Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Ekonomi

Emre Değirmencioğlu’ndan günlük ekonomi yorumu

emre-degirmenciogluGözler 1 sene ardından bu akşam TSİ22:00’de 25 baz puan faiz artırımına gidecek FED’in olağan Aralık toplantısına çevrildi

 

Faiz artırımına kesin gözüyle bakılırken, FED yetkililerinin 2017 yılına yönelik tahminleri piyasaların ana merak konusunu teşkil ediyor

 

Bu bağlamda Başkan Yellen’in konuşmasındaki tonu ve satır aralarında vereceği mesajlar dikkatle takip edilecektir

 

Piyasanın büyük bir kısmı, geçen seneki hataya düşmeyerek FED’in temkinli bir ton takınacağı ve piyasanın yarın iyimser bir modda güne başlayacağı hikayesini satın almaya çalışıyor

 

Bu bağlamada iyimser senaryoda aşağıda ilk etapta 3,35 ve devamında 3,25 ; kötümser senaryoda ise 3,60 ve üzeri seviyeler ile gemi keşfedilmemiş sulara sürüklenebilir

 

Olası iyimser senaryonun gerçekleşmesi durumunda, yatırımcıların döviz açık pozisyonları hafifletmesi veya kapatması yönünde kollaması akıllıca bir yatırım davranışı olacaktır

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Milli Gelir hesaplama yöntemini değiştirdi. Yorumlarımızı ayrı bir başlıkta paylaşmaya çalıştık

 

Ø  Piyasa Özeti ve Yorumu

 

Türk Mali piyasaları elim terör olaylarının yarattığı moral bozukluğu ile hafta başlaması ardından gündemi meşkul eden iki önemli satır başlığının etrafında bültenimizi şekillendirmeye çalıştık. Önce kısa bir giriş ile gündemi toparlamaya çalışayım.

Pazartesi günü resmi tatil nedeniyle KKTC Mali piyasaları kapalı konumdaydı. Haftanın haliyle elim terör olaylarının moral bozukluğunu ve gölgesinde başlaması ardından gözler TÜİK’in açıkladığı büyüme rakamların ve TCMB’nin açıkladığı cari işlemler dengesine çevrildi. TÜİK verilerine göre, hain darbe girişiminin de etkisi ile ekonominin yılın üçüncü çeyreğinde % 1,8 daralma kaydettiğini görüyoruz (bakınız grafik). Bu veri, 2009 yılından buyana yada 27 çeyrektir devam eden büyümenin yerini küçülmeye terk ettiğine işaret ederek bozuk olan morallerin biraz daha bozulmasına neden oldu. Öte yandan, TCMB verilerine göre, cari işlemler açığı Ekim ayında 1,68 milyar dolar açık verdi. Ekim ayında ise yıllıklandırılmış cari açığın 33,8 milyar dolara yükseldiğini görüyoruz. Ekonominin ivme kaybettiği bir ortamda cari işlemler açığının artıyor olması kuşkusuz olumsuz bir gelişme olarak algılandı. Büyüme verileri ve cari işlemler açığı ile son günlerde satıcılı devam eden havanın korunduğunu görüyoruz. Türk Mali piyasaları, Pazartesi günü hızlı bir şekilde 3,55 seviyelerine tırmanan bir USD/TL kuruna şahit oldu. Her ne kadar gün içerisinde geri çekilmeler görülse de, kurun genel olarak 3,50 seviyelerinin etrafında dalgalanmaya devam ettiğini görüyoruz.

