Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

EİLİNİ TAŞIN ALTINA KOYMAK SAYIN DEMİREL…

Türkiye’nin dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel…
İlerleyen yaşına rağmen, gücünü topladı ve KKTC’ye geldi.
Kendi ifadesi ile “can dostum” dediği rahmetli Rauf Denktaş’ı mezarında ziyaret etmek için.
Cenazesine gelememişti.
Vefa duygusunu mezarını ziyaret ederek gösterdi.
Demirel, Cumhurbaşkanı Derviş  Eroğlu’nu  ziyaret etti ve görüşmelere büyük önem  vermesini söyledi.
“Ne olursa olsun görüşme masasından ayrılmayınız” diye de tavsiyede bulundu.
Demirel’in bu sözleri  geçmişi hatırlattı bana.
Ta 21 yıl öncesini.

      ***

Türkiye’de Özal’ın ve ANAP’ın  vahşi özelleştirme politikalarından bunalan seçmen 1991 yılında Demirel  liderliğindeki DYP ile rahmetli Erdal İnönü liderliğindeki SHP’yi hükümete getirmişti.
Demirel Başbakan, İnönü Başbakan Yardımcısı idi.
Kıbrıs’la ilgili önlerinde buldukları ilk konu yaşanan demokrasi kriziydi.
Buradaki meşhur 1990 seçimlerine ağır müdahaleler yapılmış, Denktaş yeniden cumhurbaşkanlığına seçilmiş Eroğlu başkanlığındaki UBP de tek başına hükümet olmuştu.
Muhalefet partileri  CTP ve TKP müdahaleleri protesto ederek, bir ilke imza atmışlar ve kazanan milletvekilleri  mazbatalarını almayıp milletvekilliğini reddetmişler ve böylece muhalefetin parlamentoyu boykot dönemi başlamıştı.
UBP istifa eden milletvekillerinin yerine ara seçim yapıp muhalefetin boş koltuklarını da kendi adamlarıyla doldurmuştu.
Demirel ve İnönü böylesi bir krizin içine düşmüşlerdi.
Rahmetli İnönü buralara kadar gelip, uzun görüşmelerden sonra tarafları anlaştırıp 1993 yılı Aralığında erken seçime gidilmesini sağlamıştı.
İşte o seçimlerden sonra birinci DP-CTP hükümeti kurulacaktı.
Ve Kıbrıs sorunuyla ilgili gelişmeler de hızlanacaktı.

      ***

Dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Butros Gali  taraflar arasında güven sağlamak için kendi adıyla anılan  Güven Yaratıcı Önlemler Paketini sunmuştu.
Paket,  Maraş’ın Rum tarafına devredilmesi karşılığında Lefkoşa Havaalanı’nın Türk tarafını da kapsayacak şekilde doğrudan uçuşa açılmasını içeriyordu.
Halen tartıştığımız konuyu.
Rahmetli İnönü bu konuyu kendine misyon edinmiş ve güven yaratıcı önlemlerin hayata geçmesi için büyük çaba sarf etmişti.
Yapılan görüşmelerde epeyce de mesafe kat edilmişti.
Mesele   Türkiye kamuoyunun hazırlanmasına kalmıştı.
Sonuçta  Türkiye kamuoyu tarafından “toprak tavizi” olarak algılanacak bir operasyon yapılacaktı.
Sonradan Demirel’in basın danışmanlığını yapan bir zatın kaleme aldığı anılarından okuyoruz ki  rahmetli Denktaş Demirel’e “Maraş’ı Rumlara vereceğinizi siz açıklayınız” diye mesaj göndermiş.
Demirel de “benim üzerime yıkmaya çalışıyor” şeklinde sitemde bulunmuş.
Sonuçta Türk tarafı Güven Yaratıcı Önlemler Paketini  reddetmiş ve böylece konu kapanmıştı.  (Denktaş, 2003 yılında aynı paketi kabul ettiğini açıklayacaktı.)
     
      ***

Dönelim konunun başına.
Cumhurbaşkanı Eroğlu’na  mutlaka müzakere masasında kalmasını tavsiye eden Sayın Demirel  kendisinin 20 yıl önce yapamadığını yapmasını da söyleseydi ya.
Elini taşın altına koyup da bir anlaşmaya varmak için sorumluluk almasını.
Yoksa sonsuza dek müzakere masasında oturulabilinir…