Tarih boyunca en fazla tartışılan konuların başında insanların yaptıkları eylemler ve hedeflerdir.
Bazılarına göre eylemler herşeydir. Özellikle toplumsal
Mücadelelerde bu konu sık sık tartışılmaktadır.
Kuzey Kıbrıs’ta gerek ekonomik temelde EYLEMLER, gerekse siyasi temelde eylemler, berrak bir hedef tanımlanamadığı için, geçici bir süre başarılı olmakta, ardından sorun yeniden kaldığı şekliyle ortaya çıkmaktadır.
Eylemlerin sonuç alıcı olması için, hedefte baş çelişki ve temel çelişkilerin iyice berraklaşması gerekmektedir.
Temel Çelişki, çözümü ikincil önemde olan çelişkilerin çözümü için gerekli olan çelişkidir.
Bu temel çelişki kavranmadan, bu çelişkiyi çözecek ittifakları güçlendirmeye dönük olmayan tüm mücadele şekilleri, bir müddet sonra sönmeye mecbur kalmaktadır.
Kuzey Kıbrıs’ta yıllardan beri özellikle ekonomik mücadele temelinde birçok eylem yapılmaktadır. Bu eylemlerin çoğunda kısmi başarılar elde edilse de, bir müddet sonra bu başarılar eriyip gitmektedir. Bu durumda kitleleri yeniden eylemlere çekmek, eskisi kadar kolay olmamaktadır.
Kitleler kısa süreli başarıların ardından gelen yıkım paketleriyle adım adım güç kaybetmeye başlamaktadırlar.
Kuzey Kıbrıs’ta tüm çelişmelerin çözümü için, hangi temel çelişki esastır.
Aslında kitleler bunu sezgisel olarak bilmektedirler.
Kitlelerin hemen hemen büyük bir çoğunluğu, KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNÜ düğüm noktası olarak görmektedirler.
Kıbrıs Sorunu çözümlenmeden, kısa vadeli başarıların bir anlamı olmayacağı artık herkesin gördüğü bir gerçektir.
Bu temel çelişkiyi, kitleleri eylemlere çağıran sendikacılar ve siyasi partiler göremedikleri sürece, KUZEY KIBRIS’TA DÖNÜŞTÜRÜCÜ gelişmeler yaratılamaz.
2003-2004 Annan Planı sürecinde gerek siyasi partiler, gerekse kitle örgütleri Kıbrıs Sorununu çözme yönünde hareketlendikleri için, gerek uluslararası arenada, gerekse ülke içerisinde belirli kazanımlar elde ettiler.
Tufan Erhürman’ı Cumhurbaşkanı seçtiren irade, KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNÜ esas olarak isteyen iradedir. Bu anlamda da doğru bir hedef etrafında kitleleri birleştirip, sonuç alınmıştır.
Şimdi seçimden sonra, Tufan Erhürmangerçekte YALNIZ BIRAKILMIŞTIR.
Rum tarafındaki olumsuzluk gerek yeni kapıların açılmasında, gerek TOPLUMLAR ARASI GÖRÜŞMELERDE , gerekse paylaşım kültüründe kendisini açıkça göstermektedir.
Kuzey’deki ekonomik ve siyasi örgütler, TEMEL ÇELİŞKİNİN ÇÖZÜMÜ YOLUNDA en büyük engellerden biri olan Güney Kıbrıs politikacılarına karşı yaratıcı hiçbir eylem ortaya koyamamaktadırlar.
TEMEL ÇELİŞKİNİN çözüm yolunda Türkiye faktörünü de mutlaka dikkate almak gerekmektedir.
Türkiye’nin çözüm yolunda ilerleyebilmesinin anahtarı da, ne yazık ki, Güney Kıbrıs’ın ve Yunanistan’ın milliyetçi dürtülerinin engellediği AB yolunun açılmasına ve DOĞU AKDENİZDEKİ ENERJİDEN PAY ALMAYA bağlıdır.
Türkiye’nin AB yolunda ilerlemesinin önündeki engeller kaldırılmadıkça, Kıbrıs konusunda gelişmeleri beklemek sadece bir hayaldır.
Siyasi Partilerimiz ve ekonomik örgütlerimiz kısa vadeli mücadelelerle enerjilerini harcamamalı, sonuç alıcı ve temel çelişkiyi çözücü politikalara yönelmelidir.
