Nefesler tutuldu, gözler dün başlayan ve bugün gece geç saatlerde sonuçlanacak olan FED’in belki de son ayların en önemli ama belki de karar anlamında en heyecansız toplantısına çevrildi. Her ne kadar nefesler tutuldu ve heyecansız aynı cümlede tezat yaratsa da, durum gerçekten böyle. Açmaya çalışayım. FED’in tam 1 yıl ardından, politika faizini 25 baz puan yükselterek 0,50 seviyesine çekeceğine opsiyon piyasaları neredeyse % 99 imkan tanıyor. Faiz kararından daha önemli konunun ise, manşetlerden de aktarmaya çalıştığımız üzere, FED politika yapıcılarının 2017 yılına ait tahminleri olacağını düşünüyoruz. Bu bağlamda, FED Başkanı Yellen’in TSİ22:30’da başlayacak basın toplantısı büyük bir heyecanla takip edilecektir. Gelinen noktada, FED’den 2017 yılında 2 kere faiz artıracağı yönünde projeksiyonunu koruması bekleniyor. Keza, tam olarak geçen sene bu zamanlarda, FED yine 25 baz puan faiz artırmış ve 2016 yılı içi projeksiyonlarını 4 faiz artırımı üzerine kurmuştu. Ancak, ekonomik aktivitenin ve küresel ekonominin gelmiş olduğu nokta nedeniyle, FED sadece bir kere faiz artırımına (bu akşam) soyunarak aslında 2016 yılında öngörülebilirlik anlamında oldukça zayıf ve haliyle düşük bir kredibilite testinden geçmiş oldu. Bu akşam, piyasa beklentisi, FED’in 2017 yılına ait faiz artırım projeksiyonlarını 2 kez faiz artırmak üzerine kurarak piyasalarda yıl sonu rallisine sebebiyet verebileceği düşünüyoruz. Öte yandan Başkan Yellen’in kullanacağı uslübe de dikkat etmek gerekiyor. Malum, Trump’ın Başkan seçilmesi ardından gündeme gelen vergi kesintilerine gidileceği ve büyük alt yapı projeleri ile büyüme sağlanacağı hikayesinin (maliye politikaları ile büyüme) yaratacağı enflasyonist baskıya paralel ABD’de piyasa faizleri ciddi bir şekilde yükselirken, dolar endeksi de ciddi anlamda değer kazandı. Basit bir anlatımla, Trump öncesinde % 1,7 seviyesinde olan ABD 10 yıllık devlet tahvilleri % 2,5 seviyesine yükselirken, dolar endeksi de 96 seviyesinden 102 seviyelerine yükselmişti. Gelinen noktada, çok güçlü bir doların dönüp dolaşıp ABD ekonomisinin de işine gelmeyeceği beklentisinden hareketle, Yellen’in bugün dengeli bir uslüp kullanarak piyasaları tabir caizse üzmeyeceğini düşünüyoruz. İyimser beklentilerin ağır basması ve bu bağlamda yılsonu rallisi yada Noel Baba rallisi veya bilanço makyajlama eğiliminin ağır basması durumunda, USD/TL kurunda aşağıda ilk etapta 3,35 seviyesine kadar bir geri çekilme yaşanabileceği, aksi bir durumda ise, 3,52 – 3,53 seviyelerinin aşılması ile kurda 3,60 ve belki de daha yeni zirvelere doğru atağın gelebileceğini düşünüyoruz. TL’de var olan spekülatif pozisyonlar nedeniyle, her iki yöne de sert bir hareket görülebilir. Yatırımcıların dikkatli olmasını tavsiye ediyoruz. Olası iyimser durumda, kurun 3,35 seviyesini aşağı yönlü geçmesi ve 3,23 – 3,25 seviyelerine doğru gevşemesi durumunda ise, döviz alma ihtiyacı içinde olan yatırımcıların alım yönünde ihtiyaçlarının karşılamasını önerebiliriz.

