DÜŞÜŞ MÜMKÜN, AMA ÖNCE İSTİKRAR: Karavelioğlu: 1 Kasım seçimlerinin sonucu belli olana kadar, kısa süreli dalgalanmalar olsa da benim görüşüm kurlar Dolar 2,90, Sterlin 4.50 ve Euro da 3,20 civarında salınacak. 1 Kasım sonrası oluşabilecek büyük koalisyonla, Dolar TL karşısında 2,70, Sterlin de 4,20’ye gerileyebilir
ACELE EDİLMEMELİ: Dövizle borçlanan vatandaşların borçlarını Türk Lirasına çevirmek yönünde soruları olduğunu anlatan Karavelioğlu, bunun kendisine mantıklı gelmediğini söyledi. Karavelioğlu ayrıca, dövizdeki yükselişe rağmen vatandaşın gücü oranında borcunu ödemeye devam etmesini önerdi, “Eksik de olsa borcunuza taksit yatırın” mesajı verdi
ACİL ÖNERİLER: “Kuru sabitlemenin” sağlıklı bir adım olmadığını söyleyen Karavelioğlu, kısa vadede alınabilecek tedbirlerle ilgili önerilerde bulundu:
– Türk Lirası kredi kullanımlarında damga vergisi, BSİV, Tapu harcı sıfırlanabilir
– Döviz borçlanmalarda vergi artırılarak, TL borçlanma teşvik edilebilir
– KOBİ’lere faiz destekli kredilerin miktarı artırılabilir
– Konut satışlarının canlandırılması için Libor’a endeksli krediler çıkarılabilir. Kaynağı tapudan yapılacak satışlarla karşılanabilir.
– Dövizle borçlanmada, borçlanmadaki damga vergisi artabilir, devletin de geliri artar
– Türk Lirası ile borçlanırsan stopajı kaldırılabilir,
– Tapuda ödenen harç sıfırlanabilir
Baykan GÜRSES ÖZDAĞ
İktisatbank Genel Müdürü Ahmet Karavelioğlu, dövizdeki yükseliş karşısında vatandaşların ve yetkililerin atması gereken adımlara dikkat çekerek, bunun bir geçiş süreci olduğunu ve 1 Kasım’da Türkiye’de yapılacak olan seçimden sonra durumun daha da netlik kazanacağını anlattı. Döviz borcu olanların kurdaki yükselme nedeniyle borçlarını Türk Lirasına çevirme taleplerine de yanıt veren Karavelioğlu, bunun bu aşamada kendisine mantıklı gelmediğini söyleyerek beklenilmesi, bekle gör stratejisinin izlenilmesi tavsiyesinde bulundu.
Soru: Dövizdeki yükseliş vatandaşları tedirgin ediyor. Bu yükseliş nereye kadar devam edecek?
Karavelioğlu: Döviz için bir seviye belirtmek ve kestirebilmek zor. Buraya nasıl geldiğimize bakarsak nerelere gidebileceğimizi de görebiliriz aslında. Dünyada 2008 yılında yaşanmaya başlanan krizle birlikte ABD Merkez bankası FED piyasaya dolar sürerek, ABD doları basarak likidite musluklarını açtı ve dünyayı dövize boğdu. Bu bol para Türkiye’nin de içinde bulunduğu görece yüksek faiz veren gelişmekte olan ülkelere aktı ve gelişmekte olan ülkelerde hızlı bir büyümeye neden oldu.
Türkiye gibi bazı ülkelerde büyümenin motoru olarak inşaat sektörü önemli rol oynadı. Artık ABD’de büyüme rayına girip enflasyon yavaş yavaş yükselmeye başlayınca doğal olarak dünyaya salınan para öncelikle geri çekilmeye başlandı ve ardından da faiz artırım beklentisi FED yetkilileri tarafından dillendirilmeye başlandı.
Faiz artışı yaklaşmışken Türkiye’nin güney doğusunda jeopolitik riskler artmaya başladı ( IŞİD ve Suriye) üstüne Türkiye’de hükümet kurulamaması ve tekrar seçime gidilmesi, yeniden başlayan terör olayları nedeni ile kur tüm zamanların rekorlarını kırarak ilerledi. Kurda düşüşün olabilmesi için bu faktörlerden bazılarının Türkiye lehine değişmesi gerekli.
FED ve jeopolitik risk devam edecek ancak hükümetin kurulması, reformlara başlaması, güneydoğudaki terör olaylarını oluşturan nedenlerin bertaraf edilmesi Türkiye’nin elinde olan şeyler. Türkiye’de oluşan istikrarsız durumun giderilmesi ile düşen petrol fiyatları Türkiye’nin cari açık sorununu çözmesine önemli ölçüde katkı yapacak ve olumlu yönde etkileyecektir. 1 Kasım seçimlerinin sonucu belli olana kadar, anketlerin etkisi ile kısa süreli dalgalanmalar olsa da benim görüşüm kurlar dolar 2,90, sterlin 4.50 ve Euro’da 3,20 civarında salınacaktır.
1 Kasım sonrası oluşabilecek büyük koalisyonla ki uzun süreli bir reform hükümeti olması durumunda Doların TL karşısında 2,70, Sterlinin 4,20 civarına çekilmesi mümkün olabilir. Bunun olabilmesi tabii ki birçok değişkene bağlı olacak.
Borç ödemeye devam etmelisiniz
Soru: Dövizdeki yükselişe karşı özellikle borç yükü altında olan vatandaşlar ciddi mali sıkıntı içine girdi. Bu durum borçların geri dönüşünde ciddi sıkıntı yaratacak noktaya ulaşır mı?
Karavelioğlu: Şu anda borçların ödenmesinde büyük ölçüde bir sıkıntı yok. Kurun yükselişi önemli ancak kurdaki oynaklığın boyutu da önemli. Bu durum herkes için öngörülebilirliği etkiliyor. Kur belli bir noktada istikrar bulup dalga boyu küçülse, doğal olarak herkes yeni duruma adapte olarak kendi yükümlülüklerini, borçlarını, bütçesini organize edebilir.
Herkesin gelirine göre borçlanması, hangi para biriminde geliri varsa o para biriminde borçlanması gerektiğini her zaman söyledik, söylemeye de devam edeceğiz. Kurun bu kadar oynak olması doğal olarak sıkıntı yaratacaktır. Şu anda yapılacak şey, ödemekte olduğunuz taksiti ödemeye çalışmak giderlerinizi kısmak olabilir.
Döviz borcunuz varsa ve eskiden taksit için örneğin 900 TL yatırıyorsanız yine 900-950 TL karşılığı taksit yatırmaya devam etmekte fayda var.
En olmaması gereken şey, kur yükseldi diyerek taksit yatırmamak olur. Eskiden ne ödeme yapıyorsanız belki bütçenizi biraz daha kısarak, ödemeye devam etmelisiniz.
Kritik eşik 1 Kasım seçimi
Soru: Türkiye’deki seçim sonrası durum netleşecek mi sizce?
Karavelioğlu: Her şey 1 Kasım’da belli olacak. Türkiye’deki seçimle dövizin durumu belli olacak. Anketler seçimde farklı bir tablonun ortaya çıkmayacağını gösteriyor. 1 Kasım’dan sonra bir koalisyonun kurulması muhtemel. Koalisyonun sağlam adımlarla yapacağını reformlara odaklanması gerekiyor. Türkiye’nin yapması gereken işler var ve gecikiyor. Oradaki sıkıntı bize sirayet ediyor.
Şu anda yapılacak tek şey “bekle ve gör” dür. Piyasalar da bunu bekliyor. 1 Kasım’dan sonra koalisyonun kurulmaması demek birçok şirketin batmasını ve ülkenin sallanması anlamına gelecek. Bu bir kaos olur ve olabileceğine ihtimal vermiyorum. Türkiye bunları 2001 krizinde yaşadı bedelini çok ağır ödedi.
Allah’ın sopası yok ama piyasanın var…
Soru: Türkiye’de bir reçete konuluyor mu bu tehlikelere karşı?
Karavelioğlu: Allahın sopası yok ama piyasanın sopası var. 2001 yılında piyasanın sopası faizdi, siyaseti faizle dize getirdi. Bu krizde de kur sopası çalıştı. Aslında piyasa mesajını veriyor. Ama ben siyasilerin böyle bir öngörüsüzlük yapacaklarına ihtimal vermiyorum. Seçimden önce koalisyon kurulacağına ihtimal vermiyordum. Ama bu seçimden sonra ne olursa olsun mutlaka bir koalisyon kurulacağını öngörüyorum. Çünkü bunun kurulmamasının çok ciddi bir maliyeti olacak ve bunu kimse ödeyemez.
Soru: Ülkede pek çok alanda dövizle işlem yapılıyor. Türkiye’de dövizle borçlanma yasağı var. Ülkemizde de dile getiriliyor. Mümkün mü ve akılcı mı?
Karavelioğlu: Türkiye’de 2001 yılında dövizle borçlanma yasaklandı. O kriz doğrultusunda da Türkiye’de vatandaşlara dövizle borçlanmayı engellediler. Sadece döviz açısından baktığınızda bu oran Kuzey Kıbrıs’ta bu döviz bazında borçlanma % 40’lar civarındadır. % 56’lar civarında Türk Lirası borçlanma var. % 40 civarında dövizle borçlanma var. Dövizin % 20’si sterlin, % 10 dolar, % 10 da Euro olarak borçlanılıyor.
Bizdeki mevduat kompozisyonu da öyledir. Sistem burada dövizin üzerine kurgulanmış durumda. Hiçbir banka size konut kredisi alacağınızda illa Sterlin alın demiyor. Orada siz tercihte bulunuyorsunuz. Sterlin ister 4 olsun ister 5 olsun, sterlinle düşünen insanlarımız da var. Bütün karını ve zararını sterlin olarak hesaplayanlar da var.
Bizleriz aslında Türk Lirası kazanıp da döviz artınca gelirimiz düştü diyen. Biz kar ve zararımızı Türk Lirası olarak hesaplıyoruz. Ama bir kesim de var ki onlar sadece Sterlinle hesaplıyorlar. Böyle bir bakış açısı varken sizin kalkıp da dövizi yasaklayalım demeniz yanlış olur. Ben yasaklamalara karşıyım. Çözümü serbest piyasaya bırakmak lazım. Serbest piyasa kendi yolunu bulacaktır. Devlet ufak dokunuşlar yapabilir sapmalar olursa ve bunun için elinde araçları var. Dövizle borçlanarak ödeyemeyenler, bir daha dövizle borçlanmam diyecek ve piyasa bu disiplini sağlayacaktır. Dövize yasak getirmek yerine hükümete avantaj sağlayacak olan önlemler alınabilir. Gazetelerde birçok öneri okuyorum. Bazıları ekonomik akıldan çok uzak. Ben kategorik olarak yasaklamalara karşıyım.
Ne kadar yasak koyarsanız koyun, tüm emlak sektörü, araç sektörü döviz bazlı çalışıyor. Döviz bazlı yapılan ithalatlar nedeni ile de ürünlerde fiyat artışları yaşanıyor.
2001 krizinde Türkiye’de de döviz kredisi değil ama dövize endeksli kredi kullanan şahıslar ciddi sıkıntılar yaşadılar. Türkiye’de kanun koyucu, bireylerin kur riski konusunda şirketlere göre daha riske maruz kaldığını, kur riskini minimize edecek enstrümanlar konusunda bilgisi olmayacağı ve daha yaygın sorunlara yol açacağı varsayımı nedeni ile Yabancı Para ile borçlanmayı yasal olarak engelledi. Geliri Yabancı Para olmayanlar Yabancı Para ile borçlanamaz dediğinizde de eminim benim kira gelirlerim Sterlin o nedenle Sterlin borçlanmak istiyorum diyenler de çıkacaktır. Bu tür yaşanan olumsuzluklarla ilgili çıkacak haberler zaten dövizle borçlanma talebini azaltacaktır.
Dövizle borçlanmaya ek vergiler getirelim diyebilirsiniz.
KKTC’de dövizle gelir çok, bu nedenle döviz borçlanmaya ilgi var
Soru: Bireyler neden ilk olarak dövizle borçlanmayı tercih ediyor? Buna iten nedenler nedir?
Karavelioğlu: Dövizle gelirleri olduğu için borçlanıyorlar aslında. Bazen de spekülatif amaçlı olarak faiz farkından dolayı. Bugün 60 ay vadeli bir Sterlin kredi alsanız 10 bin Sterlin için 201 Sterlin taksit ödemeniz gerekiyor.
45 bin TL alsanız 60 ay vadeli 1.133 TL ödemeniz geliyor. Bu durumda Sterlin borçlanırsanız sterlin /Türk Lirası kuru 5,64’e gelene kadar bir sıkıntım yok diye düşünerek Sterlin kredi kullananlar da var. Bu riski bilerek aldığınızda sorun yok ancak geliriniz Türk Lirası iken bu tür krediler kullanmamakta fayda var. Bugün yaşadığımız gibi oynaklıklar, geliri Türk Lirası olan ancak yabancı para ile borçlanan kesimlerde sıkıntı yaşanmasına neden oluyor.
Bankalar üzerine düşeni yapıyor
Soru: Bankalar inisiyatif alıp borçlanan vatandaşların zorluğunu bir miktar azaltabilir mi?
Karavelioğlu: Bireysel olarak bankalar zaten bunu yapıyor. Siz diyelim ki 300 Sterlin karşılığı olarak eskiden 1170 TL ödüyordunuz. Şimdi kur artışı nedeni ile 260 Sterlin yatırırsanız ve bunu bankanızla görüşerek yaparsanız bir sorun olmaz. Belirsizliklerin giderilmesi ile birlikte banka ve borçlu bir araya gelerek yeni duruma göre borcun vadesini uzatma, TL’ye dönme vb birçok seçeneği masaya yatırabilir.
Burada en tehlikeli husus kur yükseldi ben hiç taksit ödemiyorum diyerek ödeme yapmamak olur ki bu zaten ahlaksızlığa yol açar.
Biz başka dünyada yaşamıyoruz
Soru: Sizin gündeminizde neler var?
Karavelioğlu: Borcunun vadesini açma, TL’ye dönme ve bunun gibi seçenekleri zaten bankalar her zaman uygulayabilir. Biz bankacılar olarak başka bir dünyada yaşamıyoruz. Biz de sıkıntıyı görüyoruz ancak sıkıntı konuşularak, karşılıklı görüşülerek aşılır.
Lefkoşa Belediyesi maaş ödeme sıkıntısı çektiğinde biz İktisat Bankası olarak kredi taksitlerini 3 ay ertelediğimizi tek taraflı duyurduk. Dileyen Lefkoşa Belediyesi çalışanı bankamıza başvurdu ve ertelemeyi uyguladık. Sıkıntı yaşayan herhangi bir müşteri mutlaka bankası ile görüşmeli. Her kredinin farklı bir hikâyesi vardır. Eminim karşılıklı konuşularak yeni duruma uygun çözüm bulunur. Müşterilerimizden bir talep gelmesi durumunda vadeleri açıyoruz. Müşteriler yaşadıkları sıkıntıları mutlaka bankalarıyla görüşsünler.
En çok döviz borçlarını Türk Lirasına dönelim mi diye soruluyor. Bana çok mantıklı gelmiyor. Çünkü benim beklentim 1 Kasım’dan sonra Türkiye’de koalisyon hükümeti oluşursa ve reforma başlanırsa Türkiye’nin anlatacağı hikayesi var. Her hükümet bir umutla gelir. O zaman bardağın dolu tarafı da görülmeye başlanacak ve kurlarda bir gerileme yaşanacaktır. Kimse unutmasın lütfen Türkiye halen dünyanın en büyük ilk 20 ekonomisi arasında yer alıyor. Güçlü ve dinamik bir ülke.
TL maliyeti yüksek…
Soru: Banka borçlarında neden Türk Lirası faizleri yüksek?
Karavelioğlu: Türk Lirası maliyetlerimiz yüksek. Şu anda Türk Lirası mevduat faizi aylık bazda 8.50 ile 11 arasında değişiyor bankacılık sektöründe. Kredi faizi de 12 ile 18 arasında değişiyor. Yabancı Para mevduat faizleri ise 0,50 ile 5 arasında değişiyor. Kredi de 6 ile 11 arasında değişiyor. Buradaki temel fark maliyet.
Şu an faiz indirimi mümkün değil
Soru: Türk Lirası borçlanma faizlerinde indirim mümkün mü?
Karavelioğlu: Şu kriz ortamında çok mümkün değil. Risk varken doğal olarak faizler yükselir. Türk Lirası faizlerin düşmesi ancak kredi talebinin düşmesi ile olabilir. Kuzey Kıbrıs’ta kamunun borcunun azaltılması Türk Lirası faizlerine düşürücü etki yapabilir ancak Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ta kredi faizleri arasında bir fark yok şu anda.
Kuru sabitlemek mümkün değil
Soru: Hükümetin bu konuda yapması gerekenler nedir?
Karavelioğlu: Hükümetin kurla ilgili çok müdahale edebileceği bir konu yok aslında. Kuru sabitlemek gibi ilginç öneriler yapılıyor. Bunlar ekonomik akıldan uzak öneriler. Türkiye Merkez Bankası’nın faiz artışı ile kuru aşağıya çekmesi gerekirdi, yapmadı. Devletin verdiği hizmetlerin dövizle fiyatlanmasından vazgeçilebilir. İthalden alınan vergilerle ilgili öneriler yapıldı daha önce ama bu zaten bütçe açığı ile boğuşan bir hükümetin tercih edeceği bir seçenek olmayacaktır diye düşünüyorum.
Ancak Türk Lirası kredi kullanımlarında damga vergisi, BSİV, Tapu harcı ve bunun gibi vergileri düşürebilir veya sıfırlayabilir. Yabancı Para krediler de bunu arttırabilir. Hükümet KOBİ’lerle ve TC Yardım heyeti ile birlikte faiz destekli TL kredilerle piyasaya canlılık sağlamaya çalışıyor. Bu kredilerin tutarları arttırılabilir.
Konut satışlarının canlandırılması için TR Libor’a endeksli krediler çıkarılabilir. Bunun kaynağı da tapudan yapılacak satışlarla karşılanabilir. Dövizle borçlanmada, borçlanmadaki damga vergisini artırırsınız, bu devlete gelir getirir. BSİV’yi artırırsınız, onları daha maliyetli hale getirirsiniz. Ama Türk Lirası borçlananlara da damga vergisi almıyorum dersiniz ve TL kredi kullanımını özendirirsiniz.
Türk Lirası ile borçlanırsan stopajı kaldırılabilir, tapuda ödenen harç sıfırlanabilir. Bunlar öneri olarak getirilebilir. Devlette bunlar yapılınca bir kayıp oluşmaz. 1 Kasım’dan önce alınacak önlemler pek fayda etmeyecektir aslında. Önünüzü göremediğiniz bir ortamda ne önlem alırsanız alın işe yaramayacaktır. Önünü göremeyen bir kişiye ev de satamazsınız, mal da aldıramazsınız. Türk Lirası satışını özendirmek açısından tapudaki harçlar örneğin alınmayabilir, azaltılabilir. Faiz destekli krediler gibi gayrimenkulü ilk defa alacaklara metrekare teşviki verilerek faiz desteği sağlanabilir.
1 Kasım’a kadar bekleyip, görmek en iyisi
Soru: Dövizdeki artış hayatı da aynı oranda pahalılaştıracak. Bu konuda iş dünyası ne yapmalı?
Karavelioğlu: Kurdaki oynaklık nedeni ile işletmeler kendilerini korumak için kurları çok daha yukarda belirlemek durumunda kalıyor. Daha istikrarlı bir noktaya ancak Kasım ayında gelebileceğimizi düşünüyorum. 1 Kasım’a kadar bekle gör stratejisi izlemelerinde fayda var.
































