İktisatbank Hazine Grup Müdürü Emre Değirmencioğlu’ndan günlük ekonomi yorumu:
Uzun bir süredir fiyatlanan referandum riski geride kaldı. Sonucun öncelikle hayırlı olmasını diliyorum
Referandum sonucundan bağımsız, Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın akşamki konuşmaları erken bir seçime işaret etmedi
Konuya bu yönüyle bakıldığında, zayıf bir Evet’in piyasa yansıması kısa bir süreliğine olumu olarak kabul edilebilir (referandum öncesi beklentimize uygun)
Lakin, referandum sonucunun getireceği siyasi yeni dönem ve öte yandan küresel arenada artan jeopolitik riskler, uzun soluklu bir iyimserlikten söz etmemizi engelliyor
Avrupa piyasalarının Paskalya tatili nedeniyle kapalı olmasının dezavantajı ile yeni haftanın ilk gününde volatilite artış gösterebilir
USD/TL kurunda, Cuma gece yarısı son dakikalarda kaydedilen hareketi göz ardı ederesek, aşağıda ilk hedeflenecek seviyeler 3,60 ; 3,5850 ve 3,5550 olarak ön plana çıkıyor
Kurda olası düşüşler, riskli pozisyonları azaltma ve koruma altına almak için fırsat olarak okunması gerektiğini düşünmeye devam ediyoruz
Ø Piyasa Özeti ve Yorumu
Kısa bir dinlenme molası ardından okuyucularımız ile tekrar buluşmanın mutluluğu içindeyim. Resmi sonucu itirazlar nedeniyle açıklanmsa da, at başı giden referandum sonucu % 51,4 oy oranı ile kabul edildi. MHP lideri Bahçeli’nin evet bayrağı sallamasına rağmen MHP seçmeninin büyük bir kısmının hayır yönünde oy kullandığını görüyoruz. MHP’de kısa bir süre içinde yeni oluşumlar görülebilir. Türkiye’nin büyük metropollerinde hayır oylarının galip çıkması veya daha önce AKP’nin kalesi olarak görülen bazı bölgelerde oy oranın düşmesi veya hayır oyunun çıkmasının siyasi yansımaları mutlak surette iktidar partisinde dikkate ele alınacaktır.
Referandum sonucundan bağımsız olarak, piyasaların gözlüğünden konuya yaklaştığımızda, sonucun Evet veya Hayır çıkmasından ziyade, sonrasına nasıl bir siyasi konjonktürün oluşacağı merak ediliyordu. Referandum öncesinde, Cuma günü Havadis Gazetesi’nin konuk yazar bölümünde kaleme aldığım “Keşke Erkan Yolaç’ın EVET’i HAYIR’ı kadar kolay olsaydı…” başlıklı yazımdan alıntı yaparak, yeni haftanın ilk bültenini kaleme almaya çalışacağım. Elbette, bu satırların amacının siyasi bir olayın piyasa yansımasını anlatmanın ötesine geçemeyeceğini hatırlatarak, konuyu bağımsız bir gözle irdelemeye çalışacağım.
Hangi ruh hali ile referanduma girildi? Türk mali piyasalarının ajandası maalesef son yıllarda bitmek bilmeyen seçim kalabalığı ile meşgul. Reform isteği ikinci plana atılmış, kavga edilmeyen son dönemde neredeyse bir ülke kalmamış. Dışarda, komşular ile sıfır sorundan yola çıkarak dünya ile kapışma yoluna girdik. İçerde ise ekonomimiz ivme kaybediyor. Türkiye büyümesi gereken ve işsizlik yaratmayacak potansiyelinin oldukça altında seyrediyor. İşsizlik Mart 2010’dan; enflasyon ise Ekim 2008’den bu yana en yüksek seviyeye yükseldi. Nisan başına nazaran, bir yıl geriye baktığımda, TL’nin dolar karşısında değer kaybının kabaca % 25 civarında. Öte yanda yan kulvarımızda koşan kulvar arkadaşımız Güney Afrika ve Brezilya aynı dönemde ciddi değer kazanmış. Düz hesapla negatif ayrışmamız % 40’dan fazla. Siyasi ve jeopolitik belirsizlik devamında iç güvenlik endişeleri ile birleşince, TL çirkinlik yarışmasında ilk sıraya oturdu. Gelişmekte olan ülke borsa endeksi 2016 başından bu yana ralli yaparken, Borsa Istanbul alt sıralarda kalmaya devam etti. Merkez Bankası’nın faizi baskı altında kalınca, geciken veya hatalı tedavi yine istemesek de aspirin yerine antibiyotik ile sonuçlandı. Yılbaşına nazaran iş gören faiz 350 baz puan artış göstermesine rağmen gelinen noktada, hem enflasyon, hem kur, hem de faiz yükselmiş oldu… Biraz daha geriye gideyim. 2013’de faiz % 4,5 sepet kur ise 2,11 idi. Bugün faiz % 11,45 sepet kur 3,75. Koskoca kayıp 4 yıl. Elbette bu negatif gelişmeler kredi derecelendirme kuruluşlarının de gözünden kaçmadı. Peş peşe gelen not ve görünüm indirimleri ile süper ligden düşen Türkiye, spekülatif cetvele inerek sıcak, hatta kaynar olarak nitelendiren vur kaç yatırımcıların cazibe merkezi haline geldi. Böylelikle öngörü daha da düştü. Doğrudan yatırımlarda ciddi azalma görüldü, emeklilik fonu tarzında uzun vadeli portföy yatırımları da haliyle not indirimi ardından geriledi. Turizm gelirleri iç ve dış güvenlik endişeleri ile düşerken, cari açığımız kurdaki bu denli yükselişe rağmen daralamadı… Yerliler ise TL’den kaçarak dövize sığınmaya devam etti. TCMB verilerine göre yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatları yılbaşına nazaran kabaca 7 milyar dolar artış gösterdi.
Türkiye tarihinin en önemli halk oylamasından biri dün akşam sonuçlandı. Açılış paragrafında da söz ettiğim üzere, bültenimizde, kararın piyasa yansıması üzerine odaklanmaya çalışacağız. Ekonominin ruh halini ikinci paragrafta hızlıca anlatmaya çalıştım. Referandum sonucunun mali piyasalar üzerindeki etkisi, kısa vadede siyasi istikrarın sağlanıp sağlanmayacağı yönünde önemli idi. Yapısal reform ihtiyacı içinde olan ve büyüme modeli eskiyen Türkiye’de, yeni bir seçim şu anda en az arzu edilen senaryo olduğunu söylemek gerekiyor. Dün bu minvalde, resmi olmayan referandum sonucu ardından Başbakan Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmaları takip edildi. Her iki cepheden de gelen açıklamaların tansiyon düşürücü, kucaklayıcı ve 2019 Kasım seçimlerini işaret eden bir üslup takındığını ve olası bir erken seçime işaret etmediğini görüyoruz. Bu bağlamda, olası bir erken seçimin gündemde olmaması nedeniyle, piyasaların güçsüz bir Evet oyunu “olumlu” olarak okuduklarını düşünüyorum. Zaten ilk fiyat davranışı da bunu teyit ediyor. Cuma akşam kapanıştan dakikalar önce manipülatif bir harekete sahne olduğunu düşündüğüm USD/TL kuru, gün boyu 3,68’li seviyelerde seyretmesi ardından, kapanışa dakikalar kala hızlı bir şekilde 3,74 seviyesini test etmişti. Referandum sonuçlarının erken bir seçime işaret etmemesi ile dün gece geç saatlerde Asya ilk kotasyonlarında ise kurun yeniden 3,62’li seviyelere varan bir gerileme kaydettiğini de not etmek gerekiyor. Olumlu havanın korunması durumunda, ilk etapta 3,60 devamında ise 3,5850 ve 3,5550 seviyelerinin potaya girebileceğini düşünüyoruz. Bugün, her ne kadar yurtdışı piyasalar tatil olsa da, Borsa İstanbul’un olumlu bir başlangıç yaparak günü yükselişle tamamlayacağını ön görüyorum. Avrupa piyasalarının Paskalya tatili nedeniyle kapalı konumda olması bugünkü işlemlerde bir miktar sıkıntı yaratabilir. Derinliğin düşük olması, piyasa katılımın sığ olmasına ve fiyat hareketinin sağlıksız olmasına neden olabilir. Bu bağlamda, yarın daha sağlıklı yön ve seviye konusunda yorum yapabileceğimizi düşünüyorum.
Referandum artık geride kaldı. Bugün Paskalya tatili nedeniyle ortalık göreceli olarak sessiz kalabilir. Ancak yarın, piyasaya likiditenin geri gelmesi ile canlanmanın da yaşanacağını düşünüyorum. Piyasa gözlüğümü çıkarttığım zaman ise, siyasi cephedeki bundan sonraki dönemde olası hareketlilik, beraberinde devam eden gergin jeopolitik ortam ve AB ile müzakere sürecinin nasıl devam edeceği şu anda soru işaretlerini gidermeye yetmiyor. Dün akşam, kucaklayıcı bir üslup ile basın toplantısı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Huber Köşkü’nün dışında toplanan kalabalığa seslenirken, idam sesleri yeniden yükseldi. Bu bağlamda, yeni bir referandum sürecinden de söz edildi. Şu aşamada, elimizde yön konusunda sağlıklı yorum yapacak kadar haber akışı bulunmuyor. Bugün, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bakanlar Kurulu toplantısını takip edeceğiz. Bir miktar bekle ve gör stratejisinin benimsenmesini mantıklı buluyorum.
Ø USD/TL kurunda aşağıda 3,60 devamında 3,5850 seviyesini takip edeceğiz. Nihai hedef ise 3,5550

Kaynak: Reuters
































