yelken basma işi iyi bir ‘takımdaşlık’la olur anca. Bi’defa takım olmak bi’süreç, bi’zaman, bi’özveri işi. Her takım üyesi abuk ve de sabuk özel ihtiyaçlardan uzaklaşıp veya dondurup takımın hedeflerine kitlenirse âmenna. E aksi durumda mı? Sadece maç kazanılacaktır ama şampiyonluk asla. E işe nasıl başlamalı? Bi’defa bu sürece güçlü bi’soyunma odası yaratmayla başlamalı. Âdettendir yazalım; Hani şu koskoca saat küçücük bir pim’e muhtaçtır ya, işte o pim sayesinde koskoca akrep ve de yelkovan peşisıra ilerler ya, işte bu pim fonksiyonlu oyuncular vardır. Takım içi sizin için çok da bi’şey ifâde etmezler ama gel gör ki maçın son dakikalarında devreye girer ve maçı koparırlar. “Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu söyler” ama bu kahrolası egolarımız var ya, işte o an’larda bizi yanlışa sürükler. Bi’defa her takım üyesine yüzde 100 saygı şart. E zaten o da Allah’ın bi’kulu değil mi? Haa, ‘eşitlik de adalet değildir’ hani. Doğada hiçbir varlık eşit değildir. Kütle, hacim, renk, biçim veya içerik olarak her obje birbirinden farklıdır. Kaldı ki insan? Eşit mi? Asla! Eşdeğer mi? Tabii ki de evet! İnsanlararası ‘kadın hakları’ gevezeliğini geçtim ama insanlık hakkının da merkezinde adalet ve sevgi yatar. Kırmızı Şeytanlar’da bi’türlü aşısı tutmayan ünlü futbol düşünürü David Moyes bir sohbette; “Etkin iletişim, güçlü soyunma odası oluşumuna yardım eder. Soyunma odası sporcuların kendilerini evlerinde hissetikleri yerlerdir. Dürüstçe konuşurlar, hiçbir şeyden korkmazlar. Dışarıda dillendiremediklerini sürekli olarak orda konuşurlar. Orda özel hayat yoktur. Herkes hayata diar tüm sıkıntılarını orda paylaşır” demiş. Usta haklı, sporcular bilir o soyunma odasına maçtan en az 2 saat öncesi girilir ve de Real’lin efsanesi Cristiano Ronaldo’nun de dediği gibi “bir şampiyon gibi hazırlanmak” gerekir. Kimisi masaj alır, kimisi açma germe, kimisi duş, kimisi ibadet, kimisi yüksek volümlü müzik dinler. Olabilir, herkesin farklı yoğurt yeme stilleri vardır ama başlama düdüğüne yaklaştıkça tek bir hedefe kitlenme olayı vûkû bulur. Teknik insanlar genellikle takım kaptanları aracılığıyla soyunma odasındaki atmosfere ince ayar çekerler. Takım kaptanı sayesinde “kızım sana söylerim yanlış anlama aha hep bu geline söyleyemediğim konuları senin üzerinden çakarım kızım” işte tam da burda gerçekleşir. Kaptan sayesinde dışardan içeri ve içerden dışarı mesajlar gider. Tabii bazen de size en özellerini söylemezler. Söylemesinler de zaten. Sizi de pek ilgilendirmez her cacığı maydanoz olmamakta fayda var. Soyunma odası sporcularımızın sinerji (üstün güç) yarattığı yerdir. Orası önce onlara, sonra da size özel bir mekândır. Bu yüzden yönetici veya başkanların orda işi yoktur. Sahne arkası oyuncuların, önü ise tüm taraftarındır. İşte burda da teknik adamın etkileme ve de sürükleme özelliği ortaya çıkar. Buı etkilenme de soyunma odasından başlar. Orada ‘sevgi paylaşımı’ yoksa derhal o odayı terkedin. Zira olayın mutfağı orası. Mutfakta bilgelik, adalet ve de sevgi yoksa işiniz hikâye. Nokta…