Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ERDOĞAN’IN ZİYARETİ, AVANAK AVNİ VE YAŞADIĞIMIZ GERÇEK…

Türkiye’nin ilk halkoyuyla seçilmiş Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın KKTC ziyareti, aslında öyle abartılı beklentilere yol açacak bir ziyaret değildi.

Erdoğan’dan önce yürürlüğe konulan ve adı üstünde “protokoller” bir amaç taşıyan ziyaretti.
Perşembe günü yemin edip Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu, pazartesi günü KKTC’yi ziyaret etti, çarşamba günü yine protokol çerçevesinde Azerbaycan’a gidecek ve hafta sonu da NATO zirvesine katılacak.
KKTC ve Azerbaycan ziyaretleri seçilen her cumhurbaşkanının ilk yaptığı ziyaretlerdir.
Esas konular NATO zirvesinde ele alınacak.
Zaten Erdoğan da KKTC’ye gelmeden önce İstanbul Havaalanında yaptığı açıklamada NATO zirvesine vurgu yapıp, Yunanistan’a garantörlük hatırlatması yapıp meselenin artık garantörler arasında ele alınması gerektiğini söyledi.
Ve geldikten sonra da bütün konuşmalarının toplamının özeti şudur:
“Türkiye sürdürülen görüşmelere güçlü bir destek veriyor.  Annan Planı’na benzer parametreler içinde bir çözüm istiyor…”
Bu da Türkiye’nin bilinen politikasının özetidir.
Yani Erdoğan bilineni tekrar etti.
Görüşmelere güçlü bir destek vermesi önemlidir.
Malumdur ya suçu kimde olursa olsun Eroğlu ile Anastasiadis arasında sürdürülen görüşmeler kopma noktasındadır.
11 Şubat’ta varılan uzlaşı da fayda etmemiştir.
Ki o uzlaşıyı sağlamak için şimdinin Başbakanı, dönemin Dışişleri Bakanı Davutoğlu çokça çaba sarf etmiş, olmadı uçağa atlayarak gelmiş ve “ikna edici” toplantılar yapmıştı.
Anlaşma isteyenler için sürdürülen görüşmeler altın değerindedir.
11 Şubat uzlaşması da öyle.
Fakat gelin görün ki 11 Şubat dahil her şey yerle yeksan olmanın eşiğindedir.
Erdoğan’ın bu ziyareti ve NATO zirvesinde konuyu gündeme getirecek olması umalım ki görüşmelere yönelik bir “hayat öpücüğü” olabilir.
 

       ***

Fakat, bizim yaşadığımız bir sorun vardır ki aslında bu sorun Erdoğan’ı da aşan bir sorundur.
Görüşmeleri sürdüren Eroğlu’nun bir uzlaşma ve anlaşma niyeti var mıdır bu tartışılır.
Bu tartışılan bir konudur.
Fakat tartışılmayan nokta Eroğlu’nun durumudur.
İlerleyen yaşı ve kamuoyuna açıklanmayan birtakım arazları daha önce görmüştük.
Erdoğan’ın ziyareti ile birlikte bu arazların tekrar ettiğine yeniden şahit olduk.
Eroğlu kendi payına düşen irticalen yaptığı konuşmada 11 Şubat uzlaşmasını 15 Şubat olarak ifade etti.
Bunu unutkanlığa ve dil sürçmesine bağlayabilirdik.
Heyhat ki Birleşmiş Milletler ki yeni özel danışman atayarak süreçte önemli bir inisiyatif üstlenmeye hazırlanıyor, Birleşmiş Milletler’in adını “Yerleşmiş Milletler” olarak telaffuz edince eyvah ki ne eyvah.
Bizim yaş kuşağı iyi hatırlar.
Gırgır diye bir mizah dergisi vardı.
Bir ara 500 binlik tiraja bile ulaşmıştı.
Gırgır’ın en popüler karakteri Avanak Avni idi.
Sıkıştığında ve bilmediği, baş edemediği, anlamadığı konularda “ebelebleb” diye bir tepki verirdi.
Durumumuz “ebelebleb” boyutundadır.
Durumumuz budur, duyurulur…