Köşe Yazarları

Ezer ve Yannis…


Yıllar önce…

Dostluğun arasına siyasetin girdiği…
Kan ve barut kokusunun, kardeşliği engellediği, yıllarda…
İki genç…
Biri Baf’a bağlı Ay Nikola’dan Kuzey’e göç etti ailesi ile…
Diğeri de Ayguruş’tan Limasol’a…
Yıllar sonra, biri doğduğu evi görmek için Güney Kıbrıs’a, Ay Nikola köyüne gidince, evindeki Rum ile tanıştı…
“Acaba beni evime sokar mı?” diye endişelenirken, şimdi, “Gelin benim evde kahve içelim… Yannis bize kahve yapsın” diyecek kadar rahat.
İşte, böyle bir hikaye Ezer Özsoy ve Yannis’in hikayesi.
Yannis, Ayguruş’tan Limasol’a göç etmiş, ama Ay Nikola köyünde de bir ev vermişler.
İşte o ev, Avukat Ezer Özsoy’un babasının evi…
“Babanın evi mi burası?” diyoruz, ağaçların dalındaki meyveleri keserken…
Yannis de Ezer de aynı cevabı veriyor:
“Evet…”

Bu kadar sıcak, bu kadar samimi
Uzun süredir, Ay Nikola köyünü merak ederdim.
En çok o köprüyü…
Dibinden geçen suda Yeter Arslan hocamın resimlerini kıskandım…
Mehmet Karaali hocamı kıskandım…
Ben de görmek istedim.
Her fırsatta, köyüne iden, sevgili abim Ezer Özsoy ile anlaştık.
Niyazi Okutan ve Cengiz Uzun hocam ile düştük yola.
Önce Kikko (Ciggo) manastırına gittik, Ardından da Ay Nikola köyüne…
Köye girdik, Ezer abi evleri saymaya başladı:
– Bu Akın Sait’in evi…
– Bu evde Salih Egemen’in babası otururdu…
– Burada Nezire Gürkan ama yıktılar…
– Burada Zafer Niyazi’nin babası Niyazi Efendi…
Derken…
“Bu da bizim ev” dedi…
“Duracak mıyız” diye sordum…
“Elbette” dedi Ezer abi.
Durduk…
Baktım, evde tamir var.
Çardak yapılıyor.
“Ev sahibinden izin al” diyecek oldum…
Yannis uzattı başını…
“Hoş geldin re Ezer” dedi…
Bizi de yukarıya davet etti…
“Ohdo sketto, ena metriyo” dedi Ezer abi, geniş ceviz ağacının gölgesine oturdu…
Yannis, hemen kahve yapmaya koştu…
O kadar sıcak…
O kadar samimi…

Heyecanı görmek, şaşırtıcı…
Bir an çocuklaştı sanki Ezer abi…
Avluya koştu…
Meyve ağaçlarından meyve kopardı…
Bize de ikram etti…
“Rahat dur, banın evi mi?” dedim Ezer abiye…
Yannis de Ezer de birlikte cevapladı…
Ezer abi, “Ya ne” dedi…
Yannis, anahtarın yerini tarif ederek, “ne zaman isterse gelsin” diye cevapladı…
Yaklaşık bir saat orada oturduk.
Biraz Türkçe…
Biraz Rumca…
Biraz İngilizce…
Ayguruş’u terk edip Ay Nikola’ya göç edenle…
Ay Nikola’yı terk edip, Ayguruş’a yerleşen…
Konuştu…
Dertleşti…
Kahve içtik…
İncir yedik…
Erik yedik…
Ama hepsinden önemlisi…
“Siyasetin insanların dostluğuna engel olmadığını” gördük.
Ezer ve Yannis bunu başardı.
Bir araya geliyorlar…
“Kızlar evlendi mi?” 
“Baban nasıl?”
“Annen daha iyi mi?”
Sorularını birbirlerine soruyorlar…
Ezer abinin babası yeşili seviyor ve giriş kapısını yeşile boyadı bir zamanlar…
Yannis de bunu öğrenmiş…
Giriş kapısını yeşil tutuyor…
O kadar içten…
O kadar samimi…
ELAM’cılar Mustafa Akıncı’ya “sövmüş” de, barış olmaz bu adada…
Yannis ve Ezer’in arasına, hangi faşist, hangi milliyetçi girebilir…
Kan ve yalanla…
Statükoyla beslenenlere inat…
Ay Nikola’da güzel bir hikayeye şahit olduk…
Yannis bizi yeniden bekliyor…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı