Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ekonomi “çantacı tüccara” teslim

Elinde bir çanta…

Önce sipariş toplar…
Gider…
İçinde bin tane kartvizit…
Bin tane broşür…
Vergi… KDV… İstihdam…
Memlekette matbaa mı var, yatırım mı var?
Hak getire…
Kimin umurunda…
Ha gümrükçüler mi?
Yerli yatırımcının imanını gevredir gümrüklerde…
Kendi kökümüzü söker…
Ama ekonomi de “elinde çanta” dolaşan tüccara teslim edilir.
Gel de iş yap.
Gözler Merkezi İhale Komisyonu’nda.
“Ne var ihalelerde…”
Kıb- Tek’te de benzer bir durum var…
Diğer kurum ihalelerinde de…
Siyah takım elbiseli amcalar…
Ayakkabılar cilalı…
Saçlar briyantinli…
Yanlarında bir “yerli yama…”
Her ihaleye talip olanlar var…
Elbette “yasal kılıf” bulunur.
Ama “niyet” önemlidir.
“İrade” dediğiniz şey, siyasetin iki dudağı arasındadır.
Bu ülke yatırımcısını, iş insanını ama her şeyden önce de “emek gücünü” düşünen varsa, en fazla dikkat etmesi gereken nokta da burasıdır.

***
Durum kötü, kötü, umurunuzda mı?

Piyasada para dönmez.
Hatır çekleri havada uçar…
Batık krediler tavan yaptı… 
Borç alan, geri ödeyemiyor…
Tahsilat geciktikçe, kapı önlerinde araçlar yanıyor önce…
Tehditler, adam kaçırmalar, yakmalar, darplar…
Her şeyin suyu çıktı ya…
Serbest piyasanın da suyu çıktı.
Kendi insanımız…
Kendi işçimiz…
Duvara vurup vurup dönüyoruz…
Serbest piyasanın da bir adabı var…
O adabı, insanımızın aleyhine kullanan kullanana…

***

Cezaevinde mahkumlar “açım” diyor

Bu konuya nerden girdim ben?
Geçenlerde, muhabir arkadaşlarımızdan birisi, “mahkumlar aç kalıyoruz diye şikayet ediyor” dedi.
Neden?
Cezaevinde, bildiğim düzenli yemek çıkıyor.
Ben de bir kez, sayın müdürün de içinde bulunduğu bir grupla yemek yedim, gayet de güzeldi.
Neyse…
“Kim sağlıyor yemeği” diye araştırınca…
Ortaya çıkan sonuç, üzücü…
Basit ve yalın anlatayım…
Yurt dışından bir “çantacı” geliyor ve cezaevinin yemek ihalesini alıyor.
Yerli yemek sağlayıcı şirketlerin tüm itirazına rağmen, verilen teklif, “maliyet hesaplamalarının da altında çıkıyor.
3 öğün, her öğün dört çeşit yemek sağlanacak.
11.3 TL…
Yahu 3 öğün…
4 yemek çeşidi…
11.3 TL…
Ama ne sorgu ne sual…
Nerde pişirecek?
Yemekleri nasıl sağlayacak?
Kaç istihdam yapacak?
Nasıl vergi verecek?
Hiç…
Kimin umuru…
Bakmışlar rakamlara vermişler…
Yerli catering şirketlerinin yatırımı, istihdamı, vergi yükümlülüğü falan da hiç düşünülmemiş.
Bir gardiyan tanıdığımı aradım…
Yemek çizelgeleri de elimde şimdi.

Bakınız…
Kahvaltı beş çeşit…
Öğle yemeği dört çeşit…
Dizi köfte…
Soslu- kepekli spagetti… Yoğurt… Ekmek…
Gelin görün ki…
Kağıda yazılı çizelgeye de uyulmuyor.
Ne uyan var, ne umursayan.
Akşam yemeği de beş çeşit…
Yayla çorbası, yanında soğanlı yahni, pirinç pilavı, yoğurt, ekmek, tatlısı da…
Sabah kahvaltı: 2.29 TL…
Öğle yemeği: 4.47 TL
Akşam yemeği: 4.47 TL…
Ara öğün: 2.29 TL…

Kişi başı…
Ucuz değil mi?
E hizmeti alanlar aç…
Neden?
E ona da lütfen denetlemekle yükümlü olanlar karar versin.