Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Eşcinseller iktidara

Haziran ayı genç kuşak ve eşcinsel politikacılara uğurlu geldi. Hem de hiç umulmadık ülkelerde; İrlanda ve Sırbistan’da.

İrlanda’da İrlandalılar ile İngilizler arasında yıllarca süren çatışmalar oldu. Çatışmalar sonucunda İrlada ikiye bölündü ve güneyde İrlanda Cumhuriyeti kuruldu. Kuzey’de İngiliz kökenliler çoğunlukta olduğu için orası Birleşik Krallık’a bağlı olarak varlığını sürdürdü. Orada da bir süre öncesine kadar Katolikler ile Protestanlar arasında çatışmalar vardı. En sonunda protestanlar, Katoliklerin yönetime katılmalarını kabul ettiler de çatışmalara son verildi.

Ulster adı verilen Kuzey İrlanda’yı ziyar ettiğimde çatışmalar henüz dinmemişti. Derry adlı bir kente gittik. Ne var ki Protestanlar bu ismi duyunca yüzlerini ekşiterek “Onun adı Londonderry’dir” diyorlardı. Ezilen Katoliklere duyduğum sempati nedeniyle ben Derry adını tercih etmiştim. Derry’nin iki tepesinde iki katedral vardı ve kentin her tarfından ikisi de görünürdü. İkisini de ziyaret ettim. Meğer biri Katolik katedrali, öteki de protestan katedrali imiş. İnsanlar iç içe yaşıyorlardı ama birbirlerine düşmandılar. Ulster, Kıbrıs’a çok benziyordu.

Bir başka defa Dublin’e gittiğim zaman, orada da iki şey dikkatimi çekmişti. İrlandalıların bağnaz Katolik oldukları ve kadın erkek herkesin biraya düşkün olduğu. Pablar (birahaneler) tıklım tıklım doluydu. (Katolikler, kürtaj ve eşcinsellik gibi konulara şiddetle karşıdırlar.)

İşte bu dindar İrlanda’nın başbakanı, son bir aydır, 38 yaşındaki Leo Varadkar adında biridir. İrlanda’nın en genç başbakanıdır. Öte yandan babası Hintlidir. İngiltere’de doktorluk yaparken İrlandalı olan annesi ile tanışmış, onunla evlenmiş ve Dublin’e yerleştiler.

Dublin’de doğan Leo da babası gibi, tıp tahsil etti ve doktor oldu. Doktorluk yaparken politikaya atıldı ve genç yaşta bakan oldu. Bu arada eşcinsel olduğunu ilk açıklayan politikacılardan biridir ve Mathew Barrett adında biriyle birlikte yaşıyor. Belli ki İrlandalılar bu konudaki bağnazlıklarını bir kenara itmişlerdir.

XXXXX

Aleksandar Vuçiç, 31 Mayıs günü parlamentoda yemin ederek Sırbistan’ın cumhurbaşkanı oldu. Politikacı olan Baçbakan Yardımcısı İvitsa Daçiç’i bir kenara iterek bir teknokrat olan Ana Bırnabiç’i Başbakanlık koltuğuna aday gösterdi. Oylama yapıldıktan sonra başbakanlığı onaylanacak ve Sırbistan’ın ilk kadın başbakanı olacak.

Kimsenin karşı çıkma gibi bir lüksü olamaz. Vuçiç aynı zamanda ülkenin en güçlü siyasal partisinin de başkanıdır. 47 yaşındaki cımhurbaşkanı, Putin-Erdoğan çizgisinde bir politikacıdır. Ülke politikasını kendisi oluşturacak başbakan da aynı Binali Yıldırım gibi uygulayacak.

Vuçiç politikaya aşırı milliyetçi Sırp Radikal Partisi’nde politikaya atıldı. Partinin birincil amacı “Büyük Sırbistan” ülküsünü gerçekleştirmekti. Radovan Karaciç ve Ratko Mladiç’i destekliyordu. 28 yaşında iken de Enformasyon Bakanı oldu.

2008 yılında değiştiğini ilân ederek yeni kurulan ve şimdilerde başkanlığını yaptığı Sırbistan İlerici Partisi’ne geçti. O zamana kadar Srebrenitsa katliamını yapanları destekleyen Vuçiç bir açıklama yaparak “Bir Sırp olarak Srebrenitsa katliamından utanç duyuyorum” dedi. (Benzerliğe bakın. Erdoğan da “Milli Görüş” saflarında politikaya atladı, Gülen Cemaati için “Ne istediler de yapmadık?” dedi önceleri. Sonra da “Bizi kandırdılar” diyerek günahtan arınmış oldu.)

Son Vuçiç kabinesinde 10 ay kadar bakanlık yapan ve bugünlerde başbakanlığı onaylanacak olan 41 yaşındaki Ana Bırnabiç, Sırbistan’ın göstemelik başbakanı olacak. Yeni başbakanın bir başka özelliği de lezbiyen olduğunu deklare etmiş olmasıdır.

Halbuki bir süre önce Sırp bir rahip ülkesinde eşcinsellik sorunu olmadığını çünkü Sırbistan’da eşcinsel bulunmadığını iddia ediyordu. Tek tük olsa bile dindar Ortodoks Sırplar onların bir araya gelip cemaat oluşturmalarına izin vermez. Kadere bakın ki rahip efendi, şimdi bir eşcinsel tarafından yönetilecek.

Vuçiç bu seçimini, rahibin ifadesiyle, dindar Ortodoks Sırplara nasıl kabul ettirmiş olabilir? Gayet basit: Ulusal çıkarlar öyle gerektirdiği için. Vuçiç, bir yandan Rusya ile geleneksel dostluk ilişkilerini yürütüyor, öte yandan da AB üyeliği için çaba sarfediyor. Eşcinsellere eşitlik bir Avrupa değeri olduğu için Avrupalılara Sırpların ne denli kendilerinden olduklarını göstermeye çalışıyor.

Ve Avrupalılar bu zokayı yutuyorlar mı? Evet, yutuyorlar. Geçenlerde bir AB parlamenteri bu konuyla ilgili olarak, aşağı yukarı şunları söylüyordu: “Göstermelik olarak yapsa bile kabulümüzdür. Vuçiç gibi bir insanın zamanın gereklerini kavradığını gösteriyor. Değişiklik ve ilerleme yavaş yavaş olur; akşamdan sabaha pat diye olmaz.”

Bu konuda Vuçiç, Erdoğan’dan ayrılıyor. İkisi de Putin’i sevip sayıyor ve onu örnek alıyorlar. Ancak Erdoğan, göstermelik olsa bile Avrupa değerlerine önem vermekten sakınıyor. Katar değerleri onun için daha önemli.

Ortodoks Sırplar arasında eşcinsel yoksa Müslüman Türkler arasında hiç yoktur. Bu nedenle ümitlenmemiz için bir gerekçe bulunmuyor.