Miktarını saymadım.
Cevval bir muhabir merak edip araştırsa, polise sorsa, mahkeme kayıtlarına baksa hepimizi aydınlatacak.
Polis bülteninde hemen her gün mutlaka vardır.
“Müstahdem tarafından iş yerinden sirkat…”
Polisin bu yarı Osmanlıca yarı Farsça merakının kaynağı nedir bilmiyorum. Bizim polis-mahkeme muhabirlerine de bulaştırdılar ve birçoğu yazdığı kelimenin ne anlama geldiğini bilmeden kullanır.
Üstelik polis jargonu gazetelere-televizyonlara taşınır.
Neyse, konumuz bu değil.
Konumuz “müstahdemler” tarafından yapılan “sirkattır.”
Yani personelin iş yerini çalması.
O kadar fazladır ki yeni bir kültürün habercisidir adeta.
Hele buna kesilen on binlerce karşılıksız çekleri de eklerseniz.
Ve onun bir üstü, banka soyma veya banka soyma girişimlerini.
Ellerine iki tane fıs fıs aldılar Merkez Bankası’nı soymaya yeltendiler.
Nasıl olsa bir öncekinin sadece üçte biri bulundu ya.
Herhalde bu da teşvik edici oldu.
“1 milyonu kaldırsak, üçte ikisi yanımıza kalsa fena mı olur” diye düşünüldü.
Nasıl olsa halkın paralarını taşıyanlar kendilerinden çok emin.
Değil polis koruması, yanlarına bir sopa bile almıyorlar.
Alsalar ne yazar, bir kadının sopasından ne çıkar.
Kolay yoldan para kazanma, kısa sürede köşeyi dönmek için her türlü altyapı hazır.
Eee bundan yararlanmayan enayidir.
İşte şimdilerde bu topraklara hakim olan kültür budur.
Herkes birbirini çalarak keyfini sürme kültürü.
***
Peki bunun siyaseten felsefesi nedir?
200 bin kişinin bırakıp kaçtığı fabrikalar, oteller, iş yerleri, bahçeler, evler, arsalar yıllarca yağmalanmadı mı?
Sonra “mecbursun bize verecen” diye Anadolu halklarının paraları yağmalanmadı mı?
Bu yağmadan yedi göbek sülalelerini ihya edenler görüldükçe memleket yağma ve talan yerine döndürülmedi mi?
Günde dört saat işleyenlerin, ek mesai deyip de malı götürenlerin, Avrupa’daki meslektaşlarından daha büyük paraları cepleyenlerin iktidarları kurulmadı mı?
Bir kalem oyunuyla milyon milyon Euro paralardan kurtulanların, aflarla-bağışlamalarla milyon milyon Euroları cepleyenlerin düzeni kurulmadı mı?
Şimdi aşağıdan yukarıya silsile yoluyla yerleşiyor bu kültür.
Hani o meşhur raporda denildiği gibi “bunlar pastalarını büyütemiyorlar gelip kapımızda ağlıyorlar” meselesi.
Kıbrıs Türkü bu düzene alıştı.
Hem de çok seviyor.
Eline iki fıs fıs alıp artık Merkez Bankası’nı soymaya yelteniyor.
Sebep olanlara aşk olsun…
































