Gerçekten Gazi Mustafa Kemal Kıbrıs’a gelmiş miydi?
…
Nazım Beratlı’nın bir yazısındaki bilgilere bakılırsa büyük ihtimal gelmiştir.
…
Araştırmacı Oğuz Yorgancıoğlu 1970’li yıllarda bazı köylülerle yaptığı görüşmelerde Mustafa Kemal ile ilgili bilgiler edinir.
Bu bilgiler “Çanakkale’nin 100’üncü Yıl Dönümü İçin (1915-2015)” adlı kitapta da yer alır.
…
Mesele şuydu.
İngiliz Çanakkale de dahil birçok cepheden 1916 yılı itibarı ile adaya Türk esirleri taşımaya başlamıştı.
Mustafa Kemal’in adaya geldiği haberi de o yıllara rastlar.
Hatta esirlerin galeyana geldiği, neredeyse isyan çıkardıkları söylenir.
…
1970 yılında Yorgancıoğlu’na anılarını anlatan 80 yaşındaki Salih Bekçi isimli vatandaşa Mustafa Kemal’in Mağusa’ya gelip gelmediği sorulur.
Bekçi de “İşte o esirlerin tünel gazdıkları zamandaydı.
Hatta dediler ki, Mustafa Kemal’in geldiğini duyunca, kampta da isyan etmişler. Ama dediğim gibi, Fransızlar kimseyi yanaştırmazdı, gerçek nedir duymazdık.”
…
Gerçekten gerçek nedir?
…
Nazım Beratlı dostum başka bir tarihten söz eder.
15 Ekim 1911.
O günlerde Mustafa Kemal Tanin Gazetesi Muharriri Mustafa Servet (Ya da Şerif) kimliliği altında İzmir’e gider. Ve oradan da “kaybolur.”
Nazım böyle diyor.
Daha sonra da şunları belirtiyor:
“15 Ekim 1911 günü Tanin Gazetesi muharrirlerinden Mustafa Şerif (ya da Servet) Bey Odessa’dan kalkıp İzmir’e de uğrayan bir Rus gemisine biner. (Ergun Hiçyılmaz geminin Avustralya bandıralı olduğunu yazar.) Gemi Hasan İzzettin Dinamo’ya göre Kıbrıs’a da uğrayıp İskenderiye’ye gider.” (24.06.2006 kuyerel.com)
…
Bu durumda iki olay var.
Biri, Mustafa Kemal’in 1911 yılında Kıbrıs’a gelmiş olduğu ki bunda ileri sürülen veriler ciddidir.
İkincisi 1916 yılıdır ancak, Yorgancıoğlu’nun elde ettiği bilgileri destekleyen bir kaynağa rastlanılmamıştır.
Doğrudur ya da değildir, araştırmaya muhtaçtır.
…
Diyelim ki geldi,
Sene 1911.
Beratlı şöyle yazar:
“…rüzgarlı bir Kıbrıs gecesinde pideye sarılmış kebabını ucuz kırmızı şaraba meze yapıp, köpüklerin kapladığı uzak Güney ufkuna bakarak, acaba kimlerle neler konuşmuştur?”
…
Büyük ihtimal,
Her konuştuğu Kıbrıslı Türk,
“Bizi de kurtar Paşam” demiştir…
…
Nitekim bu yakarış 1974’e kadar sürmüştür.
Bir keresinde eski Kıbrıs Türk liderlerinden Necati Özkan Etnoğrafya Müzesindeki bir toplantıda Atatürk’ü gördüğünde, yüzüne karşı “Kıbrıs Türkü’nü de kurtar Atam” demişti.
Özkan adını da ona Gazi Paşa vermişti.
…
Ahalinin geçmişi bu.
Ama kurtulmasına rağmen hâlâ kurtulmak istemesi, başlı başına başka bir meseledir…
































