Sınıf savaşları, milliyet dinlemez.
Özellikle çıkarları olan gruplar, çıkarlarının devam etmesı için, ellerinden geleni yaparlar.
Bu yalın gerçekler, her geçen gün, Rum toplumu arasında daha iyi anlaşılmaya başlandı.
1974 savaşlarından sonra, Türk tarafına geçen göçmen Türkler, esas olarak toplu yerleşimle, BOŞALTILAN bölgelere yerleştirildiler.
Örneğin Leymosunlular, Girne tarafına, Dillirgalılar, daha ziyade Karpaz’daki Yalusa’ya, Baflıların bir kısmı, Güzelyurt yöresine, diğer bir kısmı Maraş bölgesine yerleştirildiler.
Toplu yerleşim, bu bölgelerden gelen insanlar arasındaki dayanışmayı ve zor koşullara karşı birlikte direnmeyi örgütlemede önemli bir araç oldu.
Rum toplumunun 200 bine yakın insanının geride bıraktıkları değerleri 30 bine yakın Kıbrıslı Türk göçmene ve Türkiyeden gelenlere paylaştırma, yaşanan tüm adaletsizliklere rağmen, yine de insanların uzun bir süre düzene karşı seslerini yükseltmesini engelledi.
Rum tarafında ise, PAPAZlar ve Makariyos, gelecekteki birlikte hareketi engellemek için, Rum göçmenleri parçalayarak, karışık bir şekilde yerleştirdi…
Yerleştirme sırasında izlenen bu politikanın yanı sıra, Güneyde kalan Türk toprakları ve binalarının önemli bir kısmı da, siyasilere yakın olanlara, düşük bir bedelle kiralandı.
Bu yıl içerisinde, özellikle Baf Belediye Başkanı, Rum zenginlerinden Şagolas Grubuna, değerli Türk mallarının ucuz bir şekilde kiralandığını ve bu topraklar üzerinde inşa edilen Golf Alanlarıyla, Baf’ın su kaynakları zarar görürken, göçmenlerin zorda kaldığını açıkladı.
Montana sürecinden sonra, Kuzey’de malı olan birçok Rum da, savaşta göçmenlerin kaybettiğini, yerli Rumların topraklarının ise alabildiğine değerlendiğini, bu nedenle, özellikle Baf ve Leymosun Rumlarının çözüm olmaması için, var güçleriyle uğraştıklarını daha yüksek perdeden söylemeye başladılar.
Öyle görünüyor ki, çözüm yönündeki umutlar tükendikçe, Rum göçmenler, daha agresif ve mevcut düzene karşı daha saldırgan bir politikaya doğru yöneleceklerdir.
Göçmen Rumlar arasında, Kuzeydeki Mal Tazmin Komisyonu’na başvurmak isteyenlerin sayısı da hızla artmaktadır.
Rum dostu olan Kıbrıslı Türkler, hemen hemen her gün Rum dostlarından telefon almaktadırlar.
Bu telefonlarda konuşulan ana konu, Rumların avukat talebine yardımcı olmaktır…
Çözüm umutları kaybolan Rumlardan önemli bir kısmı, mallarını geri alma umudundan vazgeçerek, ölmeden önce elde edecekleri paraları evlatları arasında bölüştürme yolunu seçmektedirler.
Hayat, içinde taşıdığı farklı çelişmeleri çözme yolunda, her gün farklı alternatifler yaratmaktadır.
Montana sürecinden sonra, Rum toplumu içerisinde ve özellikle göçmenler arasında, Anastasiyadis tarafından kandırıldıkları düşüncesi, gün geçtikçe güçlenmektedir.
Bir müddet sonra, Rum toplumu arasında, göçmen olanların çıkarları ve göçmen olmayanların çıkarları şeklinde iki ayrı çizginin ÇATIŞACAĞI kaçınılmazdır.
































