“Halkı paniğe sürüklüyorsunuz, yazmayın” deniyor…
Ben de herkese çağrı yapıyor ve diyorum ki, “aman panik yapın…”
Nasıl yazmayalım ki…
Durum tahminlerin de ötesindedir.
Bu konularda, haber merkezimize ihbarlar yağmaktadır.
Resmi belgeler, havada uçuşmaktadır.
“Panik olmasın” diye yazmamaktansa…
Panik yaratarak, çözüm üretmesi gerekenleri harekete geçirmek görevimizdir.
Kim ne ihbar edecekse etsin…
Havadis, gıda güvenliği konusunda yazmaya devam edecektir.
Üç konu var gündemimde. Kısa geçmişte yaşandı üçü de…
Üzüm…
Ispanak…
Kolakas…
Hangisinden başlayalım…
Tabii ki beni en çok hayrete düşüren olaydan…
Ispanak…
.jpg)
.jpg)
.jpg)
Üç denetim de “zehirli” çıktı
Girne’de bir market…
Lüzum olursa, ismini de yazacağım… Sadece “bayileşmeyen” bir market olduğunun altını çizelim…
Elimde, bu marketin “ıspanak” denetimi var.
Market, bu ıspanakları “kendi satış reyonu için” ekti.
İlk denetim tarihi 2 Ocak 2014…
Ispanakta zehir kalıntısı olarak alarm veren “Imidacloprid” kalıntısı bulundu.
Bu durumda yapılması gereken nedir?
Ispanak tarlasının hemen sürülmesi ve orada imha edilmesi gerekiyor…
Ama ne oldu biliyor musunuz?
Aynı market, aynı ıspanak tarlasından alınan ürünle, bu kez 10 Ocak 2014 tarihinde yine tahlile gönderildi.
Sonuç… Yine zehir…
Yine “Imidacloprid”…
Hem de limitler iki katı…
“Tamam, ikincide de aynı tarlada aynı ıspanakta zehir bulunduysa, bu kez sürüldü” diye düşündünüz değil mi?
Hayır sürülmedi…
16 Ocak 2014 tarihinde, aynı markete ait, aynı ıspanak yine tahlile gönderildi.
Düşünün…
2 Ocak’ta satışa hazır…
Zehir bulundu…
10 Ocak’ta satışa hazır…
Yine zehir bulundu…
16 Ocak’ta satışa hazır…
Belge elimde yok, ama bulacağım…
Sonuç yine aynı:
Yine “Imidacloprid”…
Zehir yani…
Peki kritik soru şu:
“Bu sürede, ilgili market, bu ıspanaklardan sattı mı satmadı mı?”
Sizce, iki hafta boyunca satış yaptı mı yapmadı mı?
Uzman görüşüne göre “sattı”…
Çünkü ilaçlamaya devam etti. İlaç kalıntı miktarı artarak devam etti.
Oysa, bu ürünün hemen orada, tarlada imha edilmesi gerekmekteydi…
Tüketicilerine “sürpriz” yapan bu marketi buradan uyarıyorum…
Zehirli ıspanaktan gelecek para, bir gün size “zehir” olarak döner.
Aman ha, bile bile halkı zehirlemeyin…
Bu olayı takip etmeyi sürdüreceğim.
14 günde, 3 kez yapılan tahlillerde zehir bulundu. Halen daha o bahçe sürüldü mü, sürülmedi mi?
***
Sultani üzümler ne oldu?
Anlattılar, inanamadım…
Tarım Dairesi elemanları, “örnek almak” için gittikleri “sultani üzüm” bağında büyük bir şok yaşadılar.
Dönümlerce alanda “sultani üzüm zehirli” bulundu, biliyorsunuz…
Sonra bu alanlardaki ürünler imha edildi.
Üreticilere de, “sizi tazmin edeceğiz” sözü verildi.
“Nasıl olur, hem zehirli ürün yetiştirdiler, hem de tazmin mi edilecekler?” diye şeytani bir soru gelmesin aklınıza…
Evet edilecekler…
Ama esas skandal bu değil…
Aynı dönemde, denetim için gidilen sultani üzüm bağının birinde…
Tarım dairesi elemanları “bir çingil” üzüme rastlayamadı…
Bırakın “salkım”, çingil bile yok.
Ne oldu biliyor musunuz?
Piyasaya sürüldü…
Şimdi o üretici de, ürünü dalında imha edilen diğer üreticiler gibi “mağdur ve ismi de tazmin edilecekler listesinde…”
Tarım Dairesi, “zehir bula bula” tüm bağları yok ederken, “denetimi yapılmadan” ürününü piyasaya süren üreticiye rastladı…
Panik yapmayalım da ne yapalım…
***
Kolakaslar gitti ama…

Geçtiğimiz hafta içerisinde bir yazı kaleme almıştım…
“Malımız satılmıyor çünkü güvenli değil” demiştim.
Yani ambargo dediğimiz şey var ya, aslında kaliteli ürün üretemediğimizdendir” diye de eklemiştim.
Bir gümrük memuru anlattı panik halinde…
“İngiltere’ye kolokas gönderdik ama bir ay önceki laboratuar belgesi ile…”
Yani golagas…
İlk bakışta “bir ay önce temiz raporu alınmış ya…” diyebilirsiniz…
Peki bu bir ayda ne oldu?
Elimde çok sayıda KKTC Sağlık Bakanlığı Devlet Laboratuvarı Dairesi belgesi var.
KKTC Sağlık Bakanlığı Devlet Laboratuvarı Dairesi’nin en büyük zenginliği nedir bilir misiniz?
“TÜRKAK” akreditesi…
Yani, Türkiye’deki “kalite belgesi vermeye değer bulunan” laboratuarları denetleyen Türk Akreditasyon Kurumu’na üye…
Belgesi “TÜRKAK” logosu ile İngiltere’den Afganistan’a kadar tanınan bir laboratuar KKTC Sağlık Bakanlığı Devlet Laboratuvarı Dairesi…
Siz, “bir ay önceki tahlille”, İngiltere’ye kolokas gönderiyorsunuz.
Ya aradan geçen bu bire ayda, “ilaç kalıntısı bulunan” bir sonuca ulaşırsa İngilizler?
Ne olacak KKTC Sağlık Bakanlığı Devlet Laboratuvarı Dairesi’nin “uluslararası tanınmışlığının” hali.
Bu kendi ayağımıza kurşun sıkmak değil de nedir?
“Bu ülkenin sorunu çok üretmek değil, kaliteli üretememek” diyor dünyadaki uzmanlar…
Ben demiştim ki, “hormonladığımız sübvanseli sistemler, halkı hormonlarla zehirliyor”…
Aynı noktadan bir adım geride değilim…
***
İlk adım atıldı
Ve “Başbakanlık alarm vermeli ve tümünü denetleyen mekanizmayı Başbakanlık eliyle kurmalıdır” demiştim ya…
Alarm zamanıdır.
Başbakanlıkta bu konuda geçtiğimiz cuma günü bir toplantı olduğunu “sevinerek” öğrendim.
Tarım ve Sağlık bakanlıkları ve bağlı daireler, “Tarım, veteriner, devlet laboratuarı vs.” koordineli çalışacak. Hem tarlada, hem ağılda, hem üretimde, hem tüketim alanlarında sıkı denetimler yapılacak…
Bekliyoruz…
































