
İktisatbank Hazine Grup Müdürü Emre Değirmencioğlu’ndan günlük ekonomi yorumu:
Türk Lirasında su biraz bulanık olsa da, yurtdışı destekli güçlü dalganın yardımı ile olumlu hava korunmaya devam ediyor
Son günlerde döviz likiditesinde sıkışma, dolar endeksi ve tahvil faizlerinde yukarı yönlü kıpırdanma ile 3,4750 seviyesini test eden USD/TL, bu seviyelerde tutunamadı
Hatırlanacağı üzere, 3,4750 Jackson Hole toplantısı ardından 25 Ağustos tarihinde adeta törenle kırılmış ve en düşük 3,3890 seviyesi test edilmişti
Risk iştahının güçlü bir şekilde egemen olması ve dün 3,4750’den bir kez daha reddedilen kur için söylenecek tek şey yönün halen daha aşağı yönlü olduğudur
Bu bağlamda haftalık grafiklerde ön plana çıkan 3,35’li seviyelerin kısa vadede hedeflenebileceğini düşünüyoruz (3,4750 üzeri ise tablo sert bir şekilde değişebilir)
ABD’de dün açıklanan enflasyon verileri beklentileri aşarak FED’in Aralık faiz artımını tekrar potaya soktu
Sabah saatlerinde Kuzey Kore’nın 3,700 km yol alan, toplam 15-16 dakika süren, 5-6 dakikada Japonya’ya ulaşan yeni bir füze denemesinde bulundu
3 hafta içinde ikinci kez Japonya üzerinde geçen füze piyasalarda ilave bir bozulma yaratmadı!
Sabah saatlerinde Japonya borsası artıda işlem görürken, altın değer kazanamadı. Piyasalar için “business as usual” tadında yeni bir gün
İngiltere Merkez Bankası dün enflasyona karşı tahammüllerinin azaldığını ifade ederek faiz artırım sinyali verdi. Sterlin tüm çaprazlara karşı değer kazanıyor
Bugüne döndüğümüzde… Türkiye’de işsizlik ve ödemeler dengesi istatistikleri; ABD’de perakende satışlar, sanayi üretimi ve tüketici güveni takip edilebilir
Ø Günün Özeti ve Yorumu
Dün küresel mali piyasalarda günün ilk yarısı temkinli, ikinci yarısı ABD enflasyon verisini bekleyerek, gün sonu ise alıştığımız üzere olumlu bir ruh halinde sonuçlandı. Hatırlanacağı üzere, hafta başı 3,3890 seviyesine kadar gevşeyen USD/TL kuru, dün gün içerisinde 25 Ağustos tarihinde törenle kırılan 3,4750 teknik seviyesini, ABD enflasyon verisinin beklentileri aşması ile tekrar denedi. Son günlerde Türk Lirasında bir miktar rahatsızlık olduğuna bültenlerimizde yer veriyorduk. İlk önce Cumhurbaşkanı danışmanları Cemil Ertem ve Bülent Gedikli arasında yaşanan kur seviyesine yönelik tartışma, akabinde hükümetin bankalara faiz indirim yönünde telkinlerini sürdürmesi ile olumu havasını veya ahengini kaybeden Türk Lirası, 3,3890 seviyesinden başlattığı yukarı yönlü düzeltmesini dün 3,4770 seviyesine kadar taşıdı. Kurun 3,40 seviyesinin altında başlayan yukarı yönlü düzeltmesinde Londra ve TCMB nezdindeki swap piyasaları arasında faiz dengesizliğinin oluştuğu yönünde görüşler hâkim olsa da, Türkiye cephesinde yaşanan döviz likidite sıkışıklığı da düzeltmenin arkasında yatan ana neden olarak görüldü. Dün bu gelişmelere ilave olarak, ABD cephesinde uzun süredir alıştığımız zayıf veriler ve beraberinde nelere muktedir olduğu devamlı bir şekilde sorgulanan Trump faktörü ve düşük enflasyon nedeniyle faiz artırımından ürken FED’in yarattığı elverişli likidite koşullarının bir müddet daha devam edebileceği beklentisinin kamçılandığı risk iştahı, beklentiler üzerinde artan tüketici enflasyonu ile kısa bir süreliğine de olsa sekteye uğradı. Enflasyonun % 1,8 olan yıllık beklentinin üzerinde % 1,9 olarak açıklaması, olumsuz verilere alıştığımız ABD’den gelen ve FED’in yumuşak karnı olan enflasyonda kıpırdanmaya neden olarak Aralık ayına yönelik faiz artırım beklentisini de yukarıya taşıdı. Her ne kadar opsiyon piyasaları FED’den bir hamle gelebilmesine biraz daha olanak tanısa da, şu anki durumunda, piyasaların halen daha FED’de inanmadıklarını görüyoruz. Bunun en güze örneği, enflasyon verisi ile 3,4770 seviyesine yükselen USD/TL kuru günü 3,43’lü seviyelerde tamamlarken, 1,1836 seviyesine kadar inen EUR/USD paritesi yeniden 1,19 seviyesinin üzerine yükseldi. İngiltere cephesi açısından dün ayrı bir önem ile takip edildi. İngiltere Merkez Bankası her ne kadar faiz oranını % 0,25 seviyesinde sabit tutulmasını beklendiği gibi 7 karşı 2 oy ile alsa da, % 2,9 seviyesine yükselen yıllık TÜFE enflasyonun önümüzdeki aylarda % 3 seviyesinin üzerine yükselebileceğine vurgu yaparak, enflasyona karşı tahammüllerinin dolmaya başladığını ve faiz oranlarının beklenenden daha hızlı bir şekilde artırılabileceğini söyleyerek Sterlin’in tüm para birimleri karşısında değer kazanmasına neden oldu. EUR/GBP paritesi, son yılların zirvesi olan 0,93’den reddedilmesi ardından 0,88’li seviyelere kadar gerilerken, GBP/USD paritesi de ilk hedefimiz olan 1,3450’ye yaklaştı. TL’nin değer kaybettiği, Sterlin’in değer kazandığı dünkü günün öğle saatlerinde 4,65 seviyesinin kıyısına kadar gelen GBP/TL kuru, günü 4,60 seviyesinin üzerinde tamamladı. Teknik alamda GBP/TL açısından yukarda 4,70 psikolojik seviyesini takip etmeye devam ediyoruz.
Dün ABD enflasyon verisinin beklentileri aşması ardından yaşanan dalgalanma kısa soluklu oldu. Benzin fiyatlarının yükselişte etkili olduğu ve çekirdek enflasyonda artış yaşanmaması nedeniyle, piyasalar enflasyon verisine sınırlı tepki gösterdi. ABD borsaları geceyi önemli bir kazanç veya kayıpla tamamlamazken, sabah güne yine Kuzey Kore’nin Japonya üzerinden geçen füze denemesi ile uyanıyoruz. Lakin, 3 hafta içinde ikinci kez Japonya üzerinden geçen veya deprem etkisi yaratan hidrojen bombalarına da piyasaları alıştıklarını görüyoruz. Genellikle, risk iştahını azaldığı durumlarda altın, Japon Yeni, İsviçre Frangı ve ABD tahvilleri değer kazanırken, bu sabah böyle bir tablo ile karşı karşıya olmadığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz. Piyasaların Kuzey Kore’ye bağışıklığı artmış gibi görünüyor. Güne başlarken Asya cephesinde borsaların artıda olduğunu görüyoruz. USD/TL kuru 3,4770 denemesi ardından 3,43’lü seviyelere kadar gevşedi. Yukarıya gidemeyen kurda yön aşağıya görünmeye devam ediyor. Bugünün veri takviminde Türkiye cephesinde açıklanacak işsizlik oranı (beklenti % 10,4) ve ödemeler dengesi istatistikileri (beklenti – 5,5 milyar dolar); günün ikinci yarısında ise ABD’de açıklanacak Ağustos ayı perakende satışlar verisi takip edilecektir. Haftaya Çarşamba günü, düzenlenecek olağan FED toplantısı, bilanço küçültmesine başlanması beklentisi ile yavaş da olsa piyasalar üzerinde etkili olabilir.
Haliyle pek çok okurumuz ilgilendiren ana başlık kurun seyrinin nasıl olacağı yönünde. Son günlerde anlatmaya çalıştığım üzere zayıf enflasyon FED’in faiz artırımına izin vermezken, zayıf bir siyasi duruşu olan ve hiçbir önemli yasayı geçiremeyen Trump aslında doların arkasında yatan ana aşağı yönlü itici güç olduğunu konuşuyoruz. Diğer cephede ise, güçlenen Euro-bölgesi ekonomisi ve Avrupa Merkez Bankası’nın yakında tahvil alım programını azaltacağı beklentisinin destekledi EUR/USD paritesindeki momentumu da satın alınıyordu. Lakin, Trump’ın demokratlar ile anlaşarak borç tavanın ötelemesi ve bu ay vergi reformuna yoğunlaşacağı ve demokratlarla ile uzlaşma aranacağı beklentisi, Trump’ın elini kuvvetlendirebilir ve dolayısıyla doların zayıf halini değiştirebilir. Trump’ın siyasi başarı elde etmeye başlaması durumunda, yerlerde sürünen doların tekrar hızla toparlanmaya başlayabileceği ve bunun da FED’i destekleyebileceğini düşünüyoruz. Bu minvalde, doların seyri açısından ABD’de ilk etapta vergi reformunu yakından takip etmekte fayda görüyoruz.
































