Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Litvanya’nın başkenti VİLNİUS’ta düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları zirvesine katıldı.
Toplantıya 31 üye ülke liderinin yanı sıra NATO üyeliğine davet edilen ülke sıfatıyla İsveç de katılıldı. Ayrıca NATO’nun Hint-Pasifik ortakları Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda ile Avrupa Birliği (AB) de toplantıda temsil edildi.
Erdoğan toplantı öncesi İsveç’in NATO’ya katılımı için birçok şart ileri sürmesine rağmen, zirveden bir gün önce, İsveç’in NATO’ya üyeliğinin desteklenmesi karşılığında, Türkiye’nin AB yolunda desteklenmesini talep etti… “ Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğine karşı çıkma politikasından vaz geçmesinin diğer amacı bu yeni politika karşılığında, Biden yönetiminin desteklediği ancak ABD Kongresi’nde muhalefetle karşılaşan, 20 milyar dolarlık Amerikan F-16 savaş uçaklarının satışı anlaşmasında ilerleme sağlamaktı.
Sonuçta Erdoğan’ın Batı ve ABD ye karşı sert söylemleri yerine, uzlaşmaya açık, kazan kazan politikasına dönüş hedeflendi.
Bu yeni politikaya ilk karşı çıkan, Erdoğan’ın son yıllardaki en yakın sağ kolu olan Devlet Bahçeli oldu.
CHP lideri Kılıçtaroğlu da Erdoğan’ın Batı’ya yaklaşmak için sert söylemlerini bırakıp, demokratik adımlar atması gerektiğini vurguladı.
Sonuç olarak, ŞAHİN politikalarından vazgeçip, uzlaşma politikalarına dönüş, Türkiye DIŞ SİYASETİNDE yeni bir açılımdır.
Erdoğan ve Mitsodakis de bu zirve sırasında ikili bir görüşme yaptılar.
Türkiye ve Yunanistan’da yapılan son seçimlerde GÜVEN TAZELEYEN iki lider yeni bir süreci başlatmanın yollarını arıyor.
Yunanistan, Türkiye ile didişmenin kendisine hiçbirşey kazandırmadığının farkında.
Seçim dönemlerinde , her iki tarafta tırmandırılan milliyetçilik söylemleri gerçekte karşılıklı bir danışıklı döğüşten başka bir şey değil.
Seçimler bittiğine ve her iki lider halktan istediğini aldıklarına göre, akıl yoluna dönüş dayatmaktadır.
Erdoğan da, Rusya’ya yakınlaşma ile ekonomisinde bir iyileşmenin olmayacağını artık öğrenmiştir.
EKONOMİNİN ANA KURALLARI yerine NAS uygulamalarıyla, iradecilikle faizleri düşürmeye çalışmakla, bir yere varılamayacağını Türkiye acı bir şekilde yaşayarak öğrendi.
Erdoğan belki de bu son dönemi olacak peryotta, akıl yoluna dönmek zorundadır.
Bu yolardan birincisi AB ile olan ilişkileri yeniden geliştirmektir. Son NATO zirvesinde Türkiye’nin en büyük talebi bu noktada olmuştur.
Türkiye’nin AB yolu, Kıbrıs ve Kürt Sorunlarında yeni politikaları da kaçınılmaz olarak GÜNDEME GETİRECEKTİR.
DEMOKRATİKLEŞME de sancılı bir şekilde ele alınacaktır.
Erdoğan’a bu yeni dönemde en büyük muhalefet, KARMAŞADAN çıkar sağlayan müttefiki DEVLET BAHÇELİ’den gelecektir.
Erdoğan’ın yeni politikaları hayata geçirme zorunluluğu, yeni çelişkileri, yeni ittifakları , YENİ ÇATIŞMALARI gündeme getirecektir.
































