1963 olayları , ardından1974 KIRILMASI Kıbrıs’ı tanınmaz hale getirdi.
Özellikle 1974’tteki çatışmalar ve adanın fiili olarak ikiye bölünmesinden sonra, adanın yeniden birleştirilmesi için sayısız girişimler yapıldı.
Bu girişimlerde, her iki taraf da sahadan kaçmak için uygun zemin bulabildi. Bu kaçışlarda başarılı olmalarının bir nedeni de DÜNYA KOŞULLARININ ortamda, DIŞ GÜÇLERİN onlara fazla karışmamasıydı.
Şimdiki süreç artık farklı bir şekilde gelişecek:
İçteki Anastasiyadis ve Akıncı arasındaki görüşmelerde, SON’a gelindi.
Kıbrıs Sorununda tayin edici olan , can alıcı konular, TOPRAK, HARİTA ve GARANTİLER konusudur.
Bu önemli konularda, ister Rum olsun, isterse, Türk olsun, Kıbrıslılar TAYİN EDİCİ DEĞİLDİRLER.
Toprak ve Güvenlik, Türkiye’nin EVET’i alınmadan çözülemez.
Kuzeyin elinde bulundurduğu RUM TOPRAKLARINDAN hangisinin geri verilebileceği ancak Türkiye’nin kararıyla uygulama alanına girebilir.
Toprak konusundaki son pazarlık, Rum kesimi ile Türkiye arasında olacaktır.
Toprak konusu çözümlenmeden, HARİTA da ortaya çıkamaz.
Güvenlik ve Garantiler konusu daha da karmaşık bir konudur:
Garantiler konusu, Kıbrıs’ın NATO tarafından denetlenmesi, dolayısıyla AMERİKA’nın BÖLGESEL POLİTİKASI ile iç içe olan bir konudur.
İngiliz üslerinin adadan sökülmesi koşulları olmadığına göre, adadan Türk ve Yunan askerinin uzaklaştırılmasıyla ilgili bir karar üretmek imkansızdır.
Garanti ve ittifak antlaşmaları, Türkiye, Yunanistan ve İngiltereden her üç tarafın istemesi durumunda değiştirilebilecek ULUSLARARASI ANTLAŞMALARDIR.
Newyork’ta en önemli pazarlıklar bu alanda olacaktır.
Şu anda, Newyork’ta, BM yetkilileri, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere DIŞİŞLERİ BAKANLARI ile, yeni bir GARANTİ ANTLAŞMASI üzerinde çalışmaktadırlar.
Amerika Başkan Yardımcısı BİDEN ve Dışişleri Bakanı Kerry’nin de Anastasiyadis ve Akıncı ile görüşecek olması tesadüf değildir.
Akıncı’nın Newyork’a giderken, “Dünya Sarayönü Değildir” sözü, DIŞ DİNAMİKLERİN çaba ve TAYİN EDİCİ rolünü güzelce özetlemektedir.
23 Eylül günü Anastasiyadis ve Akıncı, BM Genel Sekreteri Moon ile görüşecektir.
Moon , her iki lidere, yaşanacak yeni sürecin rotasını ve planlamasını iletecektir.Bu Planlamanın mimarının ise BİDEN olacağı unutulmamalıdır.
İsrail Gazı, Kıbrıs Gazı, Ukrayna Krizi, Suriye Krizi, IŞİD’nin yenilgiye uğratılması ve Büyük Orta Doğu projesi iç içe geçmiş sorunlar olarak Amerika’nın karşısında durmaktadır.
Amerika’lı yetkililerin Kıbrıs konusunda büyük bir hareketlilik içinde olmalarının ana nedeni, bu çelişkileri kendi leyhine çözmek istemesidir.
Türkiye ise, artan Orta-Doğu Bataklığına saplanma tehlikesi nedeniye, Kıbrıs sorunu ile daha fazla uğraşıp, enerji kaybetmek İSTEMEMEKTEDİR.
Kıbrıs Sorununu Kıbrıslılar, kendi aralarında ÇÖZEMEYECEKLERİNE göre, bu soruna farklı şekilde taraf olan DIŞ GÜÇLERİN karışması ve bu sorunda BELİRLEYİCİ olması kaçınılmazdır.
DÜNYANIN MERKEZİ KIBRIS DEĞİLDİR.
































