Finlandiya’da eğitim başarısının bazı nedenleri

20 Ağustos 2018 Pazartesi | 11:02
Kemal Akkan Batman

Finlandiya eğitim sisteminde sık sık reformlar yapılmaktadır. Çağdaş pedagojinin takibi ile çağdaş sosyal yaşam ve küreselleşmeye, eğitim sistemini adapte etmek temel prensip gibi duruyor. Ancak yapılan tüm reformlara rağmen, Fin eğitim politikasının temel vizyon ve değerleri 1960’lardan beridir değişmedi*. Sürdürülebilirlik genellikle Fin toplumunun kültürel özeliklerinden birisi olarak hep kalmış. O nedenle Finli öğrencilerin PİSA sınavındaki büyük başarısı 58 yıl önceki temel reforma dayanmaktadır.

Dokuz yıllık birleştirilmiş temel eğitime 1970 yılındaki reform ile geçildi. Bu reformun ardındaki temel pedagoji ise, kaideleri çok önceden Prof. Matti Koskenniemi tarafından ortaya konulan ‘grup çalışması’ ile açıklanmaktadır*. Pek çok ülke ise 2000’li yıllardan sonra 9 yıllık kesintisiz eğitime geçti.

Öğretmenler de sürekli eğitime tabi tutuluyor. 1970’deki reformun arkasından 5 yıl süre ile öğretmenler ‘küçük gruplarda eğitim’ konusunda kısa sürede eğitilmişlerdir. Farklı yetenek ve sosyal arkaplana ait çocukların sosyalleşerek, istenen amaçları başarmaları sağlanmaya çalışılıyor. Bütün öğretmenler 1980 yılına gelindiğinde grup çalışmasında eğitildiler. Buralarda ise hizmet içi eğitimler önceki planlar doğrultusunda yapılmıyor. Dahası ‘ihtiyaç analizi’ yapılmadan rastgele olarak düzenlenmektedir. Amaçsız olduğu için de işe yaramıyor.

Çok amaçlı eğitim sistemi ve eşitlik ilkesi PİSA’daki başarıda önemli iki unusur. Pek çok ülkede ve buralardaki kolej, fen lisesi ve üniversite kapılarının önündeki ‘seçmecilik’, eğitim sistemlerinin kangrenidir. Ne yazık ki burlarda hala daha eşitlik ilkesini yaralayan ve elitleri! seçen kolej anlayışı ‘solcuların’ iktidarında hala daha devam ediyor.

Okullar kendi yönetimlerinden sorumludurlar hatta giderek daha fazla sorumlu oluyorlar*. Buna ek olarak okullar Ulusal Eğitim Kurulu tarafından kendilerine verilen yönergelere göre yerel eğitim programlarını planlamaya başladılar. Öğretmenler uygulamak istedikleri pedagojiyi seçebilirler. Buraların merkeziyetçi eğitim sistemi ile öğretmenlere güven duyma asla gerçekleşmeyecek. Eğitim ve öğretim programlarından, ders kitaplarına herşeyde öğretmen bakanlığa sıkı skıya bağlı; hiçbir özgürlüğü yok.

Bir sonraki eğitim basamağı için öğrencinin uygunluğunu tanımlayan yeteneklere göre gruplama sistemi çok amaçlı okulunyedinci sınıfından dokuzuncu sınıfına kadar uygulanıyor. Öğrencileri yetenkleri doğrultusunda yönlendirmek, çoktan seçmeli sınavlara adeta tapınacak derecede olmaktan çok daha yararlıdır. Günümüzdeki pek çok eğitim sisteminin yaptığı uygulama da her öğrenciyi yetenekleri doğrultusunda bir üst kademeye yenlendirmektir.

Merkezi norm ve kaynak yönetimi yerine veriye dayalı sonuç temelli yönetim ve enformasyon idaresi aldı. Önemli bir güç ve sorumluluk miktarı yerel yönetimlere dağıtıldı. Okul ve belediyeler kendi eğitim programlarına karar vermek için daha fazla özerklik elde ettiler.

Okulöncesinden üniversiteye kadar bütün bir eğitim Finlandiya’da ücretsizdir. İlkokul ve ortaokullarda bazı şartlar altında öğrencilere ücretsiz ulaşım ve öğle yekeği verilmektedir. Burlarda ise ücretsiz denen zorunlu eğitimde bile öğrencilerden kayıt parası dahil bazı ders kitaplarını kendileri almak zorunda. Hatta ilkokullarda öğretmenler dershanelerin kitaplarını para karşılığı öğrencilere satıyorlar.

Eğitim bütçesinin % 43’ü yerel yönetimlerce, geriye kalan merkezi hükümet tarafından temin edilmektedir. Buralarda da belediyelerin ‘Taşınmaz Mal VergisiYasası’ının 25. Maddesi’nin 4. ve 5. bentlerinde, belediylerin gelirinin %15’ini okullara vermesi gerektiği ve nasıl verileceği belli iken; ne yazık ki bu oran okullara verilmiyor.

Hem çok amaçlı okullar hem de genel liseler kapsamlı bir danışmanlık sistemine sahiptir. Öğrencilerin gelişimini destekleyip, kariyer planlama, ileride okunacak bölümlerin seçimi ile ders çalışma konularında öğrencilere rehberlik sağlanır. Buralarda hala daha ilkokullara Rehber ve Psikolojik Danışmanlar kadrolanamıyor. Yirmibirinci yüzyılda esas yardımın yapılması gereken düzeyde rehberlik hizmeti yok. Finlandiya eğitim sisteminde daha pek çok reformlar var. Hepsine burada yer vermek zor fakat gelecek yazılarda yeniden tratışma yerinde olacaktır.

Yukarıdaki gibi bilimsel veriler üzerinden eğitim sistemi kurgulanırsa Finlandiya eğitim sistemine ve başarısına ulaşılır. Bunların hiçbiri yapılmaz ise KKTC’nin sistemsiz eğitimine ulaşılır. O nedenle eğitim bilimi alanında yapılan bilimsel çalışma sonuçlaı temelinde eğitim sistemini yeniden kurgulamak en doğru çalışma olur.

*Aysen Bakioğlu & Ali Yıldız (2015). PİSA Bağlamında Eğitim Sistemi ve Öğretmen Eğitimi. Ankara: Vize Yayıncılık.