Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Eğitimde kriz yönetimi

barış Uzunahmet

Ülke geçtiğimiz günlerde su taşkınları ile mücadele etmek zorunda kaldı. Aşırı yağış ve bununla birlikte çarpık yapılaşma ve barajların bakımsızlığı da su taşkınlarının beklenenden fazla etkili olmasına neden oldu.

Ülkede tüm bunlar yaşanırken eğitim de elbette ki olan bitenden nasibini aldı. Ülke bu tür olaylara hazırlıklı olmadığını gördük. Kriz yönetimi diye bir şey var… Gerçi bizim memlekette değil kriz, normal yönetme konusunda da sorunlar var. Aslında bir yönetememe durumu var.

Eğitimde Kriz Yönetimi diye bir de uğraş var elbette… En basit tanımı ile  “Eğitimde kriz yönetimi, okullarda oluşabilecek doğal afet, şiddet, kaza gibi beklenmedik durumlara karşı hazırlıklı olmayı, hızlı ve etkili müdahale etmeyi ve zararı en aza indirerek normalleşmeyi sağlayan sistematik bir süreçtir; bu süreç, kriz sinyallerini fark etme, hazırlık yapma, müdahale etme, iyileştirme ve öğrenme aşamalarını içerir. Temel adımlar arasında kriz ekibi kurmak, iletişim ağını oluşturmak, planlar hazırlamak, personel eğitimi vermek ve sürekli geri bildirimle sistemi geliştirmek bulunur.”

Ara da bulasın bizde bunları… Yağmurun yoğun olarak yağdığı günde, devletin ilgili kurumları istişare edip de ertesi gün okulların kapanması gerektiğine karar veremedi. Ya da Eğitim Bakanlığı uzmanları dikkate almadan “okullar yarın açıktır” dedi.

İşte yağan yağmurun, oluşan su taşkınlarının ülkede nasıl bir etki yaratabileceğini göremiyor, hesaplayamıyorsanız konuya bilimsel yaklaşmıyorsunuz demektir. Her işte olduğunu gibi bunda da işimiz hep guduru…

Mesela çok merak ederim yağmurun yoğun bir şekilde yağdığı ve ertesi gün yağacağı açıklanmışken, ülkenin birçok yerinde su taşkınları varken Milli Eğitim Bakanlığı hangi gerekçelerle “okullar açıktır” diyebilmiştir?

Eğer sadece “okullar pek zarar görmedi” tespiti üzerinden bu karar alınmışsa, konu bütünlüklü düşünülmüyor demektir. Kaldı ki okulların bir kısmı da zarar görmüş. Peki çocuklar okula nasıl gelecekti? Karar vericiler bu soruyu kendilerine sormadılar mı? Belediyeler ve Polis Örgütü zorunlu olmadıkça sokağa çıkmayın diye çağrı yaparken, bazı yollar kapalıyken, okula gidiş saati oluşacak trafik hiç mi hesaba katılmadı?

İşin ilginç tarafı ayni Eğitim Bakanlığı bir gün sonra okulları tatil etmek zorunda kaldı… Peki ne değişti? Bir gün önce de ayni sorun devam ediyordu. Gerçekte anlamakta zorluk çeker insan… Kaldı ki bu konu sadece “yağmur yağdıydı, durduydu, su taşkını vardı yoktu” konusu değil ki… Bunun bir de psikolojik boyutu var. Bahse konu olan çocuklarımızdır. Kim çocuklarını zorda kalmazsa böyle bir ortamda okula gönderir?

Zaten taşkınların olduğu ilk gün ilköğretimde okula gitmeyen çocuk sayısı %70… Ortaöğretimde bu rakamın daha da yüksek olduğu söyleniyor. Eğitimi yönetenler bilmez mi ki, sınıfta 3-5 çocuk bile eksik olduğunda öğretmen yeni konu işlemez veya doğru dürüst bir şey yapmaz… Bu saatten sonra konuşulması gereken eğer ki ders kayıpları yaşanmışsa bunu nasıl gidereceğiz.

Kısacası biz yine eğitimde bu krizi yönetemedik. Beceremedik, öngöremedik.

Bizim bir de söyle bir huyumuz vardır. Biz olan bitenden ders çıkarmayız. Şimdi bu taşkınları yaşandı, etkileri de yavaş yavaş azaldı. Peki bundan sonra ne olacak? Bir daha benzer bir yağmur yağarsa ne olacak?

Mesela eğitimi yönetenler önlem almak için okulların sular altında kalmasını veya çocukların ciddi zararlar görmesini mıbekleyecekler?