Köşe Yazarları

Eğitimde şuralar ve çalıştaylar


Kıbrıs’ın kuzeyinde 1974’den sonra beş kez eğitim şurası yapıldı ve sayısını hatırlamadığım kadar da çalıştay yapıldı.

İlk eğitim şurası Ekim 1975’de Kıbrıs Türk Federe Devleti Geçici Bakanlar Kurulu döneminde Orhan Zihni Bilgehan’ın eğitim bakanlığı sırasında yapıldı. O günden sonra eğitimde şura yapmak aklımıza bu tarihten 16 yıl sonra geldi. Haziran 1991’de CTP ve TKP’nin meclisi boykot ettiği dönemde UBP hükümeti ikinci kez şura yapma ihtiyacı hissetti. O dönemde de Salih Coşar Eğitim Bakanı’ydı. 1974 sonrası 20 yıl aralıksız devam eden UBP hükümetleri KTFD Geçici Bakanlar Kurulu’nun yaptığını saymazsak, sadece bir kez eğitim şurası yapmış…

1993 sonunda yapılan erken seçimle hükümet olan DP-CTP hükümetinde eğitimde ciddi radikal kararlar almakla bilinen Mehmet Ali Talat’ın eğitim bakanı olduğu Haziran 1995’te 3’üncü Milli Eğitim Şurası yapıldı. Lafı daha fazla uzatmadan 4 ve 5’inci Milli Eğitim Şuraları da CTP-DP hükümetleri döneminde 2005 ve 2014 tarihlerinde yapılıyor. Üç ayrı dönemde toplamda 10-12 yıl görevde kalan CTP-DP hükümetleri döneminde üç şura yapıldığını söylemekte yarar var. Peki, şura kararlarının eğitime yansıdığını söyleyebilir miyiz? Çok zor…

1974’ten bugüne kadar geçen 45 yılda belli ki UBP’li hükümetlerin şuraları sevmediğini görüyoruz. Zaten geçen 45 yılda 5 şura ancak yapabilmişiz. Çağdaş toplumlarda bu en çok beş yılda birdir. Son yıllarda bu daha da sık olmaktadır. Değişen dünya ve teknoloji ile birlikte eğitimde de yenilikleri takip etmek gerekiyor. Belki de şuraları 2-3 yılda bir yapmak gerekecek. Bakınız en son yaptığımız 5’inci Milli Eğitim Şurası’nın üzerinden 5 yıl geçmiş…

“Şura ve çalıştay yapıyoruz da ne oluyor?” dediğinizi duyar gibiyim. Doğrudur, bugüne kadar yaptığımız şuralarda alınan tavsiye kararlarını uyguladığımızı ve ciddiye aldığımızı gören olmadı. Şura kitapçıkları tozlu raflarda duruyor ve onları karıştıran da yok. Birkaç eğitim bakanı dışında şura sonuç bildirgesini okuyan da olmadı diye düşünüyorum. Okumuş olsalardı en azından orda yazılanların nasıl uygulanacağı konusunda kafa yorarlardı.

5’inci Milli Eğitim Şurası’nda görev yapmış biri olarak, bu şuralarda çok ciddi emekler veriliyor. Onlarca akademisyen, öğretmen ve sivil toplum örgütü temsilcisi günlerce eğitimi tartışıyor, fikirler üretiyor. Ancak 3-5 yılda bir değişen hükümetler ve eğitim bakanları bu şura kararlarını ciddiye alamayarak, verilen bu emeğe de saygı duymuyor. Elbette bu şura ve benzeri çalıştaylara katılan akademisyen ve öğretmenler bu ilgisizlik karşısında katılım konusunda isteksizlik göstermesi çok normaldir.

Bu toplum “boş verin siz bu akademisyenlerin dediğini” diyen eğitim bakanı da gördü. Tüm bunları gören, düşünen biri olarak geçtiğimiz günlerde yapılan “Vizyon 2030 Eğitim Strateji Planı Çalıştayı” için ümitlenmek istiyorum. Bunun için Talim ve Terbiye Dairesi eski müdürü Salih Sarpten ve şimdiki müdürü Murat Aktuğ’un ciddi çaba gösterdiğini biliyorum. Buna rağmen bu çabaların da boşa gideceği korkusunu da içimden atamıyorum.

Umarım ben yanılırım ve bu çalıştayda ortaya çıkan düşüncelerin hayata geçmesi için siyasi irade ortaya konulur. Çünkü bizde bugüne kadar şura kararlarının uygulanamamasının en önemli sebeplerinden biri de gerekli siyasi cesaretin gösterilememiş olmasındandır. Şuralar ve çalıştaylar yapılır, sonuçlar ortaya çıkar ama bunu uygulamaya koyacak olan siyasi otoritedir, Milli Eğitim Bakanlığıdır, hükümettir.

Eğitimde iyi bir performans gösterdiğimizi söylemek çok güçtür. Dolayısı ile bu tür şura ve çalıştayların önemi daha da büyüktür. Konusunda uzman kişilerin söyledikleri elbette önemlidir, dikkate almakta yarar vardır.

Eğitim, bilimin ışığında yürürse ve planlı olursa başarılı olur.

 

 




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı