Köşe Yazarları

Ekonomik ve finansal gelişmeler











Kur etkilerinin azaltılması çerçevesinde bu hafta Türkiye’de 200 milyar $’lık yalnız 10 yıllık olmak üzere dolar bazında % 6.20 faizle çıkarılan Devlet tahvillerine 600 milyar$’lık talebin gelmesi, yabancı yatırımcıların güvenine yönelik önemli bir sinyal olarak değerlendirilmektedir. Çünkü süre 10 yıl ve gelecek 10 yıl için Türkiye’nin ekonomisinin geleceğine de olumlu bakışı göstermektedir. İyiye gidişte bir gösterge olduğu kanaatindeyim.




Kurban Bayramı arifesinde döviz açıkları ve dövize olan aşırı talebin Türk Lirasına karşı ani ve şok kur yükselişlerinden sonra Türkiye’de gerek faizlerde yapılan değişiklikler,  iç ve dış borçlarda yapılan yapılandırmalarla ödeme güçlüklerinin çoğunun rahatlatılması ve dış borç döviz ödemelerinin, sendikasyon kredilerinin ertelenmesi döviz talebini azaltan rahatlatıcı önlem oldu. Aynı şekilde gerek tasarruf önlemleri ve dövizle yapılan bir çok işlemlerin Türk Lirasına çevrilmesi , TL mevduat faiz stopajlarının düşürülmesi, ki geçen yazımda da değindiğim gibi KKTC’de de TL mevduat stopaj vergilerinin paralel olarak % 5’e düşürülmesi gerekir, aksi halde süre içinde TL mevduatlarda bir miktar kayma riski olur. Ayrıca Türkiye’de döviz açığı nedeniyle döviz işlemleri ve talebinden kaçınmak için döviz mevduat stopajlarının yükseltilmesi amacı TL’ye dönüşü sağlamak içindir.  Dolayısıyla bu konuda KKTC’de  döviz mevduat vergi stopajında yapılan paralelliğe bence gerek yoktu, çünkü döviz açığı yok. % 18 gibi aşırı vergi stopajı da KKTC’deki döviz mevduatlarını başka ülkelere yönlendirme riski taşır.



Türkiye’de ayrıca sıkı  piyasa denetim paketleri, ve dış politikadaki özellikle ABD ile olan gerginliklerde yumuşatıcı önlemlerin karşılıklı alınması gibi benzer daha bir çok rahatlatıcı dış ilişkilerde gelişmeler, kurları bu hafta yatay hareketliliğe getirdi. Ayrıca enflasyonun daha korkutucu boyutlara ulaşmaması için bu önlemler enflasyonu frenleme gereğine de yönelik olmuştur.

En son TC Devletinin döviz tahvil ihraçlarına öngörülen dolar faizlerinin getirisinin (% 6.20) avantajlı oluşundan dolayı talebin yüksek olması, finansal ve kur piyasasını rahatlattı.  İhraç edilen Devlet döviz tahvillerinden sonra dolar kuruyla birlikte diğer kurların da hatırı sayılır oranda düşüşü görüldü. Bilahare hemen  FED’in aynı günde, ABD’nin dolar’da kademeli faiz artışına devam edeceği açıklamalarının ardından, TL karşısında piyasalarda dolarda bir miktar artış sağlandıysa da, TL üzerinde devam eden fazla bir etkisinin olmadığını gördük.

Bu önlemler çerçevesinde yeni bir gelişme de, konut satışlarındaki % 9-10 düşüşün yükseltilmesi ve konut stokunun azaltılması için 250 bin $ kıymetinde konut veya gayrı menkul yatırımı yapan yabancılara vatandaşlık verilmesi, ayrıca bu evlerin % 18 olan KDV’sinin de alınmayacağı öngörüldü.

Aslında KKTC’de de vatandaşlık verirken teşvik için yüksek meblağlı yatırımlar şartı getirilmesi hem ekonomiye sürekli gelir ve iş alanı geliştirme imkânı ve işsizliğe de yardımcı olur. Halbuki çoğunlukla KKTC’ye gelip vatandaşlık alanlar hem iş ! hem vatandaşlık alıyor, uzun bir zamandan beri!. KKTC vatandaşı bir çok genç de işsizlikten göç ediyor. Bidayette nüfus artışı için gerekli idi. Hatta o zaman bile planlı ve mesleğe göre programlanması ve ehil meslek sahipleri nüfusu oluşturulsa idi ehil insan kaynaklarının ekonomiyi kalkındırmadaki etkisinin önemi ve homojen bir yapının oluşması daha yararlı olurdu. Ancak son 10 yıllarda nüfusun birdenbire yüzbinlerce  artması ki sayımızı bilmiyoruz,  üstelik iş güç sahibi olmayan adapte olmakta güçlük çekenlere vatandaşlıkların özellikle seçim dönemlerinde hiçbir kriter tanımadan sıklaştırılması, çok sakıncalı oldu. Uzun yıllar burada izinli çalışarak her alanda katkı sağlayanlar ve burayı vatan seçenlere ve çocuklarına, ve ülkeye önemli yatırım yapanlara yasalara göre öncelik verilmesi hem hakkaniyet hem ülke menfaatlerine daha uygun olurdu. Hem de olağanüstü artan suç oranlarını düşürebilecekti. Tabii vatandaş olmayıp girişlerde de sıkı denetime kamu menfaati, kamu huzuru ve güvenci açısından, çok özen gerekli. Nitekim buna başlandığının açıklanması memnuniyet verici olup devamında gereklilik vardır.

Meclisimizin de çok yoğun çalışmasına ihtiyaç olduğu bu dönemde muhalefetin nisap sorunu yaratması çok sakıncalı. Hatta engel yerine tam tersi muhalefetin de ülke düzeni ve ekonomisi için önerilerinin getirilip Meclis’te görüştürülmesi, ekonomiye, kamu menfaati ve kamu düzenine  destek olması gerekmektedir. Bu halbuki muhalefete halk nezdinde artı puan getirecek bir davranış olur. Halbuki şimdi yapılan ve Meclis çalışmalarını olumsuz etkileyen Meclis Genel Kuruluna katılmama ve toplantıların sürekli yapılamasına engel konması halkta  ters tepmektedir.

Çünkü Hükümet edenlerin dış görevleri de olacaktır her zaman. Ve nisap eksilebilir. Hangi iktidar veya muhalefet olursa olsun Meclisin düzgün ve yoğun çalışması halkın genel beklentisidir. Zaten Meclisin Komiteler dışında 4 ay tatili de var.. Ve geriye kalan zamanda halkın gözü önünde Meclisi boykot etmek görülmüş bir şey değildir. Kim yaparsa yapsın. Halkın seçtiği Milletvekillerinin asli görevi Meclis çalışmaları ve çalışmaları da hızlandırmadır. Bu kadar ülke sorunu ve halkın sıkıntıları varken toplantılara katılmamanın mazereti olmaz. Halkın nabzına kulak verilmesi gerekir.

Türkiye’de ekonomik önlemlere katkı getirecek bir proje de geçen gün yürürlüğe girdi. İzmir’de Azerbaycan petrol Şirketi SOCAR ‘ın iştiraki ile Türkiye tarafından inşa edilen Star rafinerisinin açılışı yapıldı. Bölgemiz ve Avrupa ile Afrika Bölgesinde en büyük petrol operasyonu olarak açıklandı..Toplam yatırım maliyeti 19 milyar$ değerinde olacak toplam proje maliyetinin şimdi açılışı yapılan rafinerinin maliyeti 6.5 milyar$ olup 10 milyon ton ham petrol işleyecek, ve Türkiye’nin dış ticaret açığına 1.5 milyar$ ek katkı sağlayacak. Dizel’de  ithalat oranı % 40 gibi çok yüksek oranda düşecek ve bu miktarda dövizli ithalata gerek kalmayacak. Ayrıca Türkiye’nin jet yakıt ihtiyacının tümünü de karşılayacak ve ithaline ihtiyaç olmayacak.  Tamamen ithal ikame projesi olarak yeni ekonomi politikalarına ve cari açığa önemli katkısı olacak. Projenin %50’si Azerbaycan, % 50’si için proje finansmanı ve TC Devletinin 2 milyar$ teşvik desteği olduğu açıklandı. Hepimiz için hayırlı olsun. Aynı gemide geleceğimizi paralel ve gerçekçi politikalarla düze çıkarma hepimizin hedefi olmalıdır.

 





Başa dön tuşu