ABD’nin Missouri eyaletinin Ferguson kentinde, polisin 9 Ağustos’ta silahsız ve siyahi Michael Brown’ı öldürmesinin ardından başlayan eylemler dün sona erdi. Eylemlerin ilk gününden sonuna dek polisin eylemcilere sert müdahaleleriyle gündeme gelen Ferguson, bölgeye ordu silahlarının gönderilmesiyle dünyayı şoka uğrattı ve polis büyük tepki çekti.
Basına sansürün ve şiddetin de yoğun olarak görüldüğü Ferguson’da, eylemciler ve aktivistler yaşananları Twitter üzerinden dünyaya aktardı. Biz de bu aktivistlerden biri olan ve Change.org’da ABD Başkanı Barack Obama’ya yönelik “Vatandaşları polis şiddetinden korumak ve polisin görevi suistimal etmesini engellemek için” imza kampanyası başlatan Shaun King’le konuştuk.
Şu anda 214 bini aşkın imza toplayan King, bir milyon imzayı hedefliyor. Ferguson’da sosyal medya üzerinden yayın yapan en aktif isimlerden biri olan King, bize eylemlerdeki atmosferi, polis şiddetini, ABD’de ırkçılık tartışmalarını ve Brown’ı vuran polis Darren Wilson’a verilen desteğin boyutlarını anlattı.
Bize kendinizi tanıtır mısınız? İnsan hakları çalışmalarında hep aktif miydiniz?
Atlanta’daki Morehouse Üniversitesi’nde okudum. Burası, Martin Luther King ve birçok insan hakları liderinin okuduğu yer. Buradan mezun olanların çevrelerinde olan bitene duyarlı kalmaya devam etmesi gibi zengin bir gelenek söz konusu. Yüksek lisansımı Emory Üniversitesi’nde yaptım ve şu anda Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde doktora yapıyorum.
Eylemcilerin polis şiddetine karşı ilk tepkisi ne oldu?
Bence genel olarak, eylemlere aşırı derecede askeri bir şekilde müdahale edilmesiyle insanlar şok oldu ve dehşete düştü. Eylemcilerin tanklar ve zırhlı araçlarla karşılanması korkunç bir aşırı tepkiydi ve ABD için çok yeni bir durumdu. Eylemcilere destek vermemesiyle tanınan Rand Paul bile gösterilere yapılan müdahalenin aşırı olduğunu açıkça ifade etti.
Eylemciler polisin ordunun silahlarıyla geldiğini görünce ne yaptı? Topluluğun içinden eylemi sonlandırmak isteyen oldu mu?
Eylemlerin bu şekilde bastırılmaya çalışılması durumu daha da kötüleştirdi ve olayı çözmek yerine hayal kırıklığı ve kızgınlığı körükledi. Kimse eylemleri bu sebeple bitirmeyi düşünmedi çünkü sokağa çıkmamızın sebebi silahsız bir gencin adaletsizce öldürülmesiydi.
Kendinizi biber gazından nasıl korudunuz?
Oradaki insanların çoğu ilk kez biber gazını soludu ve kendilerini korumakta zorlandılar. Eylemlerin ilerleyen günlerinde gaz maskesi aldılar veya kıyafetlerini yüzlerine doladılar.
Ferguson’daki eylemci profilini tarif edebilir misiniz?
Buradaki eylemlerin karakteri her saat değişiyordu diyebilirim. Gündüzleri kalabalıkta çok farklı insanlar vardı – yaş, arka plan ve etnik köken gibi faktörler çok değişiyordu. Hava karardıkça topluluktaki genç sayısı artmaya başlıyordu. Eylemcilerin yüzde 75’inin Ferguson’dan olduğunu söyleyebilirim. Geri kalanlar ise ABD’nin her yerinden buraya gelen insanlar.
Ferguson’dan gelen fotoğraflarda eylemlere katılanların genellikle siyahî olduğunu görüyoruz. Bu gerçekten böyle mi? Beyazların katılım seviyesi ne durumda?
Michael Brown’ın öldürüldüğü mahallenin çoğunluğu siyahî ve eylemler de bunu yansıtıyor. Protestolara katılan beyazlar da var, ancak araştırmalar maalesef kişilerin polis şiddeti hakkındaki düşüncelerinin ırkla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Beyazların birçoğu Mike Brown cinayetinin haklı bir sebeple işlenmiş olduğubu düşünüyor ve siyahîlerin birçoğu da bunun tam tersi bir düşünceye sahip. Beyazların büyük bir kısmı, polis şiddeti mağdurlarıyla empati kuramıyor, çünkü onlar bunu yaşamıyor. Bana göre, silahsız bir kişinin öldürülmesi, suçsuz birine idam cezası verilmesiyle eşdeğer ve böyle bir şey olduğunda tepkimizi belli edebiliyorsak, bunda da edebilmeliyiz.
Polisin gazetecilere davranışını anlatır mısınız?
Ferguson’daki olayların ilk günlerinde ABD’li medya kuruluşları ve uluslararası kuruluşlardan muhabirlere çok kötü davranıldı. En saygın gazetelerimizden yazarlar tutuklandı, muhabirler ölümle tehdit edildi ve basın mensuplarına biber gazı sıkıldı. Eylemlerin ilk günlerinde sanki kim olduğunun ve ne amaçla orada olduğunun hiç önemi yokmuş gibiydi.
Sizce medya olayları çarpıtmadan yansıtıyor muydu?
Bence yayınlar fena değildi – mükemmel değildi ama berbat da denemez.
Ferguson’da başlayan polis şiddetine karşı duyarlılığın diğer eyaletlere veya kentlere yayılacağını düşünüyor musunuz?
Toplumsal hareketlerin büyümesi ve kendini sürdürmesi zor ama tarih bize maalesef, ülkemizde silahsız bir başka vatandaşın öldürülmesinin an meselesi olduğunu gösteriyor. Benim umudum, tüm bu haksızlıklarla tepkinin artması ve yayılması.
Polis şiddetinin siyahîlerin polise bakış açısını nasıl değiştirdiğini anlatabilir misiniz?
Polis şiddeti birkaç sebepten korkunç ve üzücü. Polis, sizi korumak için maaş alıyor. Siyahîler milyarlarca dolar vergi ödüyor ve bu verginin bir kısmı polise de gidiyor. Burada hastalıklı bir ironi var; Siyahîler, kendilerini korusun diye para verdikleri kişiler tarafından öldürülüyor. Polis şiddeti yüzünden, başlarına herhangi bir olay geldiğinde polisi aramak yerine arkadaşlarına haber veren siyahî tanıdıklarım var. Polis şiddeti bu düşünceyi körüklüyor. Tüm bunlara ek olarak, polis şiddeti herhangi bir adalet sistemine takılmadan işleyebiliyor. Kendinizi fiziksel ve yasal olarak polis şiddetinden korumak mümkün olmadığı gibi, mahkemelerde de adalet işlemiyor. Ferguson’daki insanlar, bu duygusal birikimle sokağa çıktı.
Ülkenin ilk Afro-Amerikan başkanı olarak Başkan Obama’nın, Michael Brown cinayetine verdiği tepkinin beklenmedik olduğu ve polis şiddetini “yeteri kadar güçlü kınamadığı” sıklıkla konuşuluyor. Buna katılıyor musunuz?
Birçok kişi Obama’nın tepkisinin umduğumuz kadar güçlü olmadığını düşünse de, biz olayın devam eden bir cinayet soruşturması olduğunun farkındayız. Eğer polisin suçlu veya masum olması hakkında daha güçlü cümleler kurmuş olsaydı, bu da inanılmaz bir öfkeye neden olacaktı. Sonuçta, onun Brown cinayetini umursadığını ve net açıklama yapmak için verilerin tamamlanmasını beklediğini düşünüyorum.
Soruşturmanın düzgün bir şekilde süreceğine inanıyor musunuz?
Hayır. Cinayet suçundan kendi polisine soruşturma açması konusunda Ferguson polisine güvenmiyorum. Aynı şekilde, birçok akrabası polis olan St. Louis savcısının da dürüst bir soruşturma yürüteceğine inancım yok.
Son günlerde Darren Wilson’a verilen desteğin arttığını görüyoruz. Örneğin, Ku Klux Klan, Wilson için para topluyor ve bunu yapan başka örgütler de mevcut. Polise destek vermek amacıyla Facebook grupları açıldı. Wilson’a verilen destek hakkında ne söyleyebilirsiniz?
Her şeyin ötesinde bu çok üzücü. Silahsız siyahîlerin öldürüldüğü diğer zamanlarda da cinayeti işleyen kişiye maddi ve manevi destek verildiğini gördük. Daha önce de bu kişiler için para toplanmıştı. Özellikle, mağdur kişiyi önemsediğiniz zaman bu tip bir desteği görmek çok çirkin.
Mike Brown cinayetinde, olayı gören ve birbiriyle bağlantısı olmayan üç siyahî kişinin olduğunu biliyoruz. Bu görgü tanıklarının, cinayeti başından sonuna gördüklerini de biliyoruz. Gündüz vaktiydi, boş bir sokaktı ve üç görgü tanığı da alana oldukça yakındı, ancak farklı görüş açılarına sahiplerdi. Birbirini tanımayan bu insanlar, polise tamamıyla aynı ifadeyi, tutarlı bir şekilde verdiler. Ne var ki, gördükleri cinayet rahatsız edici ve göz ardı edilemeyecek bir olay olmasına rağmen, yapılan bir ankette beyazların, görgü tanıklarının ifadelerine inanmadığı görülüyor. Dürüst olmak gerekirse, cinayeti sadece üç kişi değil de bin siyahî de görmüş olsaydı, yine onlara inanmayacaklardı ve Wilson’a destek vereceklerdi.
Son olarak, sizce ABD’de bu tip ırkçılık kaynaklı olayları engellemek için hangi adımlar atılmalı?
Irkçılığı yenmek kolay değil, ancak birkaç basit adımın başlangıç için gerekli olduğunu düşünüyoruz. Polis kıyafetlerinde kameraların olması, polisin gücünü kötüye kullanmasını durduracak ve silahsız vatandaşların ölümü engellenecektir. Herhangi bir olay olması durumunda veya tutuklamalarda kayıt açık olmalı ve kamera kayıtları tarafsız kişiler tarafından incelenmelidir. Silahsız bir vatandaşa karşı, şiddet suçu nedeniyle çıkarılmış tutuklama emri olmadan, nedensiz bir şekilde uygulanan ölümcül düzeyde şiddetin federal suç olması gerekiyor. Bunlara ek olarak, bağımsız bir inceleme kurulunun polis şiddetiyle alakalı tüm davaları incelemesini istiyoruz.
































