Köşe Yazarları

Gelmeden gideceksin






 1900’lü yılların başında yayınlanan gazetelerde bazen haber bulunamaz,

Boş yerler, gazeteler arası çekişmelere yönelik yazılarla doldurulurdu.

1907 yılında İslam Gazetesi adı altında bir gazete yayınlayan Doktor Hafız Cemal (Lokman Hekim) gazetesinin bir sayısında bu boş yerlere dikkat çekerek şunları belirtir:

“…Gazetede boş yer kaldı mı diğer tarafın aleyhine yazıp duruyor. Eğer hâlâ boş yer kalırsa bir gazeteci diğer gazeteciye veya muharriri öbürünün muharririne ağır bir şekilde sövüp sayıyor…”

Lokman Hekim, “bütün bunlara rağmen boş yer yine kalırsa o zaman güldürücü eğlendirici ifadelere” yer verildiğini söyler…

Kıbrıslının muhabbetine doyum olmaz…

Kıbrıs Türk basının durumu budur.

Haber kıtlığının olduğu ülkemizde,

Öteden beri basın, sayfalarını nasıl dolduracağı gailesi içinde olmuştur.

İlk gazetecilik yıllarımızda,

Boş yerlere “Oku, okut, yay” şeklinde sloganlar yazılırdı.

Kim okur, kim okutur, kim yayar bilinmezdi.

Sonra iş ilerledi.

Boş yerlere mulihiya tarifleri konmaya başlandı…

Lokman Hekim İslam dinine bağlı biriydi ve yayınlarında din konularına önem veriyordu.

Ama önem verdiği başka şeyler de vardı.

İlimle, bilimle gelişmek.

Lokman Hekimin bu çerçevede okullar açtığı söylenir…

Ama konumuz bu değil.

Konumuz başka boş alanlar…

Ta Kurtuluş Savaşı dönemi gelsin,

Kıbrıs’taki Müslüman ahali kendisini İstanbul’a bağlı hissediyordu.

İttihak ve Terakki daha sonra Kuvayi Milliye dönemlerinde,

Kıbrıslı Türkler bu akımlara uymuş,

Birçok dönüşüme ayak uydurmuş, “ümmet toplumu” olmayı reddetmiştir…

İngiliz rahat durmuyordu.

Kilise yönetiminde Rumları serbest bırakan Sömürge dönemi,

Evkaf yönetimine el koyuyor,

Boş bulduğu alanları dolduruyor,

Türk toplumuna kimlik biçmeye çalışıyor,

Çıkardığı kimlik kartlarında Kıbrıslı Türklerin kimliğini ısrarla Türk değil “İslam” olarak belirtiyordu.

Gayesi, Cumhuriyet Türkiye’sinde olduğu gibi Kıbrıs’ta bu fikirlerin yeşermesini engellemekti.

Neredeyse Çanakkale’deki yenilgisinin hırsını,

Kıbrıslı Türklerden alıyordu…

İngiliz gitti.

İmam geldi.

O da boş alan bulduğunu sandı…

Lefkoşa’nın göbeğinde dini etkinlik yapanların bir sözcüsü şöyle demiş:

“Kıbrıs bize Peygamber Efendimizin mirasıdır, amacımız Kıbrıs’ta Ümmet bilincini canlandırmaktır.”

Sanırsınız İngiliz sömürge anlayışı…

O boş alanlarda,

Rusolar,

Ecvet Yusuflar,

Muzaffer Gürkanlar,

Ayhan Hikmetler ümmet bilinci yaratsınlar diye ölmediler…

İngiliz boş alanı ümmetçi toplumla doldurmak istemiş,

Sonuçta şapkasını alıp çekip gitmişti.

Sen de ümmetçi.

Takkeni alıp gelmeden gideceksin…







Başa dön tuşu