Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Gerçek Mi Hayal Mi

Kaç bucağı var Lefkoşa’nın sayan olmadı.

Kaç hayat geçip gitti bu sokaklardan bilen olmadı.

Kaç kapısı, kaç panjuru var?

Kaç cumbalı evi, kaç hanayı.

Bir kerpiç evden kaç nesil geçti?

Sokakları kaç tane?

Evliyası, yatırı, çeşmesi…

Memuru, işçisi, esnafı…

Duvarlara asılan fanuslar…

Avlulara kondurulmuş su küpleri…

Mutfakta duran islimler…

Kömürle kızan demir ütüler…

Bir köşeye yerleştirilmiş dikiş makineleri…

Dikiş makinelerinin çekmecelerinde yüksük, iplik, iğne ve düğmeler…

Demir karyolalar,  ahşap radyolar…

Odalara nefes veren yuf delikleri…

İçinde ceviz ve turunç macunları saklanan tel dolapları…

Kenarları oyalı mendiller…

Bir dolabın en gizli yerine saklanan mektuplar…

Duvarlarda asılı siyah beyaz fotoğraflar…

O yüzler, o anılar…

Sündürmeleri süsleyen çeyiz sandıkları…

İçinde naftalin kokusu…

Avlularda nar, akasya, hurma ve mersin ağaçları…

İç içe girmiş sokaklar…

O sokakların lambaları…

O lambaların altında gece fasılları…

O aşk, o kara sevda…

O geberesiye hasret…

Hani aşk dediğin öyle yaşanmalı…

Kunduracılar, berberler ve terziler…

Köşelerde duran satıcılar…

O komşular…

O güvercinler ve kuşlar…

Hisar üstlerinde uçurtmalar ve o serin rüzgarlar…

Lingiri ve pirili oyunları…

Ayaklarımızı sıkan askeri bot…

Mevzilerde tütünle geçen geceler hani zehir zıkkım…

Çan ve ezan sesleri…

Kara fırınlarda esmer ekmek kokusu…

Akpınar’da kazandibi, Resa’da çilekli dondurma…

Vazgeçilmez Lefkoşa geceleri…

Fesleğen ve nargile kokuları…

 Sinemalardan yükselen sesler…

Ahmet’in, Mehmet’in, Ayşe’nin, Nalan’ın evine uzanan daracık sokaklar…

O daracık sokaklarda okunan masallar…

Geceleyin su sesleri…

Dolunaysız gecelerde kaçamaklar…

Parlayan yıldızların altında o fısıldaşmalar…

Ve Bandabuliya’da Cuma günleri…

Bisikletli insanlar…

Birbirine hürmetli…

Gözlerinde güzel günler…

Köyden, kasabadan otobüsler…

O hellimin tadı, o kara yağ ve zeytin…

O dizlikli insanlar…

Elini tuttuğunuz ilk sevgili…

Avuçlarınızda o sıcaklık…

Hayal edince, hani büsbütün bir bahtiyarlık…

Gerçek miydi,

Hayal miydi bütün bunlar,

Gelip geçiyorken zaman…