İktisatbank Hazine Grup Müdürü Emre Değirmencioğlu’ndan günlük ekonomi yorumu:
Türk Lirası dün tam olarak nedeni belli olmasa da, gelişmekte olan ülke para birimleri arasında en iyi performansı gösteren para birimi oldu
Her ne kadar dünkü iyimserliği açıklayamasak da, yurtdışı kaynaklı raporların TL önermesinin payı olduğunu düşünüyoruz
USD/TL cephesinde 3,55 seviyelerinin altı dün akşam itibarı ile test edildi
Bu bağlamda yukarı yönlü hareket beklentisini terk ederek, teknik bir bakış açısı ile, kısa vadede Mayıs başında test edilen 3,51-3,52 seviyelerinin yeniden radar menziline girebileceğini düşünüyoruz
İngiltere cephesinden gelen son anketler Muhafazakarların zemin kaybettiğine işaret ediyor
Başbakan May için çantada keklik olarak görülen 8 Haziran seçimlerinde çoğunluğu kaybedebileceğine işaret eden anket ardından Sterlin değer kaybetmeye devam ediyor
Türkiye’de Kredi/Mevduat rasyosu % 140 seviyelerine yükselirken, Kredi Garanti Fonu (KGF) heyecanı ise tam gaz devam ediyor. KGF’nin yan etkileri tartışma konusu yarattı (bakınız grafik)
Ø Piyasa Özeti ve Yorumu
Dün Türk Mali iyimser bir güne imza attı. Sabah saatlerinde, gelişmekte olan ülke para birimlerinde görülen satıcılı havaya paralel güne değer kaybı ile başlayan ve 3,59 seviyesine yaklaşan USD/TL kuru, nedenini tam olarak bilemesek de, günü % 1’e yakın değer kazancı ile 3,55 psikolojik seviyesinin de altında tamamladı. Her ne kadar Güney Afrika Randı ve Brezilya Reali siyasi sorunlar ile satıcılı bir seyir izlese de, Rus Rublesi OPEC ardından düşün petrol fiyatları ile satış baskısına maruz kalsa da, TL faizin cazibesi ve beraberinde Deutsche Bank ve JP Morgan’ın TL tavsiye eden raporlarının da etkisi ile TL dün Dolar karşısında en çok değer kazanan para birimi oldu. Haftasonu açıklanması beklenen kabine değişikliğine paralel ekonomi yönetiminde köklü bir değişiklik olmayacağı beklentisi de dünkü iyimserliği perçinledi. Güvenin ve mali disiplinin emniyet subabı olarak görülen Mehmet Şimşek isminin kabinede yer alacağına yönelik inanışların iyimserliğe katkı koyduğunu söyleyebiliriz. Konuyu biraz daha açmak gerekirse… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son günlerde metal yorgunluğu olarak nitelendirdiği ve değişime işaret eden yeni yol haritası ardından bu haftasonu açıklanması beklenen kabine revizyonu önemle bekleniyor. Büyümenin daha fazla ön plana alınacağı ve kişilerden ziyade veya tek bakanlık yerine daha geniş kapsamlı bir koordinasyon ve başında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olacağı fısıldanan bu yeni yapı piyasalarda kuvvetle muhtemel satıcılı bir seyre neden olmayacaktır. Dün bu minvalde sabah saatlerinde 3,59 seviyesine yaklaşan USD/TL kuru, gün boyu devam eden yabancı kaynaklı girişlerin de etkisi ile günü oldukça önemli sayılabilecek 3,5550 seviyesinin altında tamamladı. Teknik bir bakış açısı ile, Mayıs başında test edilen 3,51 – 3,52 aralığı yeniden test edilmesi kartlar arasında yer alabilir. Özellikle, yurtdışı gündemin yaklaşan yaz ayları ile birlikte sakinleyeceği beklentisinin de risk iştahına destek olduğunu görüyoruz. Dün TL Dolar karşısında iyimser bir görünüm arz ederken, Borsa Istanbul günü % 0,4 düşüşle tamamladı. Faiz cephesinde de 10 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi günü sadece 4 baz puan gerileyerek tamamladı. Her ne kadar TL’nin göreceli olarak ucuz olduğunu görsek de, 3,50 seviyesinin altına doğru kurun yürümesi için yeni bir hikaye yaratılması gerektiğini düşünüyoruz.
Yurtdışı cephede ise Sterlin dün dikkat çeken para birimlerinin başında yer aldı. 8 Haziran seçimlerine günler kala, açıklanan anketlerin de Sterlin üzerindeki baskıyı artırdığına şahit olduk. Hatırlanacağı üzere, Brexit görüşmelerinde elini kuvvetlendirmek ve daha çok millet vekiline ulaşmak adına erken seçim kararı alan Başbakan May, geçen haftaya kadar seçim maratonunu rahatlıkla göğüsleyebileceği hatta sandalye sayısını da artırabileceği görüşünden hareketle, Sterlin Dolar karşısında 1,31 seviyelerine doğru yürümüştü. Akabinde, geçen hafta açıkalana anketlerde, % 20 civarında olan Muhafazakar parti ile İşçi partisi arasındaki farkın % 6 seviyesine kadar gerilemesi, Sterlin’i dolar karşısında yeniden 1,28 seviyesinin altına kadar itti. Benzer bir şekilde, EUR/GBP paritesinin de 0,8750 seviyelerini test ederen Mart ayından bu yana en zayıf düzeye ulaştığının görüyoruz. Okuduğumuz raporlarda, Manchester hain terör saldırısının etkili olduğu ve yaşlılara yönelik hastane bakımı ve demans vergisi olarak adlandırılan bazı yeni düzenlemelerin May’e zemin kaybettirdiğini not etmek gerekiyor. Özetle, çantada keklik olarak görülen erken seçimin git gide daha sancılı bir duruma doğru ilerlemesi Steril üzerinde baskı kuruyor. Haftaya Perşembe günü düzenlenecek olan seçim öncesinde Sterlin cephesinde ciddi anlamda volatilite görülebilir.
Mayıs ayını pek çok kez piyasaların çirkin ayı olarak gördüğümüzü ve neredeyse % 70 istatistikle satıcılı geçtiği pek çok kez paylaşmıştık. Lakin bu sene Mayıs ayı çirkin değil güzel geçti. Mayıs ayının son gününe girerek, küresel piyasalarda iyimserlik devam ediyor. Merkez Bankalarının devam ettirdikleri genişlemeci, destekleyici, ucuz ve bol para döneminin bir yansıması olarak riskli varlıklara hücum eden piyasa oyuncuları, pek çok endeksi rekor seviyelere taşıdı. Her ne kadar Haziran ayında FED’den % 100 ihtimal ile faiz artımı beklense de, ABD’de istihdam dışında enflasyonun istenilen düzeye ulaşmaması, FED’in yılın geriye kalanında agresif davranmayacağı beklentisi yaratıyor. Dün ABD 10 yıllık devlet tahvil faizler özellikle FED cephesinden Brainard’ın yumuşak enflasyon vurgusu ile % 2,2 seviyesine kadar gevşediğini de not etmek gerektiğini düşünüyoruz.
Sabah saatlerinde Asya piyasalarında dengeli bir seyir var. Mayıs ayının son gününü de piyasalar olumlu tamamlama isteği içinde güne başlıyor. Mali piyasaların gündeminde bugün Almanya’da açıklanacak işsizlik oranı, Euro Bölgesi enflasyon ve ABD’de açıklanacak bekleyen konut satışları takip edilebilir.
Ø Türkiye’de mevduatın krediye dönüşme oranı yükselmeye devam ederken, sınırlı tasarruflar nedeniyle kaynak da tükenmeye başladı
Gündemi son günlerde meşgul eden en önemli konulardan bir tanesi malum ekonomiye can suyu olarak verilen Kredi Garanti Fonu (KGF). Ekonomik aktivitenin durma noktasına geldiği geride bıraktığımız senenin birden çok negatif bileşenine paralel ekonominin motorunu durdurmak yerine, yavaşlayan motora enerji vermeyi hedefleyen KGF kredilerinin istenmeyen yan etkileri de son günlerde satır başlarını süslemeye başladı. Her ne kadar, ekonomik aktivitenin daraldığı dönemlerde, devletin yardımı ile canlanma sağlanmasını makul ve olumlu karşılasak da, KGF kapsamında kullanılan kredilerin yan etkilerini de tartışmak gerektiğini düşünüyorum. İlk önce rakamlara bir bakalım. KGF kapsamında kullandırılan krediler 28 Mayıs 2017 tarihi itibariyle yaklaşık 275 bin işletmede 180 Milyar TL ulaşmış. Fonun büyüklüğünün 250 milyar TL olması planlanıyor. Türkiye’de özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin ekonomik faaliyetlerini canlandırma amacını taşıyan KGF’% 90’ı KOBİ’lere, % 10’u ise KOBİ dışı firmalara kullandırıldı. Kullandırılan kredilerin ortalama kredi büyüklüğü 492 bin TL olarak gerçekleşirken, dağılımı ise % 90 TL ; % 10 döviz bazında oldu. KGF faizlerinin ise işletme kredilerinde % 14,4, yatırım kredilerinin de ise ortalama % 13,8 olarak gerçekleştiğini görüyoruz. İşletme kredilerinin ortalama vadesi 40 ay olurken, yatırım kredilerinin ortalama vadesi ise 61 ay oldu.
