Köşe Yazarları

Eylül’de yazı yazmak, şarkı söylemek güzeldir


Ağustos’un son gecesi cinayetle geçti!

Öldürüp atmalıydım onu içimden.

Kalktığımda cinayetin hiçbir izi yoktu; Eylül, serin sabah rüzgarları ile dağıtmıştı her şeyi.

Tek şahidi Eylül’dü bu nemli son Ağustos gecesinin…

Eylül, Süryanice “üzüm anlamındaymış ve bu aya bu nedenle “üzüm ayı” denirmiş.

Sanırım verigo üzümünün en kıymetlisi de bu ayda olur salkım salkım, her tanesi erik kadar sert, kıtır kıtır.

Tabii eski verigo’lar kalmışsa.

Hıristiyanlarda “istavroz ayı” denirmiş Eylül’e.

Bir başka bilgiye göre, Akadlılar döneminde “sevinçten haykırmak” anlamına gelirmiş. (Ne kadar güzel.).

Eski Romalılara bakacak olursanız ki pek çok şeyi dizayn etmişlerdir bu gezegende, September Latince 7 (septem) anlamında imiş, Eylül de o dönemler 7’inci aymış ve Roma İmparatorunun adı da Septimius…

”Her uyanışımda Eylül sabahının serinliğini, yaprakların serinliğini yüreğime dolduruyorum” der şair Ataol Behramoğlu.

Anlaşılan o da Ağustos’un son gecesi cinayete kalkışmış, sabırsızlıkla bekliyordu Eylül’ü…

Eylül birçok kişide güzel düşler, güzel beklentiler oluşturduğu gibi kimilerine de hüzün pompalar.

Eylül’le birlikte yaprakların sararıp dökülüyor olması “ayrılık” duygusunu körükler.

Ahmet Telli’nin şu sözlerinde olduğu gibi:

”Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi, Eylül diyorsun, tam da orada başlıyor ayrılık.”

Her ülkenin sonbaharı başkadır, her çiçeğin kokusunun değişik coğrafyalarda başka olduğu gibi.

Kıbrıs’ın sonbaharı gecikmeli gelir.

Birdenbire sararıp dökülmez yapraklar.

Ağustos öldü sanılır ama aslında can çekişmektedir ve bir girip bir çıkmaktadır Eylül sokaklarına eski garutsa arabaların yol aramaları gibi.

Böyle akşamlarda, bir zamanlar, açık hava sinemaları henüz açık olurdu birçok başka sonbaharlarda kapanırken…

Eylül’de yazı yazmak ve şarkı söylemek güzeldir.

Serin serin yazılıp, serin serin söyleniyor.

Bu yüzden olmalı birçok konser ve festivaller bu mevsime bırakılır.

Öyle sanıyoruz ki Eylül ayında bir piyanist piyanosunu, bir gitarist gitarını Ağustos ve Temmuz’dan daha coşkulu, daha sevinçli çalar; kim bilir en güzel bestelerin dile getirilişi de bu mevsime denk düşmektedir.

Ressamları bilemem; onların mevsimi yok galiba!

Yoksa var mı?

Kimin eli baharda ve sonbaharda olduğu kadar Temmuz ve Ağustos’ta coşkuyla fırça tutar?

Diyeceğim,

Eylül gelir hoş gelir…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı