İktisatbank Hazine Grup Müdürü Emre Değirmencioğlu’ndan günlük ekonomi yorumu:
İşsizlik oranı artarken, ekonomi potansiyelinin altında büyürken, dünkü enflasyon verileri 2008’den bu yana en sert yükselişi kaydetti (bakınız grafik)
İlk satırın ekonomi kitaplarındaki karşılığı ise “stagflasyon”
Türkiye cephesinde faizin enflasyonun önünden değil peşinden gitmesinin neticesini dün TÜİK verileri ile görmüş olduk
İş gören faizin sene başına nazaran % 8,28’den % 11,47 kadar yükselmesine rağmen, Türk Lirası gelişmekte olan ülke para birimleri arasında % 2,80 değer kaybı ile ilk sırada yer alıyor
Enflasyonu gözetmek ve kuru dengelemek adına daha fazla faiz artırım ihtiyacının belirmesi, reel ekonomi açısından pek de iyi bir haber değil
Bütün bunları bir yere koyduğumuzda, ekonominin tatsız bir sarmala girdiğini görüyoruz
Makro resimde, negatif beklentiler törpülenmeli, yatırım ortamı hızlıca iyileştirilmeli, ekonomi odaklı refomlara geçilmesi gerekiyor
USD/TL cephesinde, olumsuz enflasyon rakamları ardından, referanduma kadar olan sürede, göreceli yatay ve bekle ve gör tarzındaki seyrin korunmasına daha fazla ihtimal vermeye başladık
Ø Piyasa Özeti ve Yorumu
16 Nisan Anayasa Referandumuna sayılı günler kaldı. Her sandığa gidileceği öncesinde olduğu üzere, gerek piyasa cephesinde, gerekse reel ekonomide “hele bir seçim bitsin bakarız” havasında bekle ve gör stratejisi hakim. Bu bağlamda, işlem hacimleri düşerken, belirsizlik nedeniyle yatırımların da yavaşladığını görüyoruz. Aşağıdaki grafik ve rakamlardan da görülebileceği üzere, dün açıklanan enflasyon, 2008 yılındaki seviyelere geri döndü. Gerek üretici, gerekse tüketici cephesinde ciddi maliyet kaynaklı yükselişler görüyoruz. Daha birkaç gün önce açıklanan büyüme verisi, Türkiye ekonomisinin 2016 yılında % 2,9 ile % 5’ler düzeyinde olan potansiyel büyümesinin altında seyrettiğine işaret ediyor. Yavaş ekonomi nedeniyle, işsizlik oranı % 12,70 seviyesine yükselerek 2010 yılındaki seviyelere geri döndü. Tüm bu gelişmeler, aslında makro cephede arzu edilen bir durum değil. Ekonomi ivme kaybederken, işsizlik ve enflasyon beraber yükseliyor. Elbette, seçim kalabalığı ile geçen son senelerin ve reform eksikliğinin bedelini bugünlerde ödüyoruz. Bunların üzerine, enflasyon belirtisinin başlamasına rağmen faiz artırmakta zorlanan TCMB’nin de halen enflasyonun gerisinde kaldığını not etmek gerekiyor (her ne kadar faiz tek çözüm yolu olmasa da).
Son dönemlerde bozulan makroekonomik verilere ilaveten dün açıklanan enflasyon rakamlarına da nereden bakarsak bakalım olumsuz tarafta sonuçlanması, haliyle Türk mali piyasalarında satıcılı seyre neden oldu. Enflasyon verisi öncesinde 3,62’li seviyelerde salınan USD/TL kuru, veri ile birlikte 3,65 seviyesine varan bir yükseliş kaydetti. Faiz cephesinde uzun vadeli faizlerde bir miktar yükseliş görülürken, borsa günü düşüşle tamamladı. Dün elbette, kur cephesindeki yükselişe siyasi bir kriz yaşayan ve Maliye Bakanı Gordhan’ı ve yardımcısını sebepsiz görevden alan G. Afrika Başkanı Zuma, ülkenin de kredi notunun çöp seviyesine inmesine neden oldu. S&P’nin not indirim kararı ardından, ZAR dünü Dolar karşısında % 2’nin üzerinde değer kaybı ile tamamladı. Türkiye ardından G. Afrika’nın da yatırım yapılabilir ligden düşmesi, gelişmekte olan ülke para birimlerinin geneli üzerinde etkili oldu.
Yeni gün başlangıcında, Asya cephesinde satıcılı bir seyrin etkili olduğunu görüyoruz. Özellikle, Trump’ın tweeter hesabı üzerinden Çin’li meslektaşı Xi ile yapacağı Perşembe günkü görüşmenin pek de kolay geçmeyeceğini açıklaması ardından küresel mali piyasalar hava bugün hafif çapta satıcılı seyrediyor. Makro cephede ise bugün Euro Bölgesinde açıklanacak perakende satışlar ve ABD fabrika siparişleri takip edilebilir. USD/TL kurunda, kafaların net olmaması, referanduma yönelik beklentinin henüz tam olarak şekillenmemesi nedeniyle bekle ve gör tarzında stratejinin devam edeceğini düşünüyoruz. Özellikle, kur cephesinde 3,67 seviyesinin geçilmemesi kaydı ile yatay seyir korunacağa benziyor.
Ø Enflasyon 2008’den bu yana en yüksek seviyede
Dün Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan resmi enflasyon rakamları beklentilerin oldukça üzerinde sonuçlandı. Enflasyon öncesinde Reuters anketine katılan ekonomistler, aylık enflasyonun % 0,6 civarında artış göstereceğini medyan bazda tahmin ederken, gerçekleşme ise % 1,02 oldu. Bu sonuçla birlikte, Mart ayında yıllık TÜFE enflasyonu % 11,29 ile Ekim 2008’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Enflasyonun Şubat 2017’de % 10,13; geçen senenin aynı ayında aylık olarak % – 0,04 olduğundan hareketle, Mart ayında yaşanan yükseliş enflasyona direk olarak yansımış. Alt kalemlere indiğimizde ise, gıda % 1,93, giyim % 1,99, sağlık % 1,88, eğlence ve kültür % 1,55 artış kaydederek, genele yayılan bir enflasyona rastlıyoruz (döviz kuru maliyet etkisi). TCMB’nin favori endekslerinde C tanımlı endeks (çekirdek enflasyon) (eski “I” endeksi) aylık % 1,25 ; yıllık ise % 9,46 artış kaydetmiş. Tüketici tarafından üretici cephesine geçtiğimize ise, ÜFE enflasyonunun aylık % 1,04 yıllık ise % 16,09 artış kaydederek Temmuz 2008’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştığın not etmemiz gerekiyor.

Kaynak: TÜİK

Kaynak: TÜİK

Kaynak: TÜİK
































