Ekonomide kontratların uygulanması - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Salı, Nisan 23, 2024
Köşe Yazarları

Ekonomide kontratların uygulanması

Hukuksal zeminin belirginliğinin, hukukun makul sürede uygulanmasının ekonomide önemi zikredilmeyecek kadar büyüktür. Özel sektörün güçlenmesinden bahsederiz ya, güçlenmenin en büyük alt yapısı hukuki zemin ve onun ciddiyetle uygulanmasından geçer. Eğer siz mahkeme kararlarına uymamanın hapislikle cezalandırılmaması gerekir derseniz hukukun ve mahkeme otoritesinin içine eder, orman kanununu davet edersiniz. Eğer siz hukuka ulaşmayı pahalı yapar, erişimi salt paraya dayandırırsanız yine adaletin içine edersiniz. Eğer hukukta kararları 1-2 yıla yayar, haksızlığı büyütür, haklının tazminini geciktirirseniz yine hukukun üstünlüğünün içine edersiniz. Özellikle ticari uğraşta, hak aramada orman kanununu davet eder, güçlünün güçsüzü yediği bir zemin yaratır, yaşam kalitesini, ekonomik gelişimi sıfırlarsınız. Bence bu durumu yaratanlar vatan hainliği ile yargılanmalıdır. Hukuk ayırım gözetmeden herkese eşit uygulanmalıdır. Yalnız uygulanmamalı, uygulandığı apaçık görülmelidir. İşlediği cürüm kimsenin yanına kar kalmamalı, kâr kalmadığı açık seçik görülmelidir. Yapılan yasaların içeriğindeki cezalar yapılan cürümün kamu nezdinde ağırlığın değerlendirilmesini yansıtmalı. Yani ceza cürüme uygun ağırlıkta olmalı. Hukukçu olmak gerekmez, bunları sizin gibi herkes bilir diyeceksiniz. Ama genelde bu konuda halk tarafından bilinmeyenler de olabilir. Örneğin, hukuk mantık ve genel adalet içermediği sürece uygulanması hem zor, hem de görevinin tam tersini yapma riski vardır. Bir sözleşmenin hukuken değerlendirilmesinde yalnız lafsına (lafına) bakıldığı ve adalet terazisi ile değerlendirilmediği sistemlerde yasa yapıcılık bir o kadar daha ciddi ve uzmanlık işidir. Özellikle ekonomik ve ticari ilişkilerde uygulayıcıya, karar vericiye takdir hakkı vermek gereklidir kanısındayım. Eğer bizim gibi ufak bir ülkede hakimlere çok takdir hakkı bırakırsanız da sakıncası büyük olur. Hiç takdir hakkı bırakılmaması gereken hususlarda birkaç örnek vereyim. Eğer şu büyüklükte bir bıçak taşıyan 6 ay hapis olacak, ruhsatsız tabanca bulunduran 3 yıl hapis yatacak deyip mahkemeye hiç takdir hakkı bırakmamak bizim şartlardaki bir ülkede çok geçerli olur. Ancak ticari mevzuatta bu geçerli olmaz. Mutlaka mahkemenin bir yetki alanı olmalı. Bir örnek, ben İngiltere’de iken, bir İrlanda kökenli profesör eline bir 10 “pound” aldı, Merkez Bankası’na gitti. Al bunu bana 10 “pound” ağırlığında altınımı ver dedi. Çünkü o zamanlar, paranın doğuşuna istinaden, para üzerinde M/B guvernörü imzalı şöyle bir ifade var idi. “Bu parayı getirene 10 pound ağırlığında altın vermeyi deruhte ederim”. Tabii bizim profesörü deli çıkarıp M/B den kovdular. Dava açtı. Netice, hakim kontratın lafsına değil ruhuna baktı ve mahkemeyi boş yere oyaladığı için profesörün tüm mahkeme masraflarını ödemesini emretti. İnanmazdım, sevgili arkadaşım mahkeme kararlarını çıkarıp bana gösterdi. Şimdilerde enflasyon bizde %7 civarlarında, mahkeme kararı, davalı aylık %10 faiz vermeye, bir diğeri de Yıllık %170 faiz ödemeye mahkum olmuş. Demek ki legal sistem bizde kontratın yalnız lafsına bakar, adaletli olsun veya olmasın. Borçlar, borçlular çoğalacak, ticaret, yatırım ölecek, gelir dağılımı daha da bozulacak, mahkemelerin otoritesi yok olacak, yani kısaca ekonomik, ticari aktivite duracak, çeteler doğacak, orman kanunu hakim kılınacak. Bizler gibiler de güya ekonomiden anlar, ahkam keseceğiz.

Bu durum, ne yapılıp yapılmalı süratle düzeltilmeli. Adalet, mülkiyet hakkı gibi şahsi bazdadır. Mülk kimin ise onundur. İster Rum, ister İngiliz, ister Türk olsun. Bunun gibi adalet da şahsi bazda tecelli eder. Global asla olmaz. Tüm geriye dönük adaletsiz faiz uygulamaları şahsi bazda ele alınıp, süratle bir, bir dosyalar incelenip, kuzuyu kurttan ayırarak sağlıklı bir sonuca varılmalıdır. Sene be sene faizler, enflasyon, bankanın o dönem mudilerine ödediği dikkate alınarak bilirkişiler tarafından incelenmeli ve önerileri mahkeme kararına sunulmalıdır. Yalancıyı, fırsatçıyı dürüstten ayırma adaletin başlıca görevidir. Eğer geçmişte bankalar düşen enflasyon ve uyuyan M/B nedeni ile fahiş kâr yapmış ise, ki öyle görülmektedir, ve bunun üzerinden vergi vermiş ise, bankalara bunun geri iadesi şarttır. Eğer bizim tam-takır bütçede para yok ise, gelecek vergi mükellefiyetlerinden bu meblağın düşürülmesi yönünde gerekli yasa yapılmalıdır.
Ben yaşayarak ihtisas mahkemelerinin, “Rent tribunal”ın ne kadar bilinçle, ne denli hukuku süratlendirdiğini birinci el şahidiyim. Hem de demokrasinin beşiği sayılan bir ülkede.
Allah için artık kontratların süratle halli için gecikmeden gerekeni yapınız. Bu ekonomiye katkıda “0” faiz kredi, sübvansiyon vermeden kat kat gelişimine pozitif etki yaparsınız.
Ben hukukçu değilim; Yalnız bir ekonomist olarak bu hususların ekonomide önemini bildiğim, çeşitli ülkelerde uygulamalar hususunda tecrübeli olduğum cihetle bu konuda haddimi aşıp, cesaret ederek bu yazıyı yazdım. Hatam varsa yine de hukukçulardan özür dilerim. İnşallah onların yönetim ve ekonomi konularında düştükleri hatalara ben düşmemiş olayım. Lütfen bu yazıyı halkımız bir parça tuz ile alsın.


Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar