Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Görüşmelere halk da katılmalıdır

Kıbrıs’taki çözüm, en fazla sıradan halkın hayatını derinden etkileyecektir. Bu nedenle, görüşmeler konusunda, halka daha fazla bilgi vererek, halkı sürecin içerisine daha aktif bir şekilde katmak, müzakerecilerin önemli görevlerinden biridir.
Kıbrıs’taki görüşme sürecini ileriye götürmek isteyen güçlerin, esas olarak ABD, AB ve Türkiye olduğu dikkate alınarak, bu güçlerden sağlanacak çözümde, ellerini taşın altına koymaları, daha fazla talep edilmelidir.
Kıbrıs sorununda, yönetimin paylaşılması çok önemli ve tayin edici bir noktadır. Her iki ulusun geleceğini, yönetimde oluşacak doğru model belirleyecektir.
Yönetimde, önemli oranda ilerlemeler sağlandığı ve merkezi devlet ile kurucu federal devletler konusunda ilerlemeler sağlandığını bilmekteyiz.
Ancak, sıradan halkı ilgilendiren konuların başında, yer değiştirme, toprak ve mülkiyet konuları belirleyici olmaktadır.
Annan planı sürecinde, bu konular, yönetimdeki güç paylaşımından fazla tartışılmıştı.
Şimdi, içinde bulunduğumuz süreçte, bu konularla ilgili olarak, halka yansıyan herhangi bir bilgi yoktur. Bu ise çok önemli bir eksikliktir.
Yer değiştirmeyle birlikte, yer değiştirecek olanların, YENİDEN REHABİLİTASYONU, KONUT SORUNU VE İŞ GÜVENCESİ, çok önemli konulardır. Bu konularda, halkın sürece katılması ve TATMİN EDİLMESİ şarttır.
İnsanlar, çözümü, kendilerine daha güvenli bir yaşam ve daha iyi bir ekonomik alt yapı sağlanacaksa, DESTEKLEYECEKTİR.
ABD, AB ve TÜRKİYE, insanların yeniden rehabilitasyonu ve daha iyi yaşam koşullarına kavuşmasında, yapacakları maddi katkılar konusunda şimdiden zorlanmalıdır.
Kıbrıs Sorunundan faydalanarak, ANORMAL KOŞULLARDA, her iki toplumda bulunan sıradan halkın çoğunluğunun toprakları yağmalanmıştır. Göç ederek toprağını terk eden Rum ve Türklerin arazileri üzerinde yeni bir yaşam kuranların haklarının yanı sıra, bu toprakları yağmalayarak, üzerinde ikamet amacıyla değil, yağma amacıyla el koyanların sorunları nasıl ele alınacaktır.
Mülkiyette adil olmak, sıradan halkın haklarını korumak için, halka inip, halkın düşüncelerini bu konuda mutlaka dikkate almak gerekmektedir.
Sivil toplum örgütlerimizin, görüşme sürecine katılmada aktifleşememesi, çok büyük bir çelişkidir.
Çözümle, en fazla etkilenecek olanlar, sivil toplumun parçaları olan sıradan insanlar değil mi?
Kitle örgütlerimiz, sendikalarımız ve siyasi partilerimiz, toprak ve mülkiyet konularında daha fazla hareketlenmeli ve görüşme sürecinin bir parçası olmaya çalışmalıdırlar.
Oluşacak olan yeni kurucu devletlerin, güçlü ve bürokratik yapıdan uzak olmaları da çok önemlidir.
Şimdiki devlet yapımız hantal ve alabildiğine bürokrasi içerisine batmış bir devlettir. Bu devlet yapısı zorunluluk nedeniyle şişmiş olabilir. Ancak, adım adım bunun tasfiye edilerek, yerine maliyeti az olan bir devletin kurulması gerekmektedir.
Yeni oluşturulacak kurucu devletle, bugünkü devletin alabildiğine küçültülmesi gerekmektedir. Bu politika uygulanırken, devlet aygıtının dışında kalacak insanların yeniden rehabilitasyonu konusunda, kaynak yaratmak, çok önemli çalışmaları gerektirmektedir. Halk, bu tür konuları tartışmaya başlamalı ve bu konuda tedbirlerin alınmasına katkıda bulunmalıdır.
Çözümle 50 yıllık alışkanlıkların ve 50 yıllık MANDRA DÜZENİNİN yıkılması sağlanacaktır. Bu süreç çok sancılı ve menfaati bozulacak olanların direnciyle karşılaşacaktır.
Bugün, halkın, görüşme sürecinden uzak tutulması, sadece avantacıların işine gelmektedir.
Çözüm süreci, yeni alt-üst oluşların ve yeni alternatiflerin oluşacağı bir süreçtir. Bu süreci, çıkar çevrelerinin elinden alıp, sıradan halkın çıkarına çevirebilmek için, halkı, bu sürecin parçası haline getirmeliyiz.