YUNANİSTAN DESTEKLİYOR: Sivil ve askeri yetkililerden oluşan Türkiye Milli Güvenlik Kurulu’na sunulan “Türkiye’den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne su temini ve elektrik nakli projeleri konusundaki gelişmeler” raporu önemli bilgiler içeriyor. Türkiye üzerinden Kıbrıs’a enerji hattı çekilmesi konusunda Türkiye ve Yunanistan arasında da uzlaşı sağlandı
KKTC’YE 10 MİLYON TL: Vasiliko’da yaşanan facianın ardından Güney Kıbrıs’ın KKTC’den 10 milyon TL’lik enerji satın alması, “Türkiye’den gelecek enerjinin Güney’e aktarılması” noktasında Türk tarafını cesaretlendirdi. “Rum, Kuzey’den enerji satın almaz” düşüncesi gündemden düştü
MAKARİOS’UN SÖZLERİNE ATIF: Rapor Makarios’un “Adanın Türkiye’ye bağlanmasına asla izin vermem” sözlerine de atıfta bulunularak “yaklaşık 50 yıl sonra, Türkiye’den bir bağlantıyla su temini sağlanmış olacaktır. Böylece, 40 yıllık geçmişi olan ve sloganlaşmış bir fikrin yaşam bulmasının sağlanmış olacağı düşünülmektedir” denildi
ÇÖZÜME KATKI: Projenin ada barışına katkı yapacağı düşünülürken, MGK raporunda “GKRY’ye de su ve elektrik verilebilme ortamının yaratılmasıyla, anılan projelerin kalıcı bir uzlaşmaya ve barışa somut bir katkı olacak şekilde değerlendirilmesi söz konusu olabilecektir” görüşüne yer verildi
RAPORDAN: Milli Güvenlik Kurulu’na sunulan rapordaki bazı ifadeler şöyle:
– Projenin ilk ortaya çıkışı, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi kapsamındadır. Türkiye ve Yunanistan arasında, Türkiye’den KKTC ve GKRY’ye elektrik satışının etüt edilmesi konusunda anlaşmaya varılmıştır
– 3 Ekim 2012 tarihinde Ankara’da Türkiye ve KKTC yetkilileri arasında yapılan ve KKTC’ye su temin projesinin de ele alındığı toplantıda, elektrik nakil projesinin realize edilme sürecinin hızlandırılması kararlaştırılmıştır
– Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ)’nin üstleneceği, projenin Mersin / Anamur’dan Girne’ye denizaltından kablo döşenmesi ve 200 mw elektrik iletimini kapsayacak
– Söz konusu projelerin realize edilmesi sonucu, Kıbrıs Türklerinin kendilerini yalnız hissetmemesi ve her durumda Türkiye’nin güçlü bir şekilde kendilerine sahip çıkmakta olduğunun gösterilmesi açısından önemli gözükmektedir
– Projeler GKRY’de var olan “Kıbrıs Türklerinin uygulanan izolasyonlar sonucu pes ederek azınlık statüsünü kabul edeceği” yönündeki beklentiyi kıracak
– Bahse konu projeler, orta ve uzun vadede GKRY başta olmak üzere, üçüncü ülkelere uzatılabilecek mahiyette geliştirilebilir nitelikte projelerdir
Bertuğ TOPAL
Türkiye Milli Güvenlik Kurulu’na sunulan “Türkiye’den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne su temini ve elektrik nakli projeleri konusundaki gelişmeler” raporunda Türkiye’den KKTC’ye gelecek elektrik ve suyun belirli bir zaman sonra adanın kuzeyindeki hatlar üzerinden Rum tarafına nakledilmesi yer alıyor. Detaylı bir rapor olarak Milli Güvenlik Kurulu’na sunulan raporda elektrik ve su sorununun sadece KKTC’de değil adanın güneyinde de büyük bir sorun olarak yer aldığı belirtildi.
“Sorun Güney’de de var”
“GKRY açısından da güvenli elektrik arzı önemli ulusal bir sorun konumundadır. GKRY’nin,
elektrik arz açığını da, su örneğindeki gibi doğalgaz kullanımının dahil olduğu bir vizyonla
aşmayı planladığı bilinmektedir.” denilen raporda getirilecek su ve elektriğin ileriki dönemlerde Güney Kıbrıs’a da verilmesi açık bir dille belirtiliyor.
Yunanistan’la anlaşma
Raporda Türkiye ve Yunanistan arasında, Türkiye’den KKTC ve GKRY’ye elektrik satışının etüt edilmesi konusunda anlaşmaya varıldığı ve projenin fizibilite hazırlıklarının sürdürüldüğü belirtildi. 3 Ekim 2012 tarihinde Ankara’da Türkiye ve KKTC yetkilileri arasında yapılan ve KKTC’ye Su Temin Projesi’nin de ele alındığı toplantıda, elektrik nakil projesinin realize edilme sürecinin hızlandırılmasının kararlaştırıldığı ifade ediliyor.
Proje Kıb-Tek adına TC’de yapılacak
KKTC Su Temin Projesi dönemi içinde, Türkiye’den KKTC’ye elektrik nakli kapsamında gerekli altyapı çalışmasının tamamlanacağı resmi olarak açıklandığı ve KKTC Su Temin Projesi temel atma töreni sırasında yapılan açıklamalarda, Türkiye ile KKTC arasında bir protokol imzalanacağı, projeyi Kıbrıs Elektrik İdaresi (KIBTEK) adına Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ)’nin üstleneceği, projenin Mersin / Anamur’dan Girne’ye denizaltından kablo döşenmesi ve 200 mw elektrik iletimini kapsayacağı, denizaltı kablo inşaatının yapımının, TEİAŞ’ın yapacağı uluslararası ihale ile gerçekleştirileceği, ihaleye Türk firmalarının yanı sıra İtalya, İngiltere ve Fransa’dan firmaların katılmasının beklendiği belirtildi.
Elektrik Güney’e nakledilecek
Rapora göre Türkiye üzerinden denizin altından KKTC’ye gelecek elektriğin ilk etapta KKTC’ye daha sonra ise buradan Rum tarafına mevcut hatlar üzerinden nakledileceği ifade açıkça ifade ediliyor.
Raporda ayrıca ileriki zamanlarda Güney’e verilecek elektriğin Rum tarafındaki yansımalarının nasıl olabileceği üzerine bir değerlendirme de yer alıyor.
GKRY yetkililerinin ve Rum basınının, bahse konu projelere karşı takındığı ilk tutum
incelendiğinde, Rum tarafının halihazırda resmi olarak bir tepki vermediği; öte yandan, gerek su temin projesi temel atma törenlerinin, gerek genel su koordinatörü Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş’un
hazırladığı bir raporun Rum basınında oldukça geniş yer bulduğu belirtildi.
Çözüm TC’den su ve elektrik
Raporda yıllardır su ve elektrik sıkıntısı çeken Kıbrıs Türklerinin ihtiyaçlarının karşılanmasında en
makul çözüm yolunun, Türkiye’den KKTC’ye kesintisiz su aktarılması ve elektrik nakliyle
mümkün olabileceği kararına varıldığı ve bu maksatla Türkiye’den KKTC’ye yönelik başlatılan su
temin ve elektrik nakil projelerinin tam olarak gerçekleştirilmesiyle KKTC’nin su ve elektrik
sorunu köklü bir çözüme kavuşturulacağı belirtildi.
Ambargolara karşı su ve elektrik
Rapora göre Türkiye’den adaya aktarılacak olan su ve elektrik enerjisinin yıllardır anlamsız, gereksiz ve haksız ambargolara maruz bırakılan Kıbrıs Türk halkının refah düzeyinin artırılması ve ekonomik
olarak gelişmesine yardımda bulunacağı ifade edildi.
Adadaki su gereksinimi geniş yer buldu
“Türkiye’den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne su temini ve elektrik nakli projeleri konusundaki gelişmeler” raporunda ada genelinde su arz-talep dengesinde büyük bir açık bulunduğu belirtilerek geçmiş yıllarda aranan çözümler geniş olarak raporda yer buldu.
Makarios’un sözlerine atıf yapıldı
“Türkiye’den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne su temini ve elektrik nakli projeleri konusundaki gelişmeler” konulu raporda Kronik bir su arzı sorununa sahip Kıbrıs’ta, Makarios’un “Adanın Türkiye’ye bağlanmasına asla izin vermem” sözlerine de atıfta bulunularak “yaklaşık 50 yıl sonra, Türkiye’den bir bağlantıyla su temini sağlanmış olacaktır. Böylece, 40 yıllık geçmişi olan ve sloganlaşmış bir fikrin yaşam bulmasının sağlanmış olacağı düşünülmektedir” şeklinde bir cümleye yer verildi.
Sennaroğlu projeyi yalanlamıştı
Tarım, Gıda ve Enerji Bakanı Önder Sennaroğlu, Türkiye’den denizin altından gelecek elektrik ile ilgili projeyi yalanlamış ve “böyle bir proje yok” demişti. Sennaroğlu, elektrik gelmesi için bir proje yapılsa bile bunun üç yıllık bir süreyi alabileceğine vurgu yapmıştı.
Türkiye’den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’ne su temini ve
elektrik nakli projeleri konusundaki gelişmeler
1. Giriş:
Yıllardır su ve elektrik sıkıntısı çeken Kıbrıs Türklerinin bu ihtiyaçlarının karşılanmasında en
makul çözüm yolunun, Türkiye’den KKTC’ye kesintisiz su aktarılması ve elektrik nakliyle
mümkün olabileceği kararına varılmış; bu maksatla Türkiye’den KKTC’ye yönelik başlatılan su temin ve elektrik nakil projelerinin tam olarak gerçekleştirilmesiyle KKTC’nin su ve elektrik sorunu köklü bir çözüme kavuşturulmuş olacaktır.
Türkiye’den Ada’ya aktarılacak olan su ve elektrik enerjisi; yıllardır anlamsız, gereksiz ve
haksız ambargolara maruz bırakılan Kıbrıs Türk halkının refah düzeyinin artırılması ve ekonomik olarak gelişmesi üzerinde kuvvet çarpanı etkisi yaratmış olacaktır.
Çalışmada, Kıbrıs Adası’nın öncelikle su ve elektrik ihtiyacıyla ilgili temel tespitlere,
müteakiben Türkiye’den KKTC’ye su temin ve kablo ile elektrik nakli projelerine, bilahare anılan projelerin hem Türkiye ve KKTC, hem de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) bağlamında, anlam ve önemine ilişkin değerlendirmelere yer verilecektir.
2. Adanın Su İhtiyacı:
Kıbrıs genelinde su temini, yağışlara ve yeraltı sularına bağlı olarak yürütülmektedir. Açılan
kuyular nedeniyle, yeraltı su seviyesi oldukça düşmüştür.1 Bu alanlara deniz suyunun girişi
nedeniyle de, yeraltı sularında tuzlanma ciddi bir sorundur. Ada genelinde su arz-talep dengesinde büyük bir açık bulunmaktadır. Ekonomik büyümeye bağlı olarak bu açığın daha da artması beklenmektedir. Günümüzde bu açık, her iki kesimde de, sürdürülemez bir şekilde, yeraltı kaynaklarından yapılan aşırı çekim ile GKRY’deki deniz suyu arıtma yöntemiyle karşılanmaktadır.
Yıllardır su sıkıntısı çeken KKTC’nin bu ihtiyacını karşılamak maksadıyla birçok proje
geliştirilmiştir.
Bu kapsamda, sulama amaçlı ve yeraltı sularını beslemeye yönelik olarak 41 gölet inşa
edilmiştir. Suyun etkin kullanımına yönelik modern sulama (damla sulama) teknikleri uygulamaya büyük oranda geçirilmiştir. Su arz açığını kapatmak amacıyla, 1990’lı yıllardan itibaren Türkiye’den KKTC’ne yönelik balonla ve tankerle su taşınması dahil çeşitli projeler hayata geçirilmiş, ancak arzu edilen sonuç alınamamıştır.
Öte yandan GKRY ise, su arz açığını deniz suyunun arıtımı yoluyla aşmaya çalışmaktadır.
GKRY, özellikle deniz suyu arıtma tesislerinde doğal gaz kullanarak ucuza su arıtılmasını ulusal bir hedef olarak belirlemiştir.
3. KKTC Su Temin Projesi:
KKTC Su Temin Projesi, 2 adet baraj (Anamur-Alaköprü ve Güzelyalı-Geçitköy Barajı), 107
kilometre boru hattı ile 2 adet terfi istasyonundan (Anamuryum Dengeleme Deposu ve Güzelyalı Pompa İstasyonu) oluşmaktadır.2 Proje kapsamında, 80 kilometresi deniz altından olmak üzere, toplam 107 kilometre boru hattıyla Anamur / Dragon Çayı’ndan Kıbrıs’a su götürülecektir.
Projenin fizibilite çalışmaları 2008 ve 2009 döneminde yapılmıştır. Projede ilk temel 7 Mart
2011 tarihinde Alaköprü Barajı için atılmış olup, proje Türkiye, deniz geçişi ve KKTC’de olmak üzere üç aşama halinde ve eş zamanlı olarak yürütülmektedir.
Proje üç yıl içinde tamamlanacak olup, 7 Mart 2014 tarihinde bitirilmesi hedeflenmektedir.
Deniz isale hattı, deniz seviyesinden 250 metre derinde ve 500 metre aralıklarla deniz tabanına bağlanarak askıda döşenecek boru hattı ile oluşturulacaktır. Proje, deniz geçiş mesafesi ve kullanılan teknoloji itibariyle, dünyada bir ilki teşkil edecektir.3 Bu nedenle proje, “asrın projesi” olarak gündeme getirilmiştir.
Geçitköy Barajı, özellikle su kullanımının dengelenmesi, bu bağlamda hem sektörel, hem de
zamansal kullanım (yıl içine dağıtılabilmesi) açısından önemlidir. Proje ile ortalama 2,38 m³/s su verilecektir. Böylelikle, KKTC’ye yılda 75 milyon metreküp su taşınmış olacaktır. Bu suyun %50,3’ü içme-kullanma suyuna, % 49,7’si ise, sulama suyuna tahsis edilecektir. İçme-kullanma suyu, Güzelyalı Terfi Merkezi üzerinden tüketim noktalarına ulaştırılacak, geri kalan miktar ise, sulama mevsiminde kullanılmak üzere Geçitköy Barajı’nda depolanacaktır. Depolanan suyla yaklaşık 4 bin 824 hektarlık bir alanda sulu tarım yapılması planlanmaktadır. Proje, toplamda 1 milyar 117 milyon TL değerinde bir yatırımı içermektedir. Söz konusu rakamın % 73’ü (811 milyon TL) KKTC’ye gidecek suyun ihale bedeli, geriye kalan miktarı ise, aktarımı tamamlanan suyun KKTC içindeki dağıtım altyapısı için kullanılacaktır.
Gerçekleştirilen bilimsel deneylerle yorulma ömrü 125, sünme ömrü ise, 1000 yıldan fazla
olduğu hesapların bahse konu sistem, geliştirilebilir nitelikte bir projedir. Hâlihazırda, 750 milyon metreküp kapasiteye sahip Dragon Çayı’ndan sadece 75 milyon metreküp su alınması
planlanmaktadır. Projenin orta ve uzun vadede GKRY’ye de uzatılmasının gündeme gelebileceği düşünülmektedir.
Türkiye, proje aracılığıyla, Akdeniz havzasının doğusunda “deniz yolu ile su dış ticareti”
konusunda önemli bir inisiyatif geliştirmektedir. 1998 yılında Manavgat Nehri’nden deniz yolu ile 180 milyon metreküp su ihraç edebileceği tesisi inşa eden Türkiye’nin bu yeni inisiyatifinin, petrol ve doğal gaz arama faaliyetleriyle aynı dönemde ivme kazanmış olması, Türkiye’nin suyun sahip olduğu stratejik üstünlüğü kullanmak istediği değerlendirmelerine neden olabilecektir.
4. Adanın Elektrik İhtiyacı:
1974 Barış Harekâtı sonrasında, mevcut kurulu elektrik gücünün Rum kesiminde kalması
nedeniyle, KKTC’nde hem elektrik üretimi, hem de güvenilir ve süreklilik arz eden bir elektrik arzı sorunu varlığını korumuştur.
2000’li yıllara kadar, üç adet türbin ve bir adet termik santral inşa edilmiştir. Bu dönem
içerisinde (1997) özel bir santral de devreye sokulabilmiştir. Ancak, KKTC’nde üretilen elektrik iç ihtiyacı karşılayamamaktadır. Yılda yaklaşık 350 milyon kw/saat elektrik ithal edilmektedir.
Dönem dönem GKRY’nin elektrik naklini kesme örnekleri karşısında, Türkiye’nin desteğinde
ve yönlendirmesinde, Enerji Strateji Belgesi ve 2020 Yılı KKTC Elektrik Sistemi Master Planı doğrultusunda, hem ülkenin gelişimine uygun elektrik arzının sağlanması, hem de ülke içi dağıtım ve iletim merkez ve hatlarının geliştirilmesi yönünde bir politika takip edilmektedir.
GKRY’nde elektrik temini de giderek kronik bir sorun haline gelmiştir. 11 Temmuz 2011’de
Vasiliko Elektrik Santrali’nin tamamen devre dışı kalmasıyla yaşanan enerji arz krizinde,
KKTC’den temin edilen elektrikle sorun geçici olarak aşılabilmiştir. “Başlangıçta Türklerden elektrik kabul etmeyiz” biçiminde bir tutum sergilense de, 16 Temmuz 2011 ve 12 Şubat 2012 tarihlerinde imzalanan anlaşmalar çerçevesinde bir yıllık sürede KKTC’ye toplam 10 milyon TL ödenmiştir.
GKRY açısından da güvenli elektrik arzı önemli ulusal bir sorun konumundadır. GKRY’nin,
elektrik arz açığını da, su örneğindeki gibi doğalgaz kullanımının dahil olduğu bir vizyonla
aşmayı planladığı bilinmektedir. Doğalgaz kullanımı yoluyla elektrik üretimi hedefi için gerekli hazırlıklara 2010 yılında başlanmıştır. GKRY’nin bu amaç doğrultusunda 2014 yılında elektrik üretimine başlamayı hedeflediği bilinmektedir.5
5. Türkiye’den KKTC’ne Elektrik Nakil Projesi:
Projenin ilk ortaya çıkışı, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi
kapsamındadır. Bu doğrultuda, Türkiye ve Yunanistan arasında, Türkiye’den KKTC ve GKRY’ye elektrik satışının etüt edilmesi konusunda anlaşmaya varılmıştır. Bahse konu projenin fizibilite hazırlıklarının sürdürüldüğü bir dönemde, 3 Ekim 2012 tarihinde Ankara’da Türkiye ve KKTC yetkilileri arasında yapılan ve KKTC’ye Su Temin Projesi’nin de ele alındığı toplantıda, elektrik nakil projesinin realize edilme sürecinin hızlandırılması kararlaştırılmıştır.
Daha sonra, KKTC’ye Su Temin Projesi dönemi içinde, Türkiye’den KKTC’ye elektrik nakli
kapsamında gerekli altyapı çalışmasının tamamlanacağı resmi olarak açıklanmıştır. KKTC Su Temin Projesi temel atma töreni sırasında yapılan açıklamalarda, Türkiye ile KKTC arasında bir protokol imzalanacağı, projeyi Kıbrıs Elektrik İdaresi (KIBTEK) adına Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ)’nin üstleneceği, projenin Mersin / Anamur’dan Girne’ye denizaltından kablo döşenmesi ve 200 mw elektrik iletimini kapsayacağı, denizaltı kablo inşaatının yapımının, TEİAŞ’ın yapacağı uluslararası ihale ile gerçekleştirileceği, ihaleye Türk firmalarının yanı sıra İtalya, İngiltere ve Fransa’dan firmaların katılmasının beklendiği, üretilen elektrik enerjisinin, ilk etapta KKTC’ye daha sonra ise buradan GKRY’ye mevcut hatlar üzerinden nakledileceği ifade edilmiştir.
6. Su Temin ve Elektrik Nakil Projelerinin Önemi:
Her iki projeyle de, KKTC’nin su ve elektrik arz güvenliğinin uzun vadede çözülmesi yönünde önemli birer adım atılmaktadır. Bu çerçevede, DSİ Genel Müdürlüğü, su temin projesiyle, KKTC’ndeki içme ve kullanım suyu ihtiyacının 50 yıllık bir süre için çözüleceğini açıklamıştır.
KKTC’deki sosyal ve ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilmesi, büyük ölçüde temiz, güvenilir ve sürekliliği sağlanmış su ve elektrik arzına bağlıdır. Bu nedenle, her iki proje de, KKTC’nin kalkınmasına önemli ölçüde ivme kazandırılabilecektir.
Su temin projesiyle, içme ve kullanım suyu ihtiyacının karşılanmasının yanında, hem önemli bir alan sulu tarıma açılarak tarımsal gelir elde edilmesi, hem de balıkçılık ve turizm açısından da ülke ekonomisine katkı sağlanması planlanmaktadır.
Bu kapsamda, KKTC Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ile Çukurova Üniversitesi tarafından ortak yürütülen ve 5 Temmuz 2012 tarihinde başlayan “KKTC’de Modern Sulama Yöntemlerinin Kullanımına Uygun Arazi Varlığının ve Bitki Deseninin Tespiti” projesi çerçevesinde, Su Temin Projesi’yle gelecek suyun nerede ve hangi ürünlerde öncelikli kullanılacağı ortaya konacaktır.
Ayrıca, ormancılık sektörüne yönelik bir eylem planı da hazırlanmaktadır. Bu kapsamda,
Türkiye’den gelir getirici bazı ağaç türlerinin (badem, zeytin, narenciye, keçiboynuzu gibi)
getirilmesi ve KKTC’nin zengin şifalı bitkiler açısından da üretim ve ihracat sahası yapılması
öngörülmektedir.
Su temin projesi kapsamında KKTC’de hem idari, hem yasal alanda önemli faaliyetler
yürütülmektedir. Bahse konu projenin verimli bir zeminde yürütülebilmesine hizmet edecek
“Entegre Su Yönetimi Yasası” hazırlıkları başlatılmıştır. KKTC’nin sürdürülebilir bir su
politikasına sahip olması amaçlı çalışmalar, KKTC Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı
bünyesinde kurulan Genel Su Koordinatörlüğü’nce yürütülmektedir.
Benzer şekilde, elektrik nakil projesine paralel olarak, KKTC iletim ve dağıtım merkezlerinin
güçlendirilmesinin planlandığı da anlaşılmaktadır.
GKRY yetkililerinin ve Rum basınının, bahse konu projelere karşı takındığı ilk tutum
incelendiğinde, GKRY’nin hâlihazırda resmi olarak bir tepki vermediği; öte yandan, gerek su temin projesi temel atma törenlerinin, gerek Genel Su Koordinatörü Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş’un hazırladığı bir raporun Rum basınında oldukça geniş yer bulduğu görülmüştür.7
Rum basınında, Türkiye’nin tutumunun bumerang etkisine sahip olduğu, Türkiye’nin KKTC
politikasının zarar görebileceği gibi, projenin bitirilmesi halinde ise, büyük bir uluslararası başarıya dönüşebileceği vurgulanmıştır. Simerini Gazetesi’nin başlığı ve konuya yaklaşımı ayrıca dikkat çekici görülmektedir. Yaklaşımı, öz olarak, “Fakir Kıbrıslı Türkleri satın alacaktık, şimdi Türkiye hepimizi satın alacak” biçimindedir.8 Bu yaklaşım, GKRY’nin KKTC’de ve Türkiye-KKTC ilişkilerine bakışını göstermesi açısından çarpıcı bir örnek teşkil etmektedir.
Rum basınına yönelik incelemede, GKRY’nin AB’deki eski daimi temsilcisi Büyükelçi
Theofilos Theofilu’nun konuyla ilgili makalesine de rastlanılmıştır. 9 Theorlu’nun Rum yetkililere önerisi, “Yapabileceğimiz ve yapmamız gereken asgari husus, Türk maharet ve projelerine tepki göstermek, yetkili uluslararası örgütlere, BM’e ve AB’ne delilli ve yazılı olarak şikâyet etmektir.” biçiminde olmuştur.
Yapılan incelemede dikkat çeken bir başka husus ise, GKRY’de de sürdürülebilir bir su
yönetiminin bulunmaması ve yaşanan sorunların ciddiliğidir. Türkiye projesinin incelendiği Rum basın organlarında yer alan değerlendirmelerde, GKRY’deki su miktarı ve kalitesine ilişkin sorunlara yer verilmesi dikkat çekici bulunmuştur.
7. Sonuç:
KKTC’ye Su Temin Projesi, gerek kullanılacak teknoloji, gerek kat edeceği mesafe açısından küresel ölçekte önemli bir projedir. Taşıyacağı su miktarı açısından ise, çok büyük olmamakla birlikte, geliştirilmeye açık bir proje niteliğindedir.
Su temin ve elektrik nakil projeleri, ekonomik, tarımsal, teknolojik ve sosyolojik yönü olan çok boyutlu projelerdir. Aynı zamanda, anılan projeler önemli stratejik ve siyasal sonuçları olacak niteliktedir.
Öncelikle KKTC’nin kalkınma hamlesine hizmet edecek ve ekonomik özgürlüğüne destek
sağlayacak kapsamda olduğu değerlendirilmektedir.
Kronik bir su arzı sorununa sahip Kıbrıs’ta, Makarios’un “Adanın Türkiye’ye bağlanmasına
asla izin vermem” ifadesinden yaklaşık 50 yıl sonra, Türkiye’den bir bağlantıyla su temini sağlanmış olacaktır. Böylece, 40 yıllık geçmişi olan ve sloganlaşmış bir fikrin yaşam bulmasının sağlanmış olacağı düşünülmektedir.
Projelerin önemli yansımalardan birisi ise, Kıbrıs Türk halkı nezdinde Türkiye algısına ilişkin olacağıdır. Söz konusu projelerin realize edilmesi sonucu, Kıbrıs Türklerinin kendilerini yalnız hissetmemesi ve her durumda Türkiye’nin güçlü bir şekilde kendilerine sahip çıkmakta olduğunun gösterilmesi açısından önemli gözükmektedir.
Projeler, aynı zamanda GKRY’de hakim olan bir algının kırılması açısından da değer
taşımaktadır. Bu bağlamda GKRY’de var olan “Kıbrıs Türklerinin uygulanan izolasyonlar
sonucu pes ederek azınlık statüsünü kabul edeceği” yönündeki beklentiyi kıracak mahiyette bir proje olduğu düşünülmektedir.
Başbakan Yardımcısı Sn. Prof. Dr. Beşir Atalay, 13 Ekim 2012 tarihli açılış töreninde, GKRY
yetkililerine seslenerek, “Adada Kıbrıs Türkü’nün varlığını ortadan kaldırarak bir gelecek
tasarlamak yerine, barışçıl bir çözümün faydalarını görmeleri gerektiğini” vurgulamış ve “Kıbrıs Rum Kesimi her ne kadar kendini Türkiye’den uzak görse de bu proje doğal komşusunun Türkiye olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır.” biçiminde önemli mesajlar vermiştir.
Bahse konu projeler, orta ve uzun vadede GKRY başta olmak üzere, üçüncü ülkelere
uzatılabilecek mahiyette geliştirilebilir nitelikte projelerdir. Bu çerçevede, Türkiye’nin KKTC’ye yönelik böyle bir enerji kaynağı sunumu, Kıbrıs tarihi açısından da stratejik öneme ve değere sahip olup, tarihsel olarak da GKRY karşısında farklı bir konuma geçişi simgelemektedir.
Projelerin bir diğer önemli boyutu, GKRY ile süren müzakere süreci ve daha genelde Kıbrıs
Sorunu’nun çözümüne katkı olabilme potansiyeline ilişkindir. Projelerin gündeme gelmesine paralel işlendiği üzere, GKRY’ye de su ve elektrik verilebilme ortamının yaratılmasıyla, anılan projelerin kalıcı bir uzlaşmaya ve barışa somut bir katkı olacak şekilde değerlendirilmesi söz konusu olabilecektir.
Ancak, orta ve uzun vadede, GKRY’nin su temini konusunda Türkiye’ye bağlı bir yapıyı arzu
etmeyeceği ve bunun yerine, deniz suyunun arıtımı ve / veya (daha pahalı da olsa) diğer
alternatifleri gündemde tutmak isteyeceği değerlendirilmektedir. Bu nedenle de, önümüzdeki
dönemde, KKTC Su Temin Projesi’nin “Birleşik Kıbrıs” fikrini sona erdirecek bir proje olduğu değerlendirmelerinin gündeme gelebileceği kıymetlendirilmektir.
































