Yeni bir İlahiyat Koleji tartışmasının içine çekildi yine toplum… Başörtüsü meselesi nispeten biraz gündemden düşmüşse de ülkeyi yönetme konusunda beceriksiz olan bir hükümet, yine vatandaşı birbiri ile kırdırmayı beceriyor.
Mağusa’da ikinci bir İlahiyat Koleji’nin açılması için protokol imzalanması özellikle laik çevreler tarafından tepkiyle karşılandı. Altını çizmek gerekir ki verilen tepkiler “dikkatle seçilmiş” tepkilerdir. Tepkilerin ana nedeni, KKTC’deki okullarda 250 civarında konteyner sınıflar varken, birçok okulun deprem için güçlendirilmesi gerekirken, böylesi bir okulun öncelikler arasında yer almasıdır.
Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, ikinci bir İlahiyat Koleji’ne karşı çıkan laik kesimi yatıştırmak için “merak etmeyin kontrol Milli Eğitim Bakanlığı’ndadır, zaten İlahiyat Koleji müfredatı diğer düz liselerin müfredatına benzer, 3-4 tane fazladan dini dersler yaparlar” gibi tansiyonu düşürücü açıklamalar yapsa da pek ikna edici olmadı. Çavuşoğlu, Hala Sultan İlahiyat Koleji’nden örnekler ve rakamlar vererek bu okulda öğrenim gören kız çocuklarının başörtülü olanların, başörtüsü takmayanlardan daha az olduğunu anlatıyor.
Bu kararları alan hükümetin ve Eğitim Bakanı’nın anlaması gereken şudur; Kıbrıslı Türkler bugün için değil yarın için korkuyor ve çekiniyor. Bu durumu kimliğine ve kültürel yapısına müdahale olarak görüyor. Günün sonunda Kıbrıslı Türkler Atatürk devrimlerini belki de Türkiye’den önce özümsemiş/benimsemiş, Atatürk’ün işaret ettiği “muasır medeniyetler seviyesi” hedefini önüne koymuş ve buna ek olarak 1878-1960 yılları arasında İngiliz Yönetimi altında yaşamış olmanın verdiği bir bakış açısı ile yüzünü hep batıya döndürmüştür.
Sayın Bakan, “halktan talep var” diyor. Çok merak ederim, hangi halktan? Ya da kaç bin tane imza toplandı ve “Mağusa’ya İlahiyat Koleji isteriz” denildi?
Halkın başka talepleri de var sayın Bakan? Namık Kemal Lisesi’ndeki çocuklar neredeyse üç senedir konteynerler ders yapıyorlar. Vatandaş bunun için karşı çıkıyor. İlahiyat Koleji’nden önce yapılması gereken çok şey var Mağusa’da…
En yetkili olan Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun söyledikleri üzerinden konuyu tartışmaya devam ediyorum. Sayın Bakan “İlahiyat Kolejleri imam yetiştirmeyecek, diğer okullarımız gibi bu okullardan mezun olanlar da doktor, mühendis, avukat olacaklar” diyor. Yanılmıyorsam yıl 2010 ve dönemin Eğitim Bakanı Kemal Dürüst… Haspolat Meslek Lisesi’nde imam yetiştirmek için İlahiyat Bölümü açılıyor. Daha sonra süreç içerisinde bu Hala Sultan İlahiyat Koleji’ne dönüşüyor. İmam yetiştirilmekten vazgeçiliyor, İngilizce bilen dini bütün vatandaş yetiştirilecekmiş… Ne de olsa Kıbrıslı Türkler yeterince Müslüman değiller bazılarına göre…
Daha sonra bu da değişiyor çünkü İlahiyat Koleji’nin İngilizce eğitim veren bölümlerine ayrılan 120 kontenjan doldurulamıyor. Kolej sınavında 50 puan alanları dahi okula kabul etmelerine rağmen kontenjanların yarısı bile dolmuyor. Ek sınavlar yapılıp öğrenci almaya çalışılıyor. Bu arada tabii ki Türkçe İlahiyat bölümüne de daha çok öğrenci alınmaya başlanıyor. Şimdi da yeni bir tartışma var. “Haspolat’takiİlahiyat Koleji çok uzak gidip gelme çocuklar için çok zor, onun için Mağusa’ya bir İlahiyat Koleji gerekir.”
İyi güzel de Lefkoşa’nın merkezinde İlahiyat Koleji’nden çok önce Bülent Ecevit Anadolu Lisesi ve 20 Temmuz Fen Lisesi vardı. Eğitime devam ediyorlar. Onlara da KKTC’nin her yerinden öğrenci geliyor.
Her ilçeye birer Anadolu Lisesi ve Fen Lisesi açmak gerekmez mi şimdi?


































