Bu yıl yapılan resmi açıklamalarda bölgemizde kayıtlı araç sayısı 276 bin.
Nüfus ise 286 bin…
…
Artık yayında olmayan Bozkurt gazetesi 26 Ekim 1951 tarihinde yayınlandığında şu haberi veriyordu:
“Kıbrıs’ta bisiklet sayısı 50.000 olarak tespit edilmiştir. Bu suretle adamızda her on kişiye bir bisiklet isabet etmektedir.”
…
Günümüzde her doğan çocuğa bir araba isabet etmektedir…
…
Bu arada bilim adamları aptallığın virüsünü keşfetmişler.
Yakında aptallık bitecek…
…
Araba sayısına bakarak refah düzeyi tahmin edilebilir.
Durum fena değildir…
…
Her şeyden bolca var.
Memur bol,
Vekil bol,
Cumhurbaşkanı adayları bol.
Araba bol, ev bol, cep telefonları bilgisayarlar bol.
Asker, silah, imam, cami bol…
…
Öte yandan Yunanistan’ın da angajman kuralları varmış…
…
İnsan zamana mı, teknolojiye mi yenilir?
Bir muammadır.
Ama kimi zaman zamana, kimi zaman teknolojiye…
…
1950-60 yıllarda Türkiye’de DP dönemi başlayınca, gericilik palazlanmaya başlamıştı.
Her dönem olduğu gibi, Türkiye’de ne gelişmeler olursa, buraya da bulaşıyordu.
Aptallık virüsü de bulaşıcı mı acaba?
Ne var ki her şeyi kendimize göre yapıyorduk.
Mesela bir eşeği minare misali kullanmak bizim imamlara nasip olmuştu…
…
28 Temmuz 1952 tarihli Bozkurt gazetesinde “Nokta” başlığı altında “Noktacı” imzası ile yayınlanan yazı şöyleydi:
Eşek üstünde ezan:
Lefkoşa kazasına bağlı köylerde son günlerde içine meşhur hoca isimlerinin de karıştığı hadiseler cereyan etmekte imiş.
Arka arkaya iki defa ezan okunması, cami kapısının kırılması, imam nikahı kıyılması gibi hiç de hoş olmayan olaylar arasında biz, en enteresan eşek üstünde ezan okunmasını bulduk.
Harman yerinde meşhur bir şeyh (!) eşeğin üzerine çıkarak ezan okumakta ve çarşaflı kadınlar ile sakallı erkeklerden müteşekkil cemaatimüslimin namaz kılmakta imiş.
Doğrusu eşeğin şimdiye kadar minare yerine kullanıldığı görülmüş şey değildir.
Bunu da gördükten sonra artık ölmeyiz.
…
Eşek üstünde ezan okumaktan bugünlere gelinmiş.
Artık eşeğe ihtiyaç duyulmuyor.
Bisiklete de…
…
Bundan elli yıl önce Lefkoşa tımarhanesinde 210 erkek, 130 kadın hasta varmış.
Dönemin nüfusuna göre yüksek bir rakam.
Sağlık Bakanlığının şimdiki istatistiklerinde herhangi bir veriye rastlayamadık.
İçerde biri yok galiba.
Herkes dışarıda…
































