H.K: 1931 yılında Antrilukulu doğumluyum. Ay oğlum o zamandan şu doğundum 100 tane keçimiz vardı giderdik yalnız ovalara. Ağlardım onun içinde yağmurların içinde galırdım. Abamınan ekmek yerdik. Abam verirdi bana ekmeğin için kenarlarını o yerdi. Nere giden be derlerdi gızarlardı bana. Güzel bir köydü. Padem her şey varıdı. Ovalara gider ekerdik. Pademden yapardık sucuk, paluze, köfter. Fakirlik varıdı o zaman. Çobancılık yaptım davar bekledim. Ne okul gördük ne bişey. Babam derdi gelda keçiler girdi ekine. Kalk be yukarı bana bütün gece napan derdi bubam. Böyle geçti.
Ali Atamer: Mustafa dede senin neler var hatıranda geçmişe dair bizimle paylaşmak istediğin?
M.K: 1927 Yalya köyünde doğdum. Baf köyüydü. Gitti okula ama bizim öğretmen Tera köyündendi. Öğretmenin hısımı varıdı onun içinde. Şaka ederkena yeğeniynan tenefüste tuttu bizi kulaktan 2 tokat vurdu bana velhasıl gözlerimden dere gibi yaş geldi. Ondan sonra gitmedim okula. Aldım çifti ihtiyarın 13 yaşında. Çift sürdüm. Neçin da den oğlum öyle. Eskiden 3-4 aile varıdı Rum kimseye sormadan sattılar mallarını gaçtılar. Rumcada bilirim. Rumlarınan gardaş gibi geçindik tüfek bile atmadılar bize. Çıktı sora fasariyalar. Lefkoşa’da başladı tayera meydanında olaylar. Bozuldu işler.
H.K: Sorar sana bu Ali nasıl yaşardın köyde söyle gene.
M.K: Geçti onlar artık.
Ali Atamer: Dizlik geyen var mıydı köyde?
M.K: Şalvar dizlik geyerlerdi. Rumlarda öyleydi. Yelek geyerlerdi bir da siyah guşak arkalarında. Yayladan gittiler Alaman harbına rusunan savaştılar. Nikahlıydım gitmedim bırakmadılar.
Ali Atamer: Köyde harnıp ve zeytin olduğuna göre bunların nimetlerinden faydalanırdınız değil mi?
H.K: Her şeyi yapardık ama şimdi yapamam ihtiyarladım artık. Garıştırırdık sütü Köy hellimi yapardık. Talari varıdı bilirsan keserdik oturdurduk gendini alırdık talarinin içine bastırırdık çıkardık gorduk gendini suya. Baştan yapardık gene dökerdik gorduk suya ederdik noru. Sonra çıkarırdık noru gorduk hellimleri içine. Ciracıklarda yapardı pilavuna. Davarda görüşürdük sadece gendileriynan. Rumlarınan gavga şamata yoğudu severlerdi bizi. İstemezlerdi gaçalım köyden fasariyalar çıkınca. Alıştıydık birbirimize. Hade söyleyim Rumca şarkı. Siz çevirin Türkçeye. Aha unuttum bunu bile durun be çocuklar. Ne anam var ne bubam ne de kardeşim.
Ali Atamer: Annelerin babaların nereliydi?
H.K: Yerliydi ama babam onda galdı Antrilukuda. Annem burada öldü. Beni da götürün doğduğum topraklara ama götürmezler beni.
Ali Atamer: Hep 50-60 yıl öncesinin vasıtalarını merak ederim. Var mıydı taşıt?
M.K: Varıdı ama lastikli değildi. Asmalardan çubuk bulurlardı da örerlerdi rimsin üstüne onuynan giderdik. Kasabaya da giderlerdi Lefkoşa’ya da. Öküzleri da sabanınan sürerdik. 2 dane öküz vardık. Şimdi eyi olsam gene yaparım.
H.K: Panayır olurdu bazen da giderdik. Satarlardı onu bunu urubalar.
M.K: Dana getirirlerdi hayvan satışı olurdu. Fakirlik varıdı ekmek bulamazdın yeyesin.
Ali Atamer: Rumlarla Türkler arasında evlilikler olur muydu?
H.K: Rum Türkünan evlendiydi. Bizim köyde yaşardı.
