Köşe Yazarları

Eğitimde tutumlar


 

“Tutumlar” eğitimde çok uzun süredir unuttuğumuz bir konudur. Sınavlar ve buna bağlı koşuşturmalar arasında pek aklımıza gelmemişti. Uzun süredir bu konuda bir şeyler karalamayı düşünüyordum ama fırsat bulamamıştık. Şimdi fırsatı bulmuşken, 2014’e girerken konuyu ele almakta yarar var. Aslında eğitimde çok önemli bir yer tutan “tutumlar” konusu, ülkemizde yıllardır göz ardı edildiği için eğitim-öğretim faaliyetlerinde ve onun yetiştirdiği bireylerde çok ciddi sorunlar yaşanmıyor değil…
Sınav odaklı eğitim sistemimizde eğitim ve öğretim faaliyetleri yaparken, bilgi ve beceri kazandırmayı hedefliyoruz ama unuttuğumuz bir şey var. Bu bilgi ve beceri tutum ve davranış haline dönüştürülemiyorsa orada tam anlamı ile öğretimden bahsedemeyiz. Yani aslında bireydeki tutumlar büyük oranda öğrenme yolu ile gerçekleşir. Tutumların oluşmasında rol oynayan etmenler arasında da aile, okul ve iletişim araçları ön sıralardan yer alıyor.
Yani bugün çevreye duyarlı değilsek, sanata, tiyatroya meraklı değilsek, tarihi eserleri sadece birer taş yığını olarak algılıyorsak, trafikte birbirimize karşı saygısızsak bu konuda tutum geliştiremedik demektir. Bir başka anlamı ile bu konuda tutum geliştirmemiz için bizlere gerekli eğitim öğretim faaliyetleri yeterince verilmemiş demektir.
En basit anlatımı ile bir çocuğa “yere çöp atma” diyebilmek için bu konuda onu bilgilendirmek, neden yere çöp atmamasın gerektiğini anlatmak ve o bilginin tutum ve davranışa dönüşmesine katkı sağlamak gerekir. Yoksa köşeyi döner dönmez o çocuk o çöpü yere atmaya devam edecektir.
Dolayısı ile tutum geliştirme ailede başlar, okulda devam eder ve çevresel faktörler de buna etki eder. Genellikle de bu tutumlar bireyin eğitim öğretim yaşamının ilk dönemlerinde daha kolay elde edilir. Daha sonraki dönemlerde bu tutumların kazanılması zorlaşır.
******
Peki, bu noktada bizim eğitim öğretim faaliyetlerimize bir bakalım. Bizim eğitim sistemimiz içerisinde ayrı ders olarak çevre eğitimi yok, barış eğitimi yok, trafik eğitimi dersi yok, tiyatro yok, kütüphane dersi yok, medya okuryazarlığı dersi yok, insan hakları dersi yok, yok oğlu yok!
Eeee! Peki bu çocuklar nasıl olumlu tutum geliştirecekler? Bugün olduğu gibi büyük oranda geliştiremeyecekler. Dolayısı ile de trafikte birbirine saygısız, çevreye duyarsız, tiyatrodan, sinemadan, sanattan anlamayan, bırak anlamayı bunlardan zevk alamayan, kitap okumayan, tarihi yerleri gezmek istemeyen bireyler yetiştireceğiz, yetiştiriyoruz.
Çevre eğitimi ile ilgili olarak eğitim bilimciler; Çevre eğitimi dersi ile konunun sınırlandırılmaması gerektiğini, mümkün olduğu kadar diğer derslerde konuların çevre ile ilişkilendirerek anlatılması gerektiği üzerinde dururlar.
Ülkemizde 150 civarında ilk ve orta öğretim okulu var. Kaçında tiyatro kolu var? Kaç okulda kütüphaneler tam randımanlı kullanılır? Bu sayı bir elin parmaklarını geçmez.
Bu ülkede yıllar önce yanıp kül olan Devlet Tiyatroları’nı yeniden tamir etmeyen veya yenisini yapamayan, hükümetler ve devlet yapısı var karşımızda… Bu bile bize aslında sanatın tüm dalları ile ilgili geliştirilmesi gereken tutumların ne kadar eksik kaldığının bir göstergesi olsa gerek…
******
Aslında burada yapılması gereken en erken bir zamanda eğitim sistemimizde ve öğretim programlarımızda katılımcı bir anlayış ile ciddi bir reforma gitmek, sınav odaklı olan eğitimimiz bundan kurtarmak, daha çok düşünme becerisini ve doğru tutumlar geliştiren bir sisteme doğru yol almak gerekiyor.
Aksini bile düşünmek istemiyorum.
Çünkü gelecek bugünden daha kötü olacağı kesin…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı