Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Enflasyon ve kur artışları devam edecek mi?  KKTC’de durum?

Geçen gün TCMerkez Bankası toplantısında faiz değişikliği yapılmadı ve politika faizi %19’da sabit bırakıldı. Halbuki geçen ay % 19 faiz artışı dolayısıyla TC Yetkililerince yapılan açıklamalarda, faizin yüksek ve olumlu karşılanmadığı ifadelerinin arkasından Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınması, faiz kararına bağlanmıştı.

Bu defa atanan yeni TCMB Başkanı ilk toplantısında da alınan faiz kararının % 19, aynı seviyede tutulması, hatta hedefe ulaşılıncaya kadar faizlerin bundan sonra ‘enflasyonun üzerinde oluşturulmaya’ devam edileceğinin TCMB Başkanı tarafından açıklanması farklı bir politikayı işaret ediyor.

Konu önemli, çünkü şimdiye kadar düşük faiz politikasını savunan Hükümete göre yeni TCMB Başkan’ın enflasyona göre ve ‘üstünde’ yüksek faiz politikasını uygulayacağını açıklaması, para politikasında Hükümetin de bir değişiklik içine girdiği anlamanı taşır.

Çünkü tüketici fiyatları (enflasyon) artışı yıllık % 16.19 iken, üretici fiyatları da Türkiye’de Mart 2021’e göre yıllık artışı oldukça yüksek %31.2 seviyesine çıktı. Bunun anlamı şu anda son bir yılda üreticinin maliyet artışları %31.2 ye çıktığına göre kısa bir süre sonra bunun tüketici fiyatlarının da bu maliyetlere göre artacağı açıktır. Kâr marjları ile de oynanırsa, enflasyonun daha da yükseleceği açıktır.

Ayrıca maliyet artışlarının döviz kur artışlarıyla özellikle son aylarda daha da yükselmesinin, ekonomik yapıdan ve döviz ihtiyacından kaynaklanıyor. İthal mallarından özellikle de imalata tabi malların büyük bir çoğunluğunun (% 65-70) olduğu bir ekonomide, imalatın devamı için doğal olarak dövizle ithal edilen mallarda fiyat artışları sürer.

Ayrıca döviz stokları azalmıştır. Artan kurlar dolayısıyla piyasaya son yıllarda devamlı döviz arzı ile kurların düşük tutulmaya çalışılması bir sonuç vermedi, çünkü işin temelinde cari açık artışı, ticaret açığı, pandemi dolayısıyla hizmetler sektörünün özellikle turizmde döviz kazancının oldukça düşmesi, gerek kamunun gerekse özel sektörün döviz borçlarının artması ve buna karşılık ihracat yapanların dövizlerini ülkeye yeterince getirip kullanmaması ve sürekli devlet garantisi ile dış borç alması dövize olan talebi daha da arttırmaktadır . Bu durumda bu yıl döviz kurların düşmesi çok zor. Bir de siyasi istikrarsızlıklar dış sermayenin çekilmesini tüm bu koşullarda zorlaştırmaktadır. Halbuki dünyada çok bol miktarda sermaye, uluslararası piyasalarda gidecek yer aramaktadır.

Bu itibarla şimdiki durumda, döviz kurlarında ve enflasyonda artış olacağı, ekonomik mantık açısından görülebilmektedir..

KKTC’de ise enflasyon Türkiye’den daha düşük yıllık %13.97 olarak tespit var. Bunun da ekonomik mantık olarak doğru olması mümkün görülemez. Hizmetler sektörü dışında tamamen ithalata dayalı bir ülke haline gelen KKTC ekonomisinde tüm ithalat Türkiye’den dahil, dövizle yapmaktadır. Bundan 10-15 yıl öncesine kadar Türkiye’den ithalat Türk Lirası ile iken Dövize döndürüldü ve Hükümetlerimiz bu konu üzerinde yıllardır durmadı. Fiyatlar artıyor, ilaveten kontrolsüzlüklerle katmerlenerek artmaktadır.

Son yıllarda Türkiye’den dövizle ithalat yerine TL ile ithalata dönüleceği beyanatlarına göre, Türkiye yetkilileri ile görüşüldü ve yakında düzeltilecekti?  KKTC ekonomisi ve halkı için alım gücünü oldukça ilgilendiren bu konu üzerinde bile Hükümetin bütünü üzerinde durmuyor ve hemen çözülebilecek bir konu çözülmüyor. Ülkenin çözülmesi beklenen yığınla önemli sorunları dururken,   atamalar, parti içi seçimler, çekişmeler her gün gündemi oluşturuyor.

Hükümet, Yatırımlar ve öngörülen stratejik harcamaların desteklerinin akışını ne Türkiye’den sağlayabiliyor, ne de günü gelmiş geçmiş vergilerini ve alacaklarını tahsil etmiyor, hatta kamu alacaklarını ve devletin sözleşmelerle verdiği kamu haklarından, öngörülen payını almıyor, bağışlıyor veya erteliyor. Bu nasıl bir tezattır?

Enflasyonun, her gün erittiği alım gücüne karşı, TL nakit akışının da azaldığı, bu farkın TC yardımlarıyla kapatılabileceği izah edilemiyor. Çünkü bütçeye mali destek, enflasyon oranında vergilenen orana karşılık yerine koyma, ve ekonomiye bir nevi olması lüzumlu emisyondur. Bu nakit akışı devlet bütçesi kanalıyla eksilen alım gücüne sağlanan bir maliyet farkıdır. KKTC Hükümetinin, TC Hükümetleri ile bu önemli konularda işbirliğine gitmesi şarttır.  Diğer taraftan kamu alacaklarını tahsil etmesi yasal gerekliliktir..

Kur’an Kursları tartışması;

Anayasa Mahkeme’sinin Kur’an kursları ile ilgili Kararı’nın içeriğinin, Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine yanlış iletilerek gerginliklere neden olan konuda, KKTC Hükümeti’nin Devlet Yönetiminde olan makamların bu kararın hakiki gerekçesini, gerek İlgili makamlara gerekse genel kamuoyuna intikal ettiremeyerek, ve Devlet Kurumlarının aldığı kararları izah edemeyerek, hatta Mahkeme kararının içeriğine muğlaklık vererek, ‘gereğinin yapılacağı ve kursların devam edileceği’  yönünde yetkisi olmadığı halde mahkeme kararlarına müdahale edebilir  imajını veren Hükümet yetkilileri,  Ülke sorunlarını nasıl çözecek? merak konusudur.