Magazin

Evan babasının yolundan gitti


MÜZİĞİN İÇİNE DOĞDU: Ülkemizin en güçlü seslerinden Ahmet Evan, SOS grubunun kurucularından olan babası Mehmet Evan sayesinde tabiri caizse doğduğu andan itibaren başlayan müzik serüvenini takipçileri için anlattı

 

Betül AKGÜN

Ülkemizin başarılı sanatçısı, eğlence bombası ve güçlü sesi Ahmet Evan’la keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Evan, 22 Nisan 1988, Lefkoşa doğumlu. İlkokul ve ortaokul eğitimini Güzelyurt’ta tamamladı. Lise ve üniversite eğitimini opera ve şan bölümünde gördü. 2003’ten 2011 yılına kadar Hacettepe’deydi. Daha sonra Kıbrıs’a gelerek Atatürk öğretmen akademisinde pedagoji eğitimi aldı. Şimdilerdeyse bir yandan Yakın Doğu Tiyatro ve Müzik Öğretmenliği Bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışırken diğer yandan da bireysel sanat çalışmalarını sürdürüyor. Bar programlarıyla gecelerimize, müzik çalışmalarıyla günümüze hayat katıyor.

İşte Ahmet Evan’ın sahneye yansıyan yıldız ışığının gerisindeki yaşam serüveni:

Müzik hayatına nasıl girdi?

Doğduğumdan itibaren müzikle iç içeyim. Babam Mehmet Evan, eski müzisyenlerden, SOS grubunun kurucularındandır. Küçük yaştan itibaren onların çalışmalarına katılıp aralarında gezerdim. 6 yaşından itibaren bu serüvenin içindeyim. 7 yaşında piyano, 10 yaşında gitar, 12 yaşında keman eğitimi aldım. Kemanı şu anda bıraktım. Lise eğitimimi Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nde aldım. İki yıllık eğitimden sonra Hacettepe Ankara Devlet Konservatuarı sınavını kazanıp opera şan bölümünü okumaya başladım. 8 yıllık eğitimim süresince opera, ses, sahne sanatları, kostüm dersi, makyaj, sahne eğitimi, sahneye hazırlık, müzik tarihi gibi çeşitli dersler aldım. Yedi yıl İtalyanca eğitimi aldım. İyi bir İtalyancam var ve tabii İngilizcem…

 

Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı’nda eğitim aldın. O dönemler nasıldı?

O dönemler benim en güzel dönemlerimdi. 14 yaşında gittim Hacettepe’ye. 22 yaşında ise Kıbrıs’a döndüm. 8 yıllık bir eğitim aldım ve o dönemlerde çalıştığım çok önemli ses eğitimi hocalarım vardı. Kendileri dünyanın her yerinde konserler veriyorlar. Bana çok şey kattılar, benim aldığım eğitim profesyonel bir eğitimdi. Türkiye’de çoğu sahnelerde rol aldım. Daha sonra bazı operalarda rol aldım. 8 yıl boyunca ses eğitimimi hiçbir zaman bırakmadım. Hala her gün kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Üniversite öğrencilerine ders verirken de kendime bir şeyler katmaya özen gösteriyorum.

 

Geldiğin noktayı nasıl görüyorsun?

Şuan ülkemizin bazı şeyleri geliştirmeye açık olduğunu düşünüyorum. Hem eğitim açısından hem de kattığım şeyler açısından. Yazdığım besteler, sahne sanatları eğitimim bunlarla birlikte, insanlara kattığım duygu ve düşünceler olduğunu düşünüyorum.

Ben seni birçok kez izledim. Sahnede bitmek bilmeyen bir enerjin var. Bunu nasıl başarıyorsun?

İşime gösterdiğim saygı ve sevginin bir göstergesi.

Herkesin dilinden düşmeyen “En Güzel Hikayem” ortaya nasıl çıktı?

Bir gece öncesinde şarap içiyordum ve Sezen Aksu dinliyordum. İlham sebebim Sezen Aksu’dur. Sabah kalktığımda birden aklıma bu söz geldi “Hüzünlü bir geceydi, şarkı söyleyen de Sezen’di. Elinde şarap kan ağlıyordu bana bakarak”. Sonrasında beste haline getirmeye başladım. Fikri Karayel de mecaz anlamda bazı şeyler kattı. Sonrasında bu parçanın demo kaydını alıp düzenleme ve aranjesine girilip parçanın kaydı yapıldı. Yapıldıktan hemen sonra klibi çektik. Klip süreci de çok keyifliydi. Sıcak havada kış klibi çekmeye çalıştık. Profesyonel açıdan çok şey kattığını düşünüyorum. Sonrasında karar verdim her yaptığımız şarkının klibini de çekeceğiz.

 

Havadis gazetesinin düzenlediği ödül gecesinde siz de ödül aldınız. Ödül almak sanatçılar üzerinde ne gibi etki yaratıyor?

Yerel bir gazetenin bir sanatçıya ödül vermesi, sanatçının kendi prestiji açısından çok değerli ve önemlidir. Prestij açısından bir sanatçının böyle bir değer görmesi ciddi anlamda başlı başına ödüldür. Başta gazete müdürlerinden Mustafa Özsoy’a, sonrasında ise Havadis ailesine teşekkür ediyorum.

 

Ülkemiz sanatçıları artık beş yıldızlı otellerde sahneye çıkmaya başladı. Bunlardan biri de sizsiniz. Sanatçılarımıza açılan bu kapıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu atılımı yapmaları Kıbrıslı sanatçılar üzerinde büyük bir etki yaratıyor. Beş yıldızlı bir otelde haftalık program yapıyorum. Bu programın sebebi değerli otel müdürleri ve menajerim. Menajerin etkisi de önemlidir. Sanatçı tanıtımı bu süreçte önemli yer tutar ve bu işin profesyonel olduğunu göstermektedir.

 

Ülkemizde maalesef sanatçılar henüz bir çatı altında toplanamadı ve Fadıl Başkal’ın başlatmış olduğu “Müzik Emekçiler Derneği”ne üye oldunuz mu? Bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Böyle bir dernekten haberim yok. Henüz bana bilgi verilmedi. Verilirse, değerlendirilir ve duruma göre hareket edilir.

 

Ülkemizdeki işadamları sponsorluktan kaçınıyor. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bizim sponsorluk konularımız çok gelişmiş değildir ama yapan da vardır. Beni şirketlerin çoğu destekler ve benim açımdan konuşursak eğer herhangi bir albüm konusunda veya single’da sponsorluk maddi duruma giriyor. Çoğu sponsorlar bundan kaçınıyor. Belki de bilmiyorlar iş birliği yapıldığında her iki tarafın gücüyle yapılan iş daha da artacak.

 

Seni reklamlarda da gördük. Oyunculukla ilgili bir çalışman var mı, bu alanda bir şeyler yapmak istiyor musun?

Dizide rol almayı pek tercih etmem, benim işim müzik. İlerde Türkiye kanallarından böyle bir teklif gelirse neden olmasın? Çoğu dizide ve tiyatro sahnesinde Kıbrıs şivesi iyiye kullanılıyor, bazen de  alay konusu oluyor. Ciddi bir iş olduğunda profesyonelde olur.

 

Kıbrıslı sanatçıların Türkiye’deki başarısı hakkında ne düşünüyorsun?

Türkiye’de az miktarda Kıbrıslı sanatçı vardır ama öncü isim olarak Nil Burak, Buray, Genco Ecer, Erkan Erzurumlu, Tolga Erzurumlu hala orada başarı gösteriyorlar. Çok iyi işlere imza atıyorlar ve biz de birlikte çalışmalar yapıyoruz. Mesela “Kalbini Dinle”nin söz ve müziği Buray’a aittir. Ona da buradan teşekkür ediyorum. Başarılarımızı hep birlikte paylaşıyoruz ve hep iç içeyiz.

 

Ülkemizde sadece sahneye çıkan sanatçılar geçimini sağlayabilir mi?

Hayır. Kıbrıs’ta hayat şartları pahalı olduğu için ve bizde de profesyonellik yeni yeni gelişim gösterdiği için zamanla olan şeyler bunlar ve tek bir iş ile müzisyen burada geçinemez. Tabii ki sözüm Türkiye’de sanatını sürdürenlerin dışında. Bunun sebebi de küçük nüfuslu yerde yaşadığımızdır ama eğer her zaman profesyonel bir şekilde işinizi yaparsanız her zaman hak ettiğinizi alırsınız.

 

Son olarak, yeni çalışmanızı ne zaman göreceğiz?

Bir aya kadar yeni stüdyo çalışmalarım başlayacak. Şu anda yoğunluk dolayısıyla ilgilenemiyorum. Çok eğlenceli bir parça çıkıyor, sürpriz olsun diyelim. Daha sonra zaten sosyal medyada, radyolarda yayınlanınca herkes tarafından dinlenecektir. Bu yüzden de “müziksiz kalmayın” diyorum.

 

 

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı