Git başımdan…

18 Ağustos 2018 Cumartesi | 10:47
Ahmet Okan

Gece olsaydınız ne olurdunuz?

Her gün sabah olurdunuz kaçınılmaz…

Geceyle gündüze göredir yaşamak…

Ne geceyi ne gündüzü zorlamaya gerek var.

Kimi kendini arabada unutuyor, kimi yatakta.

Dairede unutanlar da var hatta dükkanını açmayı ya da kapamayı unutanlar.

Eğer biri konuşurken onu dinlemiyorsanız; aklınız başka yerdeyse,

Eğer film izlerken anlamıyorsanız, bir de kitap falan okurken.

İki şeyi bir arada yapamıyor, hatta bir şeyi, üstelik söyleneni hemencecik unutuveriyorsanız…

Çok yorgunsunuz…

Yaşamak insanlara göre değildir belki de!

Düşündüğü için zorluyor her şeyi.

Gündüzü ve geceyi ve ne varsa yeryüzünde her şeyi.

Doğanın düşünce suçlusu insanlardır!

İnsanlar da doğanın katilleri.

Birbirilerini yok edene kadar uğraşacaklardır bu kaçınılmaz…

Evdeki kedinize bakınız hatta sokak kedilerine, ya da ağaçlardaki kuşlara; ne çok mutludurlar; bu dünya onlar için…

Ne hayatlar gelip geçmiştir aslında bir vardılar bir yoktular.

Bugüne kadar gelen insanlığın bütün yorgunluğu günümüzdeki nesillerin omuzlarındadır.

Her nesil için durum aynı olsa gerek.

Aristo’nun yorgunluğu da, Tolstoy’un yorgunluğu da, Marx’ın yorgunluğu da, kim gelip geçmişse, bir sonrakine kalmıştır…

Her değişim dünyanın yorgunluğunu artırmış mıdır?

Belki de öyledir.

Bu yüzden birçok düşünür güzel bir dünya için kafa patlatmıştır ancak gelinen nokta daha karmaşıksa…

Nereye varacak…

Ben de bu yazıyı neden ele aldığımı anlamadım!

Gündüzmüş, geceymiş!

İyisi mi bu cumartesi gününde Atilla İlhan’ın “Aysel Git Başımdan” adlı şiiriyle bitirelim:

 

Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum.

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim için kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.

 

Acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

Sevindiğim anda sen üzülürsün.
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
uzak yalnızlık limanlarına.
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
Sakın başka bir şey getirme aklına.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum…