Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

FAKİRLİK VE CEHALET…

Geçtiğimiz hafta oralardaydık.

Hacıosman’dan metroya bindik, Taksim’den çıktık. Otelin altındaki kahveye oturduk.
Onat Kutlar’ın katledildiği yere.
İstanbul diken üzerindeydi.
Nerdeyse her sohbetin konusu terördü.
Nerde ve nasıl patlayacağını sorup duruyordu herkes.
Taksim meydanı tenhaydı.
Korkunç dehşetin tenhalığı.
Terör bir şehri teslim almıştı nerdeyse ve herkesi evine tıkmıştı.
Taksim'den metro ile Kabataş'a indik. Oradan gemi ile Kadıköy'e.
Marmara Otel'in cafesindeki garson gence Onat Kutlar'ı sorduk.
"Tanımıyorum" dedi.
Şüphesiz 1995'de o yerde bomba ile öldürüldüğünü de bilmiyordu.
Kesinkes bir şiirini bile okumamıştı.
Kadıköy'deki taksici "siz ne yaptınız, kendinizi tehlikeye attınız, en güvenli taksidir" deyiverdi.
Adanalıydı ve bununla övündü. Ailesinde Kürt olduğunu da söyledi.
Fakat Yaşar Kemal'den bihaberdi.
Tek satırını bile okumamıştı.

***

Teşvikiye'ye gittik.
Sahil kenarına oturup adaları seyrettik.
Gökyüzüne yükselen binalar, pahalı arabaların fİnk attığı sahil yolu.
Milyon dolarlık teknelerden yükselen kahkahalar.
Dünyanın en pahalı caddeleri arasında sayılan Bağdat Caddesi'nde yürüdük.
Ne bir dilenci ne de bir fakir insan.
"Burada 100 metrekare daireler 3 milyon dolardan başlar" dedi gazete satın aldığımız bayii.
"Türkiye'nin derdi de buradan başlar" diye mırıldandık kendi kendimize.

***
Bir yanda kör bir cehalet, diğer yanda korkunç bir fakirlik.
Türkiye'yi sarmalına alan etnik ve dini terörün kökeni.
Köklerinden kopartılmış dini veya etnik hurafelerle cahil bırakılmış fakir milyonlar.
Şiddete de bulaşır teröre de.
Bir yanda milyon dolarlar ile keyif yapan mutlu bir azınlık, diğer yanda iki sokum ekmek için hayat törpüleyen milyonlar.
Türkiye bu sorununu çözdüğünde terörden de kurtulacak cehaletten de…