Ali Atamer: Mustafa dedeciğim Baf’ın çok güzel olduğunu söylerler.
H.K: Güzelidi yani. Sularıda bol hele Arodez köyünde bağ yetiştirirlerdi. Guru üzüm yaparlardı. Üzümden şarap yaparlardı. Eyiydi Baf.
M.K: Rumlarda yapardı. Değirmenimizda varıdı.
H.K: Öğüdürdük harnıpları ederdik bal pekmez. Gorduk genleri suya sabaha gadar alırdık o suyunu gorduk üstüne bal yapardık. Un değirmeni da varıdı.
M.K: Gara pekmez da yapardık.
Ali Atamer: Tanışmanız güzel anılarla doludur herhalde.
H.K: Ha şimdi abam yaylaya evlendi. Bunu da vereceyik o bir Mustafaya dediler. Geldiler dünürcülüğe. O zaman yan yana gomazlardı oturalım. Sonra sonra ki nikah gıyacaydık tanışdık eyi. Aldılar beni getirdiler yaylaya Atınan. Gardaşım bindi önde ben da arkada. Orda düğün yaptık. İster istemez galdık. 15 yaşındaydım.
M.K: Başka dünürcülük yapmadım.
H.K: Görürdü gızı gider isterdi gendini. Olurdu o iş. Bazan da gomazdı. E ne bileyim artık.
M.K: Neçin da den şimdiye gadar ne haspa dedi bana ne da bişey. Bazan gerçi sinir eder beni.
H.K: Ne sinirlenin yahu ama.
M.K: İlle yedirecek beni zorunan. Ben da yemek istemem yeyim.
Ali Atamer: Havva neneciğim eskiden fakirlik olduğunu söyledin. Bu durumda düğününüzü dilediğiniz gibi yapabildiniz mi?
H.K: Sadece düğün yaptık. Fakirdik oğlum bir günde yaptık düğünü. Dünürcülükten 1 ay sonra gıydık nikahı. Evde gıydık imam nikahı. İsten bu adamı evet dedik. Napayım. Geydim gelinlik da. Bir yüzük dakdılar bize sahte. Bir beyaz elbise da bize geydirdilerdi. Fukaralık varıdı. Çalgılar da oldu yani.
M.K: Hannascıklar çalardı be Ali.
H.K: Düğünde herse yaparlardı. Keserlerdi buğdayı gorlardı eti da. O saat ki bişecekdi büyük gaşığınan garıştırırlardı. Mustafa dedeniz oyuncuydu. Çok eyi Kıbrıs havaları oynardı. Rumları davet etmediğimiz için gelmediler düğüne.
Ali Atamer: 1946’dan “74”e kadar olan sürede neler yaşadınız?
H.K: Çok çektik ondan yanı. Gelirlerdi gavurlar vursun bizi. Saklanırdık dereye. Yerlerde yatırdık. Sabahtan galkar gelirik aşşaya ovaya. Akşam gene giderdik saklanmaya. Bir zaman esir düştü eniştem. Yolladılar geni siyara getirsin Poliye tuttu geni Rumlar vurdular dayakda. Bıraktılardı gendini sonra.
M.K: Harp etmedik be gardaş. Köyler desen hiç. Garşı garşıya gelmedik gavurlarınan. Ara sıra atarlardı silah korkutmak için.
Ali Atamer: Bizlere her şeyi anlattınız. Biz burada bulunmaktan sizleri tanımaktan çok mutluyuz. Paylaştıklarınız Kıbrıs Türk literatürüne girecek cinsten. Sayenizde tarihimize ışık tuttuk.
H.K: Ne gonuşacayık zaten başka. Etişir. Çok zor günler geçirdik.
Ali Atamer: 68 yılın içinde gülmeyi yaşama sevincini utmadınız. Hayata hala daha bağlısınız.
H.K: Bakma şimdi ayrı yatırık. O öksürür beni rahatsız eder. Bir evin içindeyik ama yatakları ayırdık. Bİr yastık galmadı. Ben attım dedenizi başka yatağa. Sen ora ben bura dedim gendine.
M.K: Hepsi her şey geldi geçti. Eski günleri ararım ama bulamam.
































