Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

Eserleriyle “barış”, “aşk”, “sevgi” çağrısı yapıyor

Ceren ÖZBİL

Hayata 1951 yılında Larnaka’da merhaba diyen Baki Boğaç, çocukları gibi gördüğü eserlerini büyük bir özen ve titizlikle yapıyor. Dünyaya ve insanlığa yaptığı eserleriyle “aşk”, “sevgi” ve “barış” mesajları veren Boğaç’ın her eserinin ayrı bir hikayesi ayrı bir mesajı var. Bazı eserlerinde ezilen toplumları, bazılarında insan davranışlarını konu alan Baki Boğaç heykel yapmayı sevdiği kadar bunu kendisine derse gelen öğrencilerine de öğretmekten mutluluk duyuyor.

Sanatçılığını geçmiş yaşama bağlıyor…
Reenkarnasyona inan Baki Boğaç, sanattaki başarısının da geçmiş yaşamından geldiğine inanıyor. Boğaç geçmiş yaşamla sanatçılığını arasında bağlantı kurduğu hikayeyi şu şekilde özetliyor:
“Bir bebek doğar. Ardından tuzluyu sever, tatlıyı sevmez ya da süttü sevmez. Ben tüm bunların geçmiş yaşamdan geldiğine inanıyorum. Benim sanat merakım da öyle oldu. Ben birinci sınıfa giderken televizyon yoktu. O dönemde elime kalem alp resim yapmaya başladım. Daha sonra okulun avlusunda gezerken içgüdüsel olarak bir toprak buldum. Onun kil olduğunu öğrendim.”

Resimle beraber heykel yaptı…
Lise yıllarında heykel dersi olmadığı halde sergilere hem resim hem de heykelle katılan Boğaç, üniversite yıllarına kadar ülkede heykel dersi verecek öğretmen olmadığı için bunun boşluğunu ve zorluğunu yaşadı. 1970 yılında Mimarlık Fakültesi’ne giden Boğaç orada aradığı heykel derslerini alabildiğini anlattı.

Kamu görevlisi olmayı hiç istemedi…
Mimarlık fakültesinden mezun olup Kıbrıs’a gelmesinin ardından kamu görevlisi olmak istemediği halde kamu görevinde çalışmak zorunda kalan Boğaç yine heykel yapmaktan kopmadı. Tüm izinlerini heykel yapmak için kullanan Boğaç bunu gören arkadaşlarının şaşkın bir şekilde kendisine “Biz izin alıp dinleniyoruz, geziyoruz. Sen neden dinlenmiyor heykel yapıyorsun” dediğini anlattı.

Olumsuz yanlarını gördü düzeltti…
“Aynalar önemlidir, insanlar kendilerini aynalarda görürler. Bazen gerçekte kim olduklarını aynalarda görürüler” diyerek söze başlayan Boğaç, kendisini ayna da gördüğünde bazı olumuz yanlarını gördüğünü söyledi. Boğaç şu şekilde konuştu:
“Ben kendimin takım çalışmasına gelemeyen ya da takım çalışmasında olduğunda hep kendi sözü geçmesini isteyen biri olduğumu fark ettim. Bunu düzeltmem gerekirdi. Düşündüm benim için hayatta değerli ne var. Ailem çocuklarım dedim. O zaman benden oluşan cansızlarla bu çalışmaya başladım. 5 değerli eserimi sanatçı arkadaşlarıma verdim ve istediğiniz gibi boyayabilirsiniz dedim. Bir arkadaşıma verdiğim eseri almaya gittiğimde ‘Allah kahretsin’ dedim. Ama bu çalışma bana çok iyi geldi.”

“Sanat 3 ayak üzerinde”
Sanatın üretim, pazarlama ve kullanıcı olmak üzere 3 ayak üzerinde kurulu bir sistem olduğundan söz eden Boğaç, bu ayaklardan birinin eksik olması durumunda sistemin yürüyemeyeceğini ifade etti. Boğaç, “Bir eserin alıcısı yoksa satamayacaksın demektir. Pazarlamacı yoksa eser havada kalacak demektir. Nerede saklayacaksın o eserleri. Depolarda çürümesi için mi bırakacaksın” dedi.

Kaktüslerle de harikalar yaratıyor

Baki Boğaç’ın başarıları sadece heykellerle de sınırlı kalmıyor. Boğaç aynı zamanda kaktüslere de şekil vererek farklılıklar yaratıyor. Boğaç kaktüs sanatı şu şekilde anlattı:

“Kaktüs çok gizemli bir bitki, çok karmalık. Çiçek açtığında herkesi şok eder. Ben kaktüsle de ilgili deneyler yapmaya başladım. Kaktüsü ışık kullanarak şekillendirdim. İlk önce sağlıklı ve ışıklı bir ortamda tutum. Kocaman yumru oldu. Ardından ışığı az olan bir yere götürdüm zayıfladı. Ardından yine ışıklı alana taşıdım. Yine yumru oldu. İki yumru ve arasında bir değnek gibi bir görüntü oluştu.”

Ailesine çok düşkün
Eşinden “Bana Tanrı’nın gönderdiği bir melek” diye söz eden Baki Boğaç, eşi ile üniversiteyken tanıştıklarını ve aşk evliliği yaptıklarını anlattı. Sezin Baki Boğaç çiftinin Ceren, Barçın ve Sim adında 3 çocuğu var.
Ailesine, sanata, denize, Mağusa’ya olan tutkusu ve aşkıyla bilinen Boğaç yakalandığı Parkinson hastalığını yeneceğine emin.

 

Baki Boğaç kimdir?
1951 yılında Larnaka’da doğdu. 1976 İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. Eğitimi sırasında heykeltıraş Yavuz Görey ve ressam Şadan Beyaziş ile çalıştı. 1986-2001 devlet resim heykel sergilerinde beş ödül kazandı. 1988 ve 1990 III. Ve IV. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali’ne katıldı. 1993-2003 Brush Strokes Across Cultures II. Ve V. Sergilerine katıldı. 1955-1966 Kıbrıs Sanat Derneği Çocuk Kulübü’nde heykel eğitmenliği yaptı. 1966 I. kişisel sergisini H.P Galeri, Lefkoşa’da açtı. 2000 kendi heykel atölyesi “Pygmalion”u hayat geçirdi. 2001 II. kişisel heykel sergisi, Pygmalion Heykel Atölyesi, Mağusa’da açıldı. 2003 III. kişisel heykel sergisi, Pugmalion Heykel Atölyesi, Mağusa, Kıbrıs’ta açıldı.


Baki Boğaç’ın böcekler adlı eserleri büyük ilgi gördü


Baki Boğaç bu eseri ile Mısır’ın İsrail ve Arap ülkeleri arasındaki barışı sağlamak için yaptığı mücadeleyi anlatıyor