Eğitim; Çokkültürlülük, göç ve kimlik

10 Aralık 2017 Pazar | 12:25
Barış Uzunahmet

Bu ülkede eğitimi yönetenler belki farkında değil ama, üç gündür Mağusa’daki Salamis Hotel’de bir eğitim kongresi vardı. Dokuz farklı ülkeden, 65 farklı üniversite ve 200’ü aşkın akademisyen “Barış eğitimi; Çokkültürlülük, göç ve kimlik” konusunda fikirlerini ortaya koydu.

Dünya Eğitim Araştırmaları Birliği’ne de üye olan Kıbrıs Eğitim Araştırmaları Birliği’nin üçüncüsünü düzenlediği bu kongrede göçe bağlı olarak eğitimde yaşanan sorunlar irdelendi.

Bildiğiniz gibi özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden yaşanan iç sorunlar ve savaşlar nedeniyle binlerce insan göç etmiş veya bugün dahi etmektedir. Özellikle Avrupa bu göç dalgasından ciddi oranda etkilenmektedir.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) “Uluslararası Göç Görünümü 2017” raporunu göre; OECD ülkelerine 2015 yılında 4 milyon 700 bin, 2016 yılında ise 5 milyon kişi, kalıcı göçmen olarak giriş yaptı. Yani yaklaşık 10 milyon insan çoğunluğu Avrupa olmak üzere OECD ülkelerine göç etti.

2016 yılında yaklaşık 1,6 milyon kişi iltica başvurusunda bulundu. Bu başvuruların 1,5 milyonu kabul edildi. Böylece Avrupa’daki yurt dışı doğumlu yabancı kökenli nüfusun sayısı 124 milyona yükseldi. 2016’da en fazla iltica başvurusu 722 bin kişi ile Almanya’ya yapıldı.

Kısacası özellikle Avrupa ülkeleri bu göç dalgası ile altüst oldu. Bundan en çok etkilenen de eğitim oldu. Göç nedeniyle eğitimde yaşanan sorunların önüne geçilemiyor. Zaten Avrupa Birliği’ndeki serbest dolaşımdan dolayı birçok Avrupa ülkesindeki okullarda farklı ülkelerden gelen çocukların yer alması ve bunların yaşadığı sorunlarla boğuşulmasına ek olarak, Avrupa ülkeleri bir de Avrupa dışından aldığı göçler nedeniyle eğitim daha da karmaşık hale geldi. Bu nedenle Avrupa’da yayın yapan bilimsel dergiler “eğitim ve göç” konusunda makaleler aramakta, sorunlara çözüm önerecek akılcıl fikirlere önem vermektedirler.

*****

Belki biz farkında değiliz ama KKTC de bu göç dalgasından kendi çapında nasibini almıştır. Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı verilerine göre bugün bizim de okullarımızda %5 civarında  ana dili Türkçe olmayan çocuklar bulunmaktadır. Üniversite öncesi kurumlarımızda yaklaşık 50 bin öğrenci olduğunu düşündüğümüzde bu %5’lik oran azımsanmayacak bir rakam olduğunu anlıyorsunuz. Elbette bu çocukların yaşadığı ve yaşattığı sorunlar vardır. Eğitimi yönetenlerin bu durumdan farkında olup olmadığından emin değilim.

Bir örnekle olayın KKTC’deki ciddiyetini de anlamanıza yardımcı olmaya çalışayım.  Mağusa’daki Gazi İlkokulu’nda 16 farklı ülkeden öğrenci bulunmaktadır. Böylesi bir ortamda öğretmenin veya öğrencilerin sağlıklı bir eğitim faaliyetini sürdürmesi münkün mü? Elbette mümkündür. Eğer gerekli önlemler alınırsa tabii ki… KKTC’deki birçok okulda belki bu oranda olmasa farklı milletlerden öğrenciler bulunmaktadır. Bu durumla ilgili tek bir adım atılmamıştır. Eğitim Bakanlığı’nın bu konu ile ilgili bugüne kadarki tavrı “at çocuğu okula, öğretmenin de çocuğun da ne hali varsa görsün” şeklindedir.

Dolayısı ile çok acil bir şekilde KKTC’de eğitimi yönetenlerin bu konu ile ilgili olarak bir çalışma başlatması gerekmektedir. Bu konuda bir çalıştay  veya şura yapılması kaçınılmazdır. Gerçi bu ülkede şura kararları ciddiye alınmaz ve tozlu raflar arasında yerini alır. Bilimsel verileri ciddiye almadığınız durumlarda da bizim ülkede olduğu gibi günübirlik kararlarla eğitim yönetilmeye çalışılır.

Açık ve net söyleyim. Kısa sürede adımlar atılıp bu ülkedeki ilk ve orta öğretimde öğrenim gören yabancı öğrencilerin ve öğretmenlerin sorunları çözülmezse vay halimize!