BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin müzakere sürecinin başarı ile sonuçlanması ve varılacak uzlaşının yaşayabilir olması için sorumlukları var.
Hem de çok büyük sorumlulukları…
Bir kere Eide’nin en başta yapması gereken daha şimdiden liderler arasında varılacak anlaşmanın AB’nin birincil hukuku olacağı güvencesinin verilmesini sağlamaktır.
Bu yönde kişisel kapasitesini de kullanmalıdır.
Varılacak anlaşmanın AB’nin birincil hukuku olmaması demek sürdürülebilir olmaması demektir.
Gerginlik, çatışma ve kaos demektir…
Bunun için işin şakaya gelen tarafı yoktur.
Varılacak uzlaşma mutlaka AB’nin birincil hukuku olarak kabul edilmelidir.
Bunun başka yolu yoktur.
Bir de derogasyonlar ve muafiyetler konusu var.
Eide yaptığı bir açıklamasında varılacak anlaşmada derogasyonlar olamayacağını söylemişti.
Bence bu yaklaşımı doğru değildir.
AB farklılıkları bir arada barındıran çok kültürlü bir yapıdır.
Ve farklıklarını bazı özel düzenlemeler ve muafiyetlerle korumaktadır.
Kıbrıs’ta da farklıklar olabilir.
Kıbrıs Türk tarafının müzakere masasında bir uzlaşmaya varılması halinde bazı konularda geçiş dönemlerine, muafiyet ve kısıtlamalara ihtiyacı olacaktır.
Bu da uzlaşmanın yaşayabilir olması açısından önemlidir.
Kıbrıs Türk tarafının uyumu ve dengelerin kurulabilmesi için de bu şarttır.
Gelinen aşamada müzakere sürecinde ciddi ilerlemeler sağlandığını biliyoruz.
En kritik konulardan biri olan mülkiyet meselesinde bile önemli mesafeler kat edildiğini yazmıştık.
Geride toprak ve güvenlikle garantiler konuları var.
Liderlerle ekiplerinin müzakere sürecinde bugüne kadar ortaya koydukları performans çözüm umutlarını en üst düzeye taşımış durumdadır.
Gelinen aşamada artık müzakere sürecinin sonuca gidebilmesi büyük önem arz etmektedir.
Bu nedenle de ilgili tüm taraflara sorumluluk düşmektedir.
Başta da müzakere sürecinin önemli aktörlerinden biri konumunda olan Espen Barth Eide’ye…
Eide geride kalan kritik virajları arabayı devirmeden alabilmeleri için liderlere yardımcı olmalı, her ikisi ile arasındaki mesafenin eşit olmasına özen göstermelidir.
Bir de her iki taraftaki hassasiyetleri dikkate alarak liderlere yardımcı olmaya devam etmelidir.
Ajandasına önceliklerini yazarken varılması olası anlaşmanın kalıcı olabilmesi konusunda gerekli düzenlemelerin uluslararası alanda yapılabilmesi için yol gösterici olmalıdır.
Kısacası müzakere sürecinin geldiği noktada kimsenin hata yapma lüksü yoktur.
Eide’nin ise taraflar arasında dengeyi bozacak söz söyleme ya da adımlar atma hakkı yoktur.
Hele de umutlar bu kadar yükseltilmişken…

Önceki Haber
Sonraki Haber

























