Zaman zaman eski Lefkoşa’ya da dalmaya bayılırım. Ne de olsa kök Lefkoşalıyız ailecek atadan. Nostalji mi? Dibine dibine vurmaya ve de sobelemeye bayılırım o güzelim çocukluğumuzun geçtiği sarı taştan evleri, yaseminleri ve de yeni dünya meyvelerini. Büyüklerimiz bilir; Eski Lefkoşa efendilerinin bir bölümü Çağlayan Bölgesi’nde, diğer bir bölümü ise Arabahmet Bölgesi’nde konuşlanırdı. Futbolsever olanların en uğrak yeri ise bildik Taksim (Cirit) Sahası idi. Hafta sonu geldi mi gülsuyu sürünülür ve Soleks marka motosiklet veya bisikletle Londra Pastanesi’ne gidilirdi. Orada afiyetle birer şarlot cinsinden tatlı veya sulu muhallebi yenilirdi. Arkasından taraftarı olunan takımın futbol müsabakası izlenir ve akşamleyin de Sağır veya Deve’nin meyhanesinde konayığın dibine vurulurdu. Son durak yeri ise elde sten cinsinden tüfek ile nöbet yeriydi. Kardeş Ocağı, Salim Aziz Hotel, Tevfik Berber, Mükerrem Hanımın tiyatro salonu, Memduh Asaf’ın eczanesi, Naim Bey’in kasaphanesi gibi esnafın aktif olduğu yıllardı. Artık bu mekânlar hem yabancılaştırıldı, hem ötekileştirildi, bir kısmı da imha edildi. Kumarcılar Hanı’nın yerinede yeller esiyor. İşte, 25 yıl önce bu duygularla Eski Lefkoşa’da arkadaşlarla aylak aylak sürteken “Goooll” seslerini duyduk ve Asmaaltı Kahvehanesi’nde oturan bir diğer aylaklara sorduk; “Golü kim attı ve kaç kaç?” diye. Hep bir ağızdan; “Maradona İngilizleri ezdi geçti” dediler ve yürümeye devam ettik. O golün yıllar sonra dünya futbol literatürüne; “Maradona’nın kafası ve Tanrı’nın eli” olarak geçeceğini ner’den bilebilirdik! Maradona’yı bu da kesmedi ve tam 4 dakika sonra, bu kez şık çalımlarıyla İngilizleri ipe dizerek yine sahnedeydi ve yine “Gooolll” sesleri yükseldi Mısırlızade Sineması’nın bulunduğu arka sokaklardan. Ertesi gün İngilizlerin yüksek tirajlı gazetesi The Sun; “Seni asla affetmeyeceğiz” dese de Maradona Falkland Adaları’nın intikamını çoktan almıştı bile. İşte, bu haftaki konuğumuz dünya futbol tarihinin en önemli futbolcularından, belki de en önemlisi olan Maradona. Diego Armando Maradona 30 Ekim 1960’ta dünyaya geldi. Futbola Boca Juniors takımında başladı ve burada 1981’e kadar oynadı. 1981’de rekor bir ücretle (12 milyon USD) Barcelona’ya transfer oldu. Nou Camp’taki ilk maçını 82 dünya kupası açılışında Belçika’ya karşı oynayan Maradona beklenmedik şekilde kötü bir başlangıç yaparak karşılaşmayı izleyen Barça taraftarlarını hayal kırıklığına uğratmıştı. 2 sezon Barça forması giyen Maradona hastalık ve sakatlıklar dolayısıyla bekleneni tam anlamıyla veremedi. Kendisini 1978 Dünya Kupası kadrosuna almayan Menotti’nin takımın başına gelmesiyle Katalanlardan ayrıldı. İtalya’nın Napoli Kulübü’yle sözleşme imzalayan bizim adam için altın yıllar başlıyordu. Napoli formasıyla 2 şampiyonluk yaşayan Maradona, 1986 Dünya Kupası’nın da yıldızıydı. Arjantin, 86 Dünya Kupası’nın sahibi olurken, az önce yazdık; çeyrek finalde Maradona’nın İngiltere ağlarına eliyle gönderdiği gol, üstünden uzun yıllar tartışıldı. Büyük tepki alan Maradona ise topa değen elini “tanrının eli” olarak tanımlamaktan çekinmemişti. 1990 Dünya Kupası’nda da takımını finale taşıdı ama Arjantinliler Almanya’ya penaltı golüyle teslim oluyordu. Bu belki de, Maradona’nın yükselen kariyerinin tersine döndüğü andı. 1991 yılında rutin bir doping kontrolünde kokain kullandığı ortaya çıkan Maradona, Arjantin’e dönüşünde de polis tarafından uyuşturucu bulundurduğu gerekçesiyle göz altına alınıyordu. Gözaltı günlerinin ardından evinin önünde bekleyen basın mensuplarına saldıran efsane, artık çalımlarından çok olaylarıyla manşetlerden düşmüyordu. Bu olaydan sonra onun artık tükendiğini düşünenler yanılmıştı. 1993 yılında İspanya’da bu kez Sevilla’ya dönen bizim adam, 1994 Dünya Kupası için yine iddialıydı. Ancak 94 Amerika, Maradona için beklenmedik şekilde kısa sürdü. Yasak madde kullandığı tespit edilen muhterem şampiyonadan men edildi ve 15 ay ceza aldı. 15 aylık süre zarfında Deportivo Mandiyu ve Racing Clup’da teknik direktörlük yapan Maradona, cezasının bitmesiyle 1995 yılında yuvam dediği Boca Juniors’a oyuncu olarak döndü. 2 sezon Boca’da oynayan Maradona kariyerini kemiren kokain alışkanlığından kurtulamayınca 37 yaşında aktif futboldan koptu. Futbolu bıraktıktan sonra sağlık problemleri yaşayan efsane, uyuşturucuya bağlı olarak kalbiden geçirdiği rahatsızlığın ardından Küba’da 22 aylık bir tedavi gördü. Arkasından da ‘milli hüsran’ yılları ve yine Küba purolu havuz partileri sardı dört bir yanını. Sonuç mu? Maradona, Maradona, Gollll…


























