Köşe Yazarları

FASLİ’NİN İNCİRLERİ (Anneciğimin aziz hatırasına)






Hayal meyal hatırladığım ince, toprak bir yoldu aklımda kalan.

Çoğu zaman ince toprak yolun sonundaki yerle ilgiliydi anlatılanlar.

“Gosta’nın eşekleri taşırdı bizi” diye gülerek anlatılan o günleri ben yetişmedim.

“Oraya” da hiç çıkmadım.

Sadece gizem içinde anlatılan hikayeleri dinleyerek büyüdüm.

Fakir insanların hayata tutunma öyküleri olduğunu çok sonraları anlayacaktım.

İnsan otuzundan ya da kırkından sonra köklerinin keşfine çıkarmış.

İnce toprak yolun beni köklerime götüreceğini çok iyi biliyordum.

Şimdi hayatta olmayan akrabalar, yeniden anımsamaya çalıştığım çocukluk anıları ve ezberime kazınan annemin anlattıkları.

2 kez keşfe çıktım.

Birincisinde bilgisizliğimin peşinde sürüklendim.

İkincisinde bilginin son kırıntılarıyla birlikteydim.

Anlatılmamaktan eksilen secere, hatırlanmamaktan tükenen anılar.

Ama kimse bana incir ağaçlarından bahsetmemişti.

Çamları kıskandıracak kadar geniş gövdeli  harnıpları kıskandıracak kadar yüksek incir ağaçları kesinlikle kayıt dışıydı.

 

***

Trodosların kıyıya dik yükseldiği,  söğüt ağaçlarının hiç bu denli denize yakın olmadığı bir yerden girdik Poli’ye.

“Kartpostallardaki orman ve deniz manzarası gibi” diye söylenerek aslında kendi ülkemize ne kadar yabancı olduğumuzu itiraf ettik kendi kendimize.

37 yıl sonra açılan bu yol  37 yıl önce ayrılığa uğurladığı çocuklarına yabancı gibiydi.

Suretler ve anılar çoktan terk-i diyar etmişti de mekanlar  daha farklı değildi.

Bereketin fışkırdığı bu Afrodit toprağı pahalı otellere ve villalara ev sahipliği yapıyordu artık.

Afrodit’in hamamı bile çoktan bir turizm metasına dönüştürülmüştü.

Ama biz bunların peşinde değildik.

Yukarıya, daha yukarıya çıkacaktık.

Bir yanda masmavi sularıyla uzanan Akdeniz, diğer yanda yemyeşil ormanlarıyla Trodoslar.

Fasli bizi çağırıyordu.

Taştan ibaret küçük bir çiftçi köyünden çıkıp da 3 kıtaya yayınlan köklerimiz bizi çağırıyordu.

 

***

 

İnce toprak yol çoktan asfalta çevrilmişti.

Çıktıkça genişleyen bereketli topraklar dozerlerle yağmalanmaya başlanmıştı.

Otellerin ve villaların uğruna kamyon kamyon sökülüp götürülüyordu.

İlk vardığımız Antriligu yıkık dökük evleriyle tarihte donup kalmış gibiydi.

Hedefimiz daha yukarısıydı.

Antreligu’dan sonra toprak yol eşlik etti bize.

Ve bizi ilk karşılayan incir ağaçları oldu.

Fasli’nin incir ağaçları.

İri gövdeleriyle çamları, geniş dalları ile harnıpları kıskandıracak kadar ulu.

Ve buraları terk eden bizler neyi kıskanacağımızı bilemeden bir ömür törpülüyorduk köklerimizin bile sökülüp atıldığı bu topraklarda.

Sadece incir ağaçları direniyordu bizim adımıza…

 

(Anneciğimin aziz hatırasına…)

 







Başa dön tuşu