Yukardaki rakamlardan da görüleceği üzere, KGF kapsamında atılan adımlar, durma noktasına gelen motoru yavaş da olsa hareket ettirirken (duran motoru çalıştırmak için daha fazla enerji gerektiriyor), ekonomideki genel faiz hadlerini de yukarıya çekmek suretiyle bünyede istenmeyen yan etkiler gösterdi. Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, % 90’ı TL kredilerden oluşan KGF’ye karşı, kredi/mevduat rasyosu % 140 seviyelerinde seyrediyor. Yani kaynak ihtiyacı içinde sıkışan sektörün KGF’ye kaynak bulmak adına soyunduğu mevduat avına paralel kısa vadeli faiz oranları Türkiye Bankalarında % 15 seviyelerine yükseldi. Elbette, girdi maliyeti yükselen ve kaynak arayan bankaların mevduata ödediği yüksek faiz, yasal karşılık ve zorunlu maliyetlerin de eklenmesi ile kendisini kredi faizlerinde daha yüksek seviyelerde gösterdi. Uzun lafın kısası, ekonomiye can suyu olarak düşünülen ve ekonomik aktivitenin durmaması için kullandırılan ve canlanma yaşanmasını hedefleyen KGF, dönüp dolaşıp ekonomideki genel faiz hadlerini de yukarı çekerek aslında siyasi otoritenin tam olarak istemediği bir hal aldı.
Faiz oranlarının genele yansıyan yükselişi ve beraberinde yeni bir arayış içine girilmesinin yarattığı yeni kafa karışıklığı gündemin ilk sıralarında yer alıyor. Okuduğumuz kadarı ile, Bankaların portföylerinde bulundurdukları alacak kalemleri olan KGF kapsamında kullandırılan kredilerin menkulleştirip (sekuritizasyon) karşılığında TCMB’den uygun koşullarda fonlama sağlayabilecek. Elbette bu yöntemin de kendi içinde başka sorunlar doğurabileceğini ön görüyoruz. İlk olarak, neden kredi kalemi olan bir ürün tekrar kredilendirilmek istenir? İkincisi, bu ürünü TCMB alarak karşılığında piyasaya TL verirse, şu anda uygulanmakta olan sıkı para politikası duruş sorgulanmaz mı? Bu likidite dönüp dolaşıp enflasyon yaratmaz mı? Enflasyon ister istemez faizleri daha da yukarıya çekmez mi? Öte yandan, bu kredilerin batması durumunda reel sektörün borç yükü TCMB’ye mi kalmış olacak (borcun parasallaşması – monetizasyon)?
Türkiye Data Monitor verilerine göre, Türk Lirası cephesinde, kredi/mevduat rasyosu % 140 seviyelerine yükseldi. Basit bir anlatımla her 100 birim mevduata karşı 140 birim kredi talebi var. KGF heyecanı devam ediyor lakin kredi için kaynak tükenmeye başladı.

Kaynak: Türkiye Data Monitor
Ø USD/TL kurunda 3,55 seviyesi aşağı yönlü geçildi. Teknik anlamda 3,51-3,52 seviyesine kadar gevşeme görülebilir
Dün TL günün adeta yıldız idi. Gelişmekte olan ülke para birimleri arasından sıyrılarak en çok değer kazanan para birimi TL olurken, Güney Afrika Randı ise siyasi sorunlar nedeniyle günün en çok değer kaybeden para birimi oldu.

Kaynak: Reuters
Olası geri çekilme, 3,3410 – 3,9417 hareketinin düzeltme seviyesi olan 3,51 – 3,52 aralığına kadar devam edebileceğini düşünüyoruz.

Kaynak: Reuters
































