EğitimKöşe Yazarları

Eğitimde duyuşsal davranışlar ve demokrasi

Barış Uzunahmet yazdı







İnsanlara kazandırılmak istenen duygular, tercihler, değerler, ahlaki kurallar, istek ve arzular, güdüler, yönelimler ve benzerleri “duyuşsal davranış” kapsamına girer. Özellikle, duyuşsal eğitim denildiğinde ahlak eğitimi, değer eğitimi, karakter eğitimi, barış eğitimi, demokrasi eğitimi, kişiler arası ilişkiler veya insan ilişkileri eğitimi, sosyal beceri eğitimi ve benzerlerini çağrıştırdığı söylenebilir. Eğitim öğretimin amaçlarından birisi de “Duyuşsal davranışların kazandırılması” olmasına rağmen bu konudaki çalışmaların yok denecek kadar az olduğunu görüyoruz. Eğitim sistemimizin sınav odaklı olması bizi bunları unutmaya zorluyor.




Ülkede duyuşsal davranışların kazandırılması konusu eğitim sistemimizde yıllardır unutulmuş durumdadır. Dolayısı ile bunu sağlayacak olan da eğitimi yönetenlerdir.



Bırakınız okullardaki laboratuvar çalışmalarını, kütüphane alışkanlığı, çevreye duyarlılığı sağlayan Tarım dersleri, paylaşmayı öğreten Ev Ekonomisi dersleri gibi dersler müfredatta ya yer almıyor ya da varsa bile hakkı ile yapılmıyor.. Bizim kuşak gerek ilkokulda gerekse orta öğretimde bu bahsettiğimiz dersleri hakkını vererek yaptı. Bugün çağdaş eğitimde bu duyuşsal davranışların gelişmesine katkı sağlamak için, medya okuryazarlığı, insan hakları, barış eğitimi, çevre dersi, vatandaşlık eğitimi gibi dersler müfredatta yer almaktadır. Modern toplumlarda bunları bulmak mümkündür.

Bizde ise durum tam tersidir. Sınav odaklı bir eğitim sisteminde çocuklar yarış atı gibi yarıştırılıyor ve çoktan seçmeli sorularla çocukların gelişimini ölçmeye çalışıyoruz. Kaldı ki bunu da tam beceremiyoruz. Beceremediğimiz gibi duyuşsal davranış geliştirmede de sınıfta kalıyoruz. Bugün gerek ilkokullarımızda gerekse orta öğretimde sınavlara hazırlanan çocuklar hiçbir sosyal faaliyete katılamadıkları gibi okullarda yapılan etkinliklere de katılmaları neredeyse sınırlandırılmıştır.

Bugün ülkede çevreye duyarlı bireyler çok az ise, trafikte insanların birbirine karşı hoşgörüsü dibe vurmuşsa, büyük bir çoğunluğumuz kitap okumuyorsa, bunun en önemli nedeni eğitim programlarımız bunlara cevap verememesidir. Duyuşsal davranış geliştirmeyi unutmuş olmamızdır.

Eğitim sistemimiz bilişsel düzeyin ötesine geçmekte zorlanıyor. “Ver bilgiyi, çocuk ezberlesin, sınavda yapsın sonra da unutsun” durumunu yaşıyoruz.

Halbuki biz, problem çözme becerisi gelişen, özgüveni yerinde, fikirlerini serbestçe ifade edebilen, edindiği bilgiyi alıp analiz eden ve o bilgiden yararlanarak başka bir düşünce geliştirebilen bireyler yetiştirmeliyiz.

Mevcut eğitim sistemimiz ne yazık ki bunlara cevap veremez durumdadır. Kağıt üstünde öğrenci merkezli bir müfredatımız varmış. Uygulama sınav odaklı olduktan sonra ve kendi müfredatınla çelişiyorsa, oradan çıkacak ürünün sağlıklı olmayacağı aşikardır.

Bugün ülkede demokrasi sorunu da var mı? Vardır. Demek ki demokratik toplum da yoktur. Hatta bireyler de demokrat değildir. Bunların hepsi bir zincir gibi birbirine bağlıdır. Demokrat kişi, demokrat toplum, demokrat ülke istiyorsak bunun eğitimle de ilgili olduğunu bilmemiz gerekir. Eğitim sistemimiz “biat eden”  birey yetiştirmek üzerine kurgulanmış olduğunu söylersek, çok da yanılmayız.

Biz ancak duyuşsal eğitime önem verildiği, demokratik bir eğitim anlayışı ile demokratik topluma ulaşabiliriz.

 









Başa dön tuşu