Ø  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Milli Gelir hesaplama yöntemini değiştirdi

 

TÜİK, ekonomik faaliyete dahil olan yeni alanlar, birçok alanın kendi içinde yaşadığı değişiklik ve yer değiştirme nedeniyle uluslararası düzenlemeleri esas alarak, Avrupa Hesaplar Sistemine (ESA) uyum sağlamak amacıyla GSYIH hesaplarında güncellemeye gittiğini açıkladı. Haliyle, ekonomik aktivitenin geçen seneye göre (2014 – 2015) daraldığı (cari açığın küçüldüğü, enflasyonun düştüğü, işsizlik oranın arttığı, sanayi üretiminin daraldığı) bir ortamda, geçen senelere ait aşağıdaki grafikden de görüleceği üzere yukarı yönlü güncelleme yapılması kafaları karıştırdı. Hatta, baz yılı olarak 1999 senesine nazaran 2009 senesinin seçilmesi de hemen hemen aralarında benim de olduğum birçok ekonomist tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Küresel ekonominin büyük bir buhran yaşadığı ve taş üstünde taş kalmadığı bir sene ardından ekonominin ciddi anlamda daraldığı olağanüstü bir yıl olan 2009’un baz yılı olarak seçilmesi (2009 yılında Türkiye ekonomisi yıllık olarak % 4,7 oranında küçülmüştü) ister istemez  sonraki yıllara ait hesaplamalarda ciddi sıkıntı yaratacaktır. Ciddi anlamda küçülme yaşanan bir yıl olan 2009’un yeni baz yılı olarak seçilmesi yani diğer bir deyişle ciddi anlamda ekonominin daraldığı bir yılın baz olarak kullanılması ister istemez sonrasında gelen yıllara ilişkin verilerin yüksek çıkmasına neden olduğu görülüyor. TCMB’nin son sunumunda yer vermiş olduğu eksi ve yeni seri GSYIH karşılaştırmasından da görüleceği üzere (aşağıda bakınız grafik), 2013 büyümesi % 4,2’den % 8,9’a , 2014 büyümesi % 3’den % 5,2’ye , 2016 büyümesi ise % 4’den % 6,1 seviyesine yükseldi. Haliyle, GSYIH’nın TL olarak yaklaşık 2,338 milyar (861 milyar dolar seviyesine yükselmesi ile) kişi başına düşen milli gelir de 9bin dolar seviyelerinden 11bin dolar seviyesine yükseldiğini not edelim.

TÜİK’in açıkladığı yeni milli gelir hesaplamalarına dair baz ilginç detaylar da ortaya çıktı. Mesela, uzun bir süredir Türkiye’nin tasarruf açığı olduğu konuşuluyordu ama bu doğru değilmiş! Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı olarak olarak görülen cari açık, basit bir anlatımla toplam yatırımlar ile toplam tasarrufların arasındaki fark Türkiye’de % 13-14 seviyelerinde olduğu konuşuluyordu. Tasarruf oranlarındaki düşük seviye nedeniyle bir dizi ekonomik önlem de son zamanlarda alınmıştı. Mesele otomatik katılımlı bireysel emeklilik konusu gibi. TÜİK, yapmış olduğu revizyon ve güncellemelerden sonra, tasarruf oranlarının % 25 oranında olduğunu hesapladı (Almanya ile nerdeyse aynı).

Öte yandan, yukarda da belirttiğim üzere, 2015 yılında büyümenin % 6,1 ile Çin ekonomisinin büyüme seviyelerine yaklaşmasının da arkasında bazı şüphelerin yattığı veya verilerin desteklemediğini görüyoruz. Örneğin, (2014 – 2015 karşılaşması) enflasyonun % 8,9 seviyesinden % 7,7 seviyesine gerilemesi, sanayi üretiminin % 3,6 seviyesinden % 3,3 seviyesine gerilememesi, işsizliğin % 9,9 seviyesinden % 10,3 seviyesine yükselmesi, cari açığın 47 milyar dolardan 32 milyar dolara gerilemesi ister istemez % 6,1 seviyesinde yaşanan 2015 yılı büyümesini anlatmaya yetmiyor.

 

Kaynak: TCMB & TÜİK & Turkey Data Monitor

İktisatbank’ın sunduğu avantajlı döviz kurlarını piyasa ile eş zamanlı ve 24 saat kesintisiz takip etmek için lütfen tıklayınız.

https://www.iktisatbank.com/doviz-kurlari