Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ENFLASYONU FIRSAT BİLMEK

Enflasyon bizim hayatımızın bir parçası haline geldi. Hiçbir surette bir malın fiyat düzeyi bir ay aynı kalmıyor.  Bıraktık yılları aya döndük. Başka ülkeye gidiyorsun bir kahve bir dondurma bir yemek alıyorsunuz bakıyorsunuz ki geçen yıl ödediğimiz fiyatın aynısını ödüyorsunuz. Yurtdışında bir gömleğin fiyatını biliyorsunuz çünkü bir zaman almıştınız, giden bir arkadaşınıza sipariş veriyorsunuz hatta parasını da veriyorsunuz çünkü fiyat değişmemiştir.

Yurtdışında da enflasyon vardır. Özellikle son üç yıldan beri yurtdışı ülkelerde enflasyon bir numaralı sorun haline geldi.

Enflasyon her zaman parasal bir olgudur ve ‘ücret- fiyat’ sarmalına dönüşür. Neden ücret?  Çünkü üretilen katma değerin %85’ini emek alır. Dolayısıyla para-fiskal politikalar doğru uygulanmalıdır ki ücret artışları da frenlensin.

Bu politikayı biz yani bizim Merkez Bankamız yapabilir mi? Hayır yapamaz. Bizim kendimize ait paramız yok. Bizim kendimize ait para politikamız da yok.

Dolayısıyla bizim fiscal politikasıyla enflasyona otorite kurmamız mümkün değil. Mümkün olan nedir? Fırsatçı enflasyonun önüne geçmek, yani aşırı fiyat artışını ve aşırı kar marjlarını denetlemek. OECD Uluslararası Mutabakat Bankası (Bank for Internatıonal Settlements) ve AB Bankalar Kurulu (European Commission) tarafından yayınlanan raporlarda Avrupa’da ortaya çıkan ‘yeni tür’ enflasyon azdırıcılarının başında firma karlarının bulunduğuna işaret ediliyor. Bizde de durum tamamıyla budur. Fırsatçı-enflasyon sürümden çok biriminden kazanmak. O zaman görev piyasanın işleyişini aksatmadan abartı firma kar marjların enflasyonu azdırmayacak düzeyde tutmanın yöntemini bulmaktır.

Enflasyon bir kısır döngüdür fiyat fiyata baka baka zamlanır tıpkı ‘üzüm üzüme bakarak kararır gibi.’