Hükümet icraatları durdu.
2016 yılı bütçesi meclisten geçmesine karşın, bütçe kullanılarak icraat yapılamıyor.
Hükümet, mali açıdan ciddi bir kilitlenme yaşanıyor.
Hatta, kilitlenmenin ötesinde, on üçüncü maaşlar dahil maliyenin ödemesi gereken acil 180 milyon lira civarında bir para var ve bu paranın ne zaman ödeneceği, belli değil.
Yeni ayın maaşları geliyor.
Yani anlayacağınız hükümetin acil ödemesi gereken borcu katlanarak büyüyecek.
Ve hükümetin bu borcu ödeyecek parası yoktur.
Hükümetin nakit para alabileceği tek yer Ankara’dır.
Fakat, Ankara’dan nakit akışı durdu.
İki sebeple.
Birincisi su krizinden dolayı.
İkincisi 2016 yılı protokolünün henüz imzalanmamasından dolayı.
***
Başbakan Ömer Kalyoncu, dün yaptığı açıklamada, su konusunda bir uzlaşıya varılmasına az zaman kaldığını, protokolle ilgili çalışmaların da tamamlanmak üzere olduğunu söyledi.
Başbakan’ın söylediği eğer gerçekleşirse bu ay içinde yaşanılan muazzam tıkanıklık sona erecek ve para akışı ile birlikte hükümet icraatları başlayacak.
Eminim geniş bir çoğunluk bunun olmasını istiyor.
“Geniş çoğunluk” bunu yapmadığı için hükümeti ve hükümetteki her iki partiyi de eleştiriyor.
Peki, her iki parti ne yapacak?
Yani CTP ile UBP nasıl bir tavır sergileyecek?
***
Bir kere, Ankara’daki yetkililer dahil herkesin bilmesi gerekir ki KKTC’de iki büyük partinin binbir zorlukla uzlaşıp, bir yol haritası çıkarıp (hükümet programı) kurduğu bir koalisyon ortaklığı vardır.
Bu tarihte ilk kez gerçekleşmiştir ve bu açıdan da değerlidir.
İkinci değerli konu, parti başkanları bu hükümetin dışında kalmışlardır.
Bu da sadece KKTC’de değil dünyada çok çok az ülkede uygulanan bir yöntemdir.
Dolayısı ile parti başkanları ve partilerin hükümet üzerindeki etkileri bu kez farklı noktadadır.
Ortaya çıkan sorunlara bakış açısı değişmiştir ve bu bakış açısını herkesin kabullenmesi gerekmektedir.
“Partiler ayrı, hükümet ayrıdır” şeklindeki görüş de KKTC’deki şuanki reel durumu karşılamamaktadır.
***
Her iki partinin ama özellikle CTP’nin varması gereken bir sonuç vardır.
Parti Meclisi veya diğer organlarının görüşü ile hükümet icraatları ya uyumlaştırılmalıdır ya da farklılıklar ortaya konularak icraat yapmaktan vazgeçilmelidir.
Hükümetler icraat için vardır.
Partiler de ideolojileri ve hedefleri için.
Eğer ideoloji ve hedefler hükümette olup da o doğrultuda icraat yapmaya olanak vermiyorsa geriye yapılması gereken bir tek şey kalır;
Hükümetten ayrılmak.
Eğer her ikisi de uyumlu bir şekilde yapılabilecekse ortadaki sorunları çözecek uzlaşma noktası sağlanmalıdır.
Kafa karışıklığı ile hükümetçilik yapılmaz.
***
Türkiye Hükümeti Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş dün yaptığı açıklamada “biz KKTC hükümetini düşürmek veya yeni hükümet modelleri ortaya çıkarmak gibi bir politikanın peşinde değiliz” dedi.
Bu açıklamanın adresi nedir?
Bence bu açıklamanın adresi kendini hala UBP’nin mal sahibi sayan ve evinde oturup da emekliliğinin tadını çıkaracağına “UBP’nin bu hükümeti kurması yanlıştır” diye fetva veren zatın ta kendisidir.
Ortada net olan durum şudur;
Bu hükümetin alternatifi yoktur.
Bu hükümetin halkın sorunlarını çözmekten başka alternatifi de yoktur.
Yapılacak bir erken seçim memleket için bir felakete dönüşebilir.
Hem de Kıbrıs sorununda böylesi kritik bir dönemden geçilirken